PULSUZ DAMGASIZ MEKTUPLAR;
ben
Keske
Takipteyim
Eskiden, cok eskiden
YAZ BANA

2.11.11
Böyle

Ben elimden gelenin en iyisini yapıyorum hep. Bütün kayıplarım, iç yanmalarım, üzüntülerim, üzmelerim, ağlatıp ağlamalarım hep elimden gelmemesinden. İlişkilerimin istisnasız hepsinde ben oluyorum acıtan, hep elimden gelmemesinden bu. Yoksa dedim ya en iyisini yapıyorum elimden gelenin ama elimden gelmiyor işte. Nasıl oluyorsa en çok acıyan ben olurken acıtan deniyor bana. Nasıl beceriyorum bilmiyorum ama hep aynı şeyi yapıyorum enkaz bırakıyorum ardımda. Sonra pişmanlıktan ölsem de dönemiyorum o enkaza, o yıkıntılar yerini yepyeni güzel şeylere bırakıyor ve benim parçalarım boşlukta kalıyor. Boşlukta bir sürü parçam var benim. Başkalarının sahip olduğu parçalar, onlar bıraksalar da o parçaları ben geri alamıyorum. Ben unutuluyorum, unutmuyorum.

10:50 AM
23.6.11
2206

Merhaba, Özge ben, ömrümün 27 yılını tamamladım dün. Doğumgünleriyle aram yok, eskiden sıkı fıkıydık, sonra bişey oldu ve geçti. Ama dün bişey yaptı bana arkadaşlarım, öyle bişey ki, öyle anlamlı öyle özel ki, parçalarımı topladı o şey. Dünyanın her bir yerlerine dağılmış parçalarım birleşti. İnsan başka ne ister diye düşünüyorum, daha kıymetli ne var hayatta mutlu olmaktan başka.

Ben dün doğdum, ağlaya ağlaya yeniden doğdum.

10:05 PM
17.1.11
bu böyle giderse

Bir ucu bir kuyuda kaybolan rüzgârlı bir şosede
bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatimiz yalnayak
yüzü saçlarıyla örtülü kavuşma saatimizin
bir de ağır yürüyor ki deli olmak işten değil
Bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatimiz yalnayak
ben de telefon direğine bağlıyım kollarımdan
yüreğim de yorgun mu yorgun duracak nerdeyse
bir de alnıma bir su damlıyor aynı yere artsız arasız
Bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatimiz yalnayak
ben de seni düşünüyorum da seni düşünüyorum
ben de seni düşündükçe o da ağırlaştırıyor yürüyüşünü
bu böyle giderse yıkılabilirim direğin dibine
o yanıma varmadan.

Nazım Hikmet Ran

1:29 PM
31.12.10
hal

Her şey o kadar sıradandı ki sen gelene kadar, tarihi geçmiş bir sütle başlamıştım güne ki bu bile sıradan hayatımın sıradan detaylarından biriydi.

12:10 PM
17.12.10
ki

Cesme'de Methan dondurmacisindan aldigin koca bir kullah sakizli dondurmayi gunes batarken denize karsi kalenin alt kisminda bir bankta oturarak yedigini dusun su an, bir de yorgunsundur ki o saatlerde orasini hic sorma, hafif ruzgar eser, hava sicaciktir, ellerin sicaciktir, yanin sicaciktir, icin sicaciktir.. iste o an aslinda temelde zamanin sonsuza gitmesi gereken yerdir. Ayrintili bir bicimde her detayini gozunun onune getirebildigin an aslinda o anin sonsuza giden parcalarindan biri olur ve o anin icine girip su andan koparsin. O an gercekten sonsuza gidiyordur hala, orada o bankta o gunesin karsisinda o dondurmayi yemeye devam ediyorsundur.



3:52 PM
23.3.10
bahar

şu an evimin tam karşısında kaldırıma oturmuş bir sokak sanatçısı akordeon çalıyor. Cemrelerden daha belirgin bir işaret benim için bu. bahar geldi. şu an huzurdan başka hiç bir şey yok içimde. huzur. hepsi bu. oysa uyandığımda öyle değildi.


10:14 AM
23.10.09
an

peki benim değerim ne kadar?
kaç günlük avuntuyum?
hangi uyuşukluğa tercih edilirim?
kaç şişe şarap ederim?
bir yudumum kaç promil?

güvenmeyi seçerek yaşamak ve tek parça varolabilmeyi ummak ne büyük hata.
birilerinin kanatları nasıl kırıldıysa vaktiyle -ki mutlaka istemeden kırmışsındır, hep öyledir- seninkilerin de kırılması an meselesidir.
hep öyledir.
o an, işte, yakındır. hep.


11:26 PM
5.9.09
routine

sabah 7'de kalkılır, 8km hızlı tempo doğa yürüyüşünün ardından yarım saat pilates yapılır, akabinde yüzülür ve kahvaltıya geçilir. bi hayli yorgun düşen bünye gazeteyi ele aldıktan sonra takriben 15 dk içerisinde uykuya dalar. yarım saatlik güzellik uykusunu müteakiben tekrar denize girilir ve okunamayan gazeteler sahilde churchill eşliğinde okunur. tekrar denize girilir. çıkılır. tekrar girilir. tekrar çıkılır. öğle yemeği yenir. hoşbeş edilir filan. zaman geçer. diş ağrır. tv izlenir. internette sörf yapılır. telefon çalsın diye beklenir, çalmaz. uçak bileti rezervasyonu yapılır, alınmaz. akşam olur. yemek yenir. sakızlı dondurma da afiyetle yendikten sonraaaaa poker oynanır. para kazanılır, bazen kaybedilir, yatağa dönülür, sabah 7de kalkmak üzere uykuya dalınır.

burda yazlar böyle, ya orda?



4:14 PM
3.9.09
orasi

seninle "O" yer yaptığım her yer "Bİ" yer şimdi..

"İnsanım çünkü,
Nerede yalnızlık görsem alırım bir parça
Sahibine ağır gelmesin diye"




11:07 PM
28.8.09
bu

geçenlerde bir gece annemle babam uyumadan hemen önce annem babama demiş ki sen bana hiç şiir yazmadın, babam da şunu yazmış;

Günaydın gün ışığım
Günaydın bal kaşığım
Her günün bayram olsun
Canım gönül beşiğim



1:19 PM
2.8.09
ceren

boğazına oturur bişey, o şey neyse artık, O gidince oturur en çok. yakınındaydı önceden, uzağında şimdi. sonra yine yakınına geldiğinde, sen olamazsan bu sefer, boğazına oturur özlemeyi biriktirdiğin O..

sımsıkı sarılmayınca boğazına oturana,
gözünden akamayan O,
anneni babanı özler gibi her gün özleyip sarılamadığın O,
boğazında kalır




1:35 PM
1.8.09
kıssadan hisse

kremlenmeden güneşe çıkma
şapkasız dolaşma
deniz ayakkabısız kayalıklara gitme
öğle vakti balık tutmaya çalışma
arabada soğutucunun olduğu yerde oturma
cimciklemece oyunu oynama
ama en önemlisi sakın ha sakın karavida, nam-ı diğer yengeç, yeme!






12:32 PM
18.7.09
ziyan

71 yaşında bir adamla 17 yaşında bir kızın evlenmesi anormaldir. bu böyledir. 17 yaşındaki bir çocuk evlenemez kaldı ki 71 yaşındaki bi adamla hiç evlenemez. Evlenilen adam halis toprak'sa ve evlenen de 17 yaşındaysa bu ahlaki bir şey değildir. iş anlaşmasıdır. nazlıcan daha çocuk. doğduğu günü hatırlıyorum ben onun. para için kendinden vazgeçiyor şimdi. hayat garip.




7:04 PM
22.6.09
25

2 dersten kalalı 3 saat
denize girmeyeli 9 ay
bisiklete binmeyeli 1 yıl
cerenim evleneli 2 yıl(-1gün)
amcam gideli 3 yıl
ilk defa dokunalı 4 yıl
şu an ayrılmakta olduğum evime taşınalı 5 yıl
endoskopi yapılalı 8 yıl
ilk defa kör kütük sarhoş olalı 9 yıl
anadolu lisesine gireli 14 yıl
abone'yi dinlemeyeli ve dansını etmeyeli 16 yıl
okumayı öğreneli 19 yıl
yüzmeyi öğreneli 20 yıl
emziği bırakalı 24 yıl
memeyi bırakalı 24.5 yıl
ve doğalı tam 25 yıl oldu..

Bir bakmışsın dün dediğin anın üzerinden seneler geçmiş.. Mis kokulu denizin kenarındaki nem kokulu pansiyonun çift kişilik yatağında uyanılan, gazeteli malibulu deniz sefalı doğumgünlerinden geriye kalan telefona gelen bir kaç düzine mesaj ve annenin sıcak öpücüğü. Yaş 25. öperim.


2:55 PM
22.5.09
tam

"bol parıltılı güzel günler bunlar" dedi bana, yüzüne baktım "öyle" dedim. uyuklamalar uyanıklıklar pencereden odama sızan güneş, bir yığın iş telaş ama işte burdayız, yaşıyoruz, tam da olması gerektiği gibi. günler geçiyor biz duruyoruz ya da biz geçiyoruz günler duruyor. dedim ya tam da olması gerektiği gibi..


8:52 PM
25.2.09
eğri

seni de rahatsız emiyor mu afrika kıtasındaki sınır çizgilerinin düzlüğü?


2:57 AM
2.2.09
sen'

Ve sen sonunda bir gün çıkar gelirsin diye,
Çok şeyin adı küçük yazıldı;
Silinmez anlar vardır,
Karşı konmaz özlemler,
Ben şimdi ne istediğimi de bilmeden artık
Bağırıp duruyorum ya, şurda,
Sen yaz sonu ilan eden güzel keten,
Güneşten yırtılmış caz, sen!




1:33 AM
19.1.09
oynasana

çok sevgili yelda'nın, ben ders çalışmaya başlamaya çalışırken, mamafih başaramazken ve dahi yakınırken, fütürsuz bir surat ifadesiyle tarafıma aktardığı anekdotu aynen paylaşıyorum;

kayınpeder gelinine, "kızım kalk oyna" demiş
gelin; " baba yerim dar" demiş
kayınpeder kalkıp gelinine oynaması için daha geniş bir yer açmış
gelin bu sefer "baba yenim dar" demiş
kayınpeder de ; "hıııı anlaşıldı kızım senin oynamaya niyetin yok" demiş.

ps. bu hikaye anlatılırken tarafımla göz teması kurulmadı, vurgu mimik jest gibi hiç bir içgüdüsel yahut iradeli hareket kullanılmadı.



6:51 PM
16.1.09
anti





3:57 PM
7.1.09
robotiko

istiyorum yahu, bırakıp gitmek istiyorum, ne biliyim ıssız bi ada filan bile olur yeter ki gideyim.. mesela benden 2 tane olsa, biri robot olsa, hissiz duygusuz, bildiğin robot işte, o girse finallere hepsinden de 100 alsa.. bulsunlar bunun yolunu, neyse parası verelim, olsun bitsin, bir sürü madur insan var neden yapılmıyo hala! teknoloji gelişmedi mi arkadaşım, neler neler yapılıyo da bu neden eksik? bence yapılmıştır da etiğe aykırı filan diye piyasaya sunmamışlardır, ben kabul ediyorum ya çipi olan her türlü edevat insandan üstün olsun, dünyayı ele bile geçirebilirler benim için sorun yok..

robotumu yapın benim, istirham ediyorum!


8:25 PM
1.1.09

ben
-dinlerken hissedebiliyorum.
-hissettiklerimi anlatabiliyorum.
-hissederken dinleyebiliyorum.
-dinlediğimi anlatabiliyorum.
-anlatırken hissedebiliyorum.
a
m
a
dinlerken hissettiklerimi anlatamıyorum..

o yüzden sadece dinletebiliyorum;




Hand On Your Heart - Jose Gonzales

11:39 PM
31.12.08
pnys*

pazartesi diyete başlamaya karar vermekle aynı buluyorum yeni yıl dileklerini, kararlarını.. kendi kendine bir günü özel kılmaya çalışmaktansa hali hazırda özel varsayılan, özelliği kabul gören bir günü kullanıyoruz, dilek dilemek, hayatımızı değiştirmeye karar vermek için.. bu sene şöyle olucam, bu sene şunu yapmıcam, bunu sevicem ötekinden uzak durucam berikinin yanından yanaşmıcam.. nasıl ki pazartesi başlanan diyetlerin salı günü esamesi okunmuyor, yeni yıla gireyazılırken alınan kararların da hakeza.. yanlış anlaşılmasın depresif değilim, bilakis son derece mutluyum ama bunun ne bitmekte olan seneyle ne de başlayacak olan seneyle hiç bir ilintisi yok.. bu gibi günleri eğlenmek için bahane olarak kullanıyorum, fazlası değil, hepsi bu

*pre new year syndrome


3:59 PM
22.12.08
kim

romantik miyim ben?
olduğumu söyleyenler var
olduğumu hissettiğim zamanlar var
peki gerçekten, romantik miyim ben?
romantizmden anladığın ne?
şarap mum gül.. bunlar mı?
bunlardan hoşlanmıyorum
romantizm çekmeceleri bana göre değil
kim bilir kaç kişiye gönderdiğin şarkıların şiirlerin senin olsun
olduğun gibi gel bana
etten ve kemikten
gerçek kokunla gel
uykundan uyandığında, gecenin bi' vakti
o kısacık zamanda,
o his hani, tarifsiz..
kaç gül, kaç şişe şarap ve kaç mum kalıbı ederse işte senin için..
ben burda, iyi mi kötü mü bilmem, senden çok uzaktayım
her kimsen, iyi mi kötü mü bilmem, benden çok uzaktasın


8:12 PM
24.11.08
yagmur


"ister gaudi örtsün üzerini ister mimar sinan, toprak kokusu her yerde aynı" demiştim. barcelona'ya yağmur yağıyordu, yalnızdım, kalacak yerim yoktu, yorgundum, bir şişe şarap vardı elimde, arc de triomf bana bakıyordu ben ona.. vakit geç değildi henüz, eğri ışıklı herhangi bir akşamüstü.. ankara dün toprak kokuyordu, arka bahçemdeki çam ağacı bana bakıyordu ben ona, ağaç buradaydı ben yoktum, oradaydım.. çantamın olduğu yerde, tam da orada..



12:09 PM
18.11.08
kan

bunu anlatabileceğimi sanmıyorum
sarhosum ve acıyorum!
acıyorum!
içim acıyor!
kanıyorum ve kanıksıyorum
kanamaktan türemiş olmalı bu
kanadım pıhtılaştım kabuk bağladım ve kanıksadım
nerdesin?
soğuk mu?



10:48 PM
17.11.08
şipşak

çok afilli bi fotoğraf makinası almış babam, aslında iki tane almış, bir de önceden vardı etti üç. en güzelini kendime aldım, bi alt modeli abime verdim eskisini gülaycığım ve muzafferciğim paylaşsınlar. bence doğru bir dağılım oldu.. hiyerarşi böyle bi şey işte...

neyse benim makinam başta da belirttiğim gibi çok afilli, kurban olduğum rabbim neler yaratıyor, anlatıyım siz de şaşırın;

şimdi bu aletin "smile" diye bi modu var, açıyorsunuz ve karşınıza koyuyorsunuz, güldüğünüz vakit kendisi hop diye çekiveriyor fotoğrafı! ay şaka gibi hala şaşkınım.. bundan oyun yarattık biz babacığımlan, şöyle ki; açıp koyuyoruz karşımıza, bir gülmek geliyor insanın içine, amaç gülmemece ya, gülünce yakalıyor hınzır.. sonra sayıyoruz kim daha çok yakalanmış, kaybeden kahve yapıyor efendime söyleyeyim meyve soyuyor filan.. bir nevi kılıç, abimle oynardık eskiden kaybeden bakkala giderdi..

böyle işte.


10:39 PM
13.11.08
zaman


en sevdiğim hayali kahraman parmaklarını birbirine değdirince zamanı durduran o kız! adı neydi hatırlamıyorum, mühim de değil, seviyorum onu, bi şans verseler bi günlüğüne o olmak isterim, bi gün de değil, bugün! çok ihtiyacım var zamana! şimdi boş boş evinde oturan ve canı sıkılan insanlardan birer saniye alsam bir ömür eder, benim istediğim 3 saat, çok şey değil, verin daa olmaz mı?

oynatmama ramak kaldı, vallahi bak!


12:22 AM
11.11.08
pinhani

pinhani diyorum, ne güzel ne hoş diyorum.
sıkılmadım dinlemekten, '06 temmuz ortasıydı o gün bugündür dinliyorum bilfiil.
vaktiyle ayça şen yazmıştı pinhani hakkında, sinan(solist) demiş ki "şarkıların hepsini manitaya yaptım" demiş.
o noktada tav olmuştum zaten.

iyi gidiyor böyle akşamlarda.

tavsiyemdir; uzun zamandır dinlemediyseniz dinleyiniz, gülümsemezseniz paranızı iade edicem.

öperim.



8:53 PM
2.11.08
evet

deliriciim!!!

anne ve baba tağızade bu pazar gününde, ankara gri iken, izmirin güneşli gökyüzü altında çiftlikte keyif çatmaktalar.. (ben deniz ise ders çalışıyorum) sevgili gülaycığımın şu sözü kulaklarımdan gider mi bilmiyorum "muzaffer yazlığa gitseydik denize girerdik de mi?"

-------------
Açık Mektup

TC Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne;

24 yaşına geldim, 25'e az kaldı bugünlere gelebilmek için gösterdiğim çabanın maddi bir getirisi olmadı öncelikle bunu belirtmek isterim. İzmir'den kalkıp geldiğim Ankara şehrinin her şeyine alıştım da bu gri soğuk havasına alışamadım, üşüyorum, boğuluyorum, sıkılıyorum ve daha nicesi. tüm bu can sıkıcı hislerin arasında benden beklenen sorumlulukları yerine getiremiyorum takdir edersiniz ki. Tabi bu istek meselesi, istemiyorum, istemeyince olmuyor. Uzun lafın kısası, kanunun öngördüğü hizmet yılını doldurmadım, emekli olmak istiyorum. Re'sen ve yaş haddinden olmasa da malulen emekli olabileceğim kanısındayım.

Gereğinin yapılmasını arz ederim.


3:52 PM
31.10.08
duy

akademi dünyası şaşkın;

ince eleyip sık dokuyan bir tavrım ve çok hassas ellerim var(mış)!


6:37 PM
bık bık

o değil de aklıma ne geldi, demeden edemicem;

yazın bu saatlerde denize girmeyi çok seviyorum ben.

(şimdi bunu diyince de bi düşündüm, daha önce düşünmemişim belli ki, acaba neden seviyorum ki?! soğuk filan oluyo halbuki, neyse..)

hmm bu nerden aklıma geldi onu da söyliyeyim de ibreti alem olsun;
beni doğurup bu günlere getiren muhterem anne tağızade sabah telefonda
"öcü ben denize giricem" gibi bir cümle kurdu,
kınadım kendisini hem de esefle ama olan oldu tabi,
eşek, aklındaki karpuz kabuğuyla, kızgın kum ve serin suyun türlü kombinasyonlarını ihtiva eden hayallere gark oldu..
demek ki neymiş;
"sen sen ol pastırma yazı olan bir şehirde yaşa!"

deniz de olsun!!!




12:59 AM
30.10.08
eres lo que tu vives

uyudum!
haftalardan sonra ilk kez uyudum!
gerçekten uyudum!
ağır bir yarayla atlatılmış kaza ve kapalı yollar
enkaz altında kalmış bir beden
zihinden silinecek bir dizi şarkı, söz, ses, görüntü
karar vermenin dayanılmaz hafifliği...
bana çıkan yollar kapalı!



11:00 AM
28.10.08
şuur

kafanı içine soktuğun o kum tepesinden çıkarıp sağa sola bakacaksın
sonra derin bir nefes alıp yaşamaya devam edeceksin -görerek-
şairin seslendiği bayrağın ta kendisisin
varlığının anlamsızlığı trajikomik bir manifestodur,
bilakis varlığın varlıklarını anlamlı kılandır..
unutma özge, her şey geçer!


12:42 PM
22.10.08
sonra

güneş var
sarı tonları
inceden rüzgar
hava serin
içim sıcak
mandalin kokuyor
bir de yosun
ellerim üşüyor
elimde bir atlas
atlasta zihuatanejo
yanımda şarap şişesi
üzerimde kırmızı kruvaze ceket
umutluyum


5:29 PM
19.10.08
fena halde leman


"dinle böceğim,
uzun bir seyahate çıkacağım, hareketimden
evvel bazı şeyleri söylemek arzusundayım.
Yokluğum fazla uzayabilir, zaman zaman,
dediklerimi dinleyerek saptarsın ki: hayatta
kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini
tutamaz; aşk dediğimiz, ya vahim bir yanlış
anlaşılmadır, ya kötü bir hayal kurma tarzı:
iki kişinin ikisi de, öbürünün yerine hayal
kurmaya kalkıştığından, sukut-u hayaller eksik
olmaz! Sen dediğime kulak ver, kendimizden
başkasını sevemiyoruz; sevdiğimiz,
şahsiyetimizin dışlaştırılmış, bir başkasının
üzerinde somutlaştırılmış hayali; o başkası da
kendisini üçüncü bir şahıs üzerinde
dışlaştırır, somutlaştırır: arada ahenk
kurulamaz, nasıl kurulsun, sevdiğimizle
sandığımız farklı! Muvaffak bir çift,
yalnızlığa tahammülü yüksek iki insan manasını
taşır: çift demek, yanyana iki yalnızlık
demek, beraber bile olamamış, kesişmesi bile
zor! Onun için böyle bir hayatı, içine girip
kurbanı olmadan yaşayacaksın, yani uzaktan.
Uzaktaki, soyut, hemen hemen yok bir şahsı
sevmekten güzelini tasavvur edemiyorum.
Yakında olmayan sevgili tahayyülde yaşatılır,
hayalde yaşamak az evvel açıkladığım kaideye
uygun olarak, onu kendine benzetmektir;
yanında bulunmayacağından, o buna ne itiraz
edebilir, ne müdehale: sevdiğini hayalinde
değiştirdikçe, kendine benzettikçe daha çok
seversin, böylece denge korunmuş olur. Sevmek!
Sevmek esasında alıp başını gitmektir,
sevgiliden uzaklaşan mutlak aşka yaklaşır,
sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden
yaratarak. . ."

*attîlâ ilhan, fena halde leman


8:08 PM
ebe kör

gözleri bağlanmış küçük bir kız çocuğuyum
oyun diyorlar adına
ben ebeymişim
körmüşüm de üstelik
korkuyorum karanlıktan diyorum
dinlemiyorlar
karanlığı sevmiyorum diyorum
umursamıyorlar
gözlerim bağlı yürüyorum
ışık yok
ses yok
amacım gözümü bağlayanları eğlendirmek,
başarıyorum sanırım
ara ara gülüşmeler geliyor kulağıma
o yöne gittiğimde kahkahaya dönüşüyor gülüşmeler -aksi istikamette-

küçük bir kız çocuğuyum
karanlıktan korkuyorum
körüm ve ebeyim
elimden başka da bir şey gelmez

1:39 AM
6.10.08
sakın şaşırma

saat ne zaman bu kadar oldu ki, beni bekleyen onca iş varken bu kadar çabuk ilerlemesini anlamıyorum, hiç adil değil.. şimdi ben burda böylece durup saçma mı saçma şeyler düşünürken birden dedim ki kendime; hey ozge dedim bak dedim bunları böyle düşünüp durma sonu hayır değil dedim.. iyi demişim bence. velhasılıkelam kalktım sarı koltuğumdan tam işime gücüme dalıcaktım ki bir soluklanayım istedim tek bir sarki ile.. ortacgil, sakin sasirma..

oyle garip bir şey ki bu, yani ben şaşırıyorum, ona buna sana bana ötekine berikine.. tanıdığım tanık olduğum herşeye herkese şaşırıyorum en çok da kendime şaşırıyorum, şaşıp kalıyorum..

nasılsın derseniz; sıhhatim yerinde karnım tok sırtım pek, ama işte insan bir garip hayvan, az evvel de bahsi geçtiği gibi şaşıp kalınılası bir canlı türü. nedir? evin var huzurun yerinde açta açıkta değilsin daha ne olsun aslında ama olmuyor, öyle olmuyor. durup kilitlenebiliyorsun, olduğun yerde öylece kalakalıyorsun. nedeni muamma, bilsen çözüm üretebilirsin ama yok o da olmuyor.

iç acısı demişti bi abla ben daha küçükken, içim acıyor demişti sebebi yok içim acıyor. anlamamıştım o zamanlar, büyümek gerekiyormuş anlamak için. öyle büyük travmalar atlatmaktan bahsetmiyorum, biz bu saclari değirmende ağartmadık edebiyatından hazetmem zira. dediğim büyüyünce görüyormuş insan yağmurun bile iç acıtabileceğini.. "baştan aşağı anıların yorgunluğu, sakın şaşırma"

demem o ki astral seyahatler yapasım var, şu gezegenden kaçıp gidesim var, iki elimin parmaklarını geçmez özleyeceklerimin sayısı, beni özleyecek olanların sayısı daha da az. işte tam da bu demek istediğim, iç acısı dediğim bu. bildin mi?





1:08 AM
5.10.08
the end




5:29 PM
29.9.08
gün

icimden biseyler kopup gidiyor
gun
be
gun
an
be
an
yorulmaktayim
yaslanmaktayim
canim yanmakta
yavas
yavas
mum gibi
e-r-i-y-o-r-u-m
aradigim bir sey var
ne oldugunu biliyorum
onemli olan bu
aradigimi biliyorum
ama o yok
o olmayacak.
benim aradigim
benim istedigim
gerçek olmayacak
-mı?-



12:38 PM
24.9.08
had

yalnızlıktan korkmak değil de bu,
hani görmek istersem diyorum
bir köşe başında, bir ağaç altında
ya da kısacık bir "merhaba"yı duymak istersem sesinden,
çaresizim,
işte en çok ondan korkuyorum



2:33 PM
11.9.08
düş

benim için bir agaç düşün
bir ev düşün
denizi düşün
güneşi düşün
sevdiklerini düşün
aşık olduğunu düşün


....ben seni düşünürken


6:20 PM
9.8.08
O

Kadın sevmiş onu
Ama çok sevmiş..
O da sevmiş
Öyle demiş kadına
Kadın inanmış ona
Ama çok inanmış
Öyle inanmış ki
Gözlerinde kaybolmuş O’nun
Öyle bir kaybolmak ki
Kendini kaybetmiş kadın
Kendini onsuz bulamaz olmuş
Kaybolmayı da seviyormuş kadın
Onu sevdiği kadar çok seviyormuş
Bir gün kaybolmak istemiş kadın
Ondan geçince kaybolacak olduğunu bildiğinden geçmiş kadın
O’ndan geçmiş
Kadın geçmiş
Zaman kalmış
Oracıkta durmuş zaman
Gözyaşı yanağında kalmış kadının
O gün bu gündür yanağındaymış..
O’na sormuşlar
Öldü demiş
Çok oldu



2:51 PM
20.7.08
b


mutlu uyunan gecelerin sabahlarina bayiliyorum! erken kalkip leylayla oynadim, bi guzel taradim onu(iç ses:cok tüy döküyor veterinerle konusmaliyim) kumunu değiştirdim, öğle yemeğinde ıslak mama açıcam bir tane oh değmeyin keyfine.. sonra dışarı çıktım tunalıya kadar yürüdüm sabahın köründe, kuğulu parktan bir gevrek aldım hepberaber yedik, ördekler kuğular ve ben.. çok kalmadım eve döndüm hemen, pazartesi 2 tane sınavım var ama onlar bile canımı sıkmıyor.. hepsi battal sayesinde.. canım geliyor! 24 ağustosta turkiye'de olucak!! battal ben izmir istanbul.. plan yapmaya baslamam lazım, mutluyum :)



9:59 AM
19.7.08
so

so, how deep is your love?




6:40 PM
10.7.08
ne

ihaleme fesat karismis haberim yok!


3:32 PM
9.7.08
kaptanin seyir defteri

yaz okulu

day #1

-sabah 7 sularinda eve varildi, kapida eeenn cok sevilen arkadasin mektuplari bulundu, sevincten kapi zar zor acildi, mektuplar itinayla okunup yer yer gulme krizine girildi ancak gulmenin sebebi arkadasin espiri yapmasi degil arkadasin ta kendisiydi.

-okula gidilip derslere girildi, kurkcu dukkanina dönmüs olmanin dayanilmaz hafifligiyle cok sevgili arkadaslarla bulusuldu opusulup koklasildi bira icildi. aksam evde yalniz kalindi, henuz yalnizliga alisilamadi ancak o yorgunlugun uzerine misil misil uyundu.

day #2

okula gidildi, tum derslere girildi, kendi sectioninla ders alma zorunlulugu yuze vurdu, berbat bir hocaya denk dusuldugu ogrenilince aglamakli olundu ama yikilinmadi. havuza girilemedi ancak onumuzdeki gunlerde havuza gidilecek gun ve saatler belirlendi. aksam oldu abinin dogum gunu hediyesi ele gecti cook begenildi, akabinde pek sevilen arkadaslarin dogum gunune gidildi, sonunda sampanya patlatilabildi nefis haberler alindi. sabaha karsi salon yatakhaneye cevrilip masal esliginde uyundu.

day #3

derslere gidilmedi, arkadaslarin evinin toplanmasina yardim edildi, koliler dolduruldu, eski bir kontaga ulasma cabalari hayal kirikligiyla sonuclandi, eve gelindi bloga yazi yazilmaya baslandi, yazildi, yaziliyor.

----------------------

*bu formattan nefret ettim, ne ki bu yapıldı edildi falan.
*aslinda daha dolu bir 3 gun gecirdim ama yazmak zor geldi




7:23 PM
7.7.08
tekzip

SAYIN OKUYUCU

ASAGIDAKI YAZI GIBI BLOGDA YER ALAN BAZI YAZILARIN OZNESI YOKTUR, TOPYEKUN HAYALIMIN URUNUDUR. SEBEP OLDUGUM KAFA KARISIKLIGI ICIN OZUR DILERIM.


8:11 PM
korku

bir gün seni sevmemekten korkuyorum
varligim sen dolusun
her kivrimimda senin kokun var
bedenim dokunusunla anlamli
sen bende olmayinca ben de olmayacakmisim gibi
ben seni sevmedikçe kendimi sevemeyecekmisim gibi..
kaybolmaktan korkuyorum
kendi içimde kendime varamamaktan..
kollarin olmadan kendimi kavrayamayacagimi hissediyorum
**
seni sevmedigim anlar olmadi hiç
sensiz olmak nedir bilmiyorum
sen yokken
sen kendiydeyken
sen bende olmadigini sanarken
sen hep bendeydin
uykuya yalniz daldigini sandigin tüm o gecelerde yanibasimda beni varediyordun bilmeden
odamdaki dört duvardan biri oluyordun bazen
bazense kalbim..
**
sensiz olmak nedir bilmiyorum
sensiz olursam ne olurum bilmiyorum
ayak ucumdan basliyorsun
göz kapaklarima kadar her yerimde sen varsin
öyle bir doluluk ki bu
çikarsan gidemeyip görememekten korkuyorum
kalp atislarimizin karistigi o günden beri bende hangi kalbin attigini bilmedigim için korkuyorum en çok
seni sevmezsem kalbim atar mi bilmiyorum
tüm bu bilinmezliklerin arasinda seni sevdigimi bilmek güç veriyor bana
kimileri aciyor bu halime
olmayan birine bu denli bagli olmami anlayamiyorlar
anlatamiyorum onlara
fiziksel varligindan bagimsiz bendeki varligin
senden bir sey beklemeyerek seviyorum seni
hep öyle sevdim
mutluluguma seni katmazsam mutlu olur muyum bilmiyorum
**
aklimda ve kalbimde sana ait köseler var
baslarda misafir edasiyla oturdugun
simdiyse iyiden iyiye sahibi oldugun
bilmesen de senin olan köseler
gün boyu seyahat ediyorsun içimde
gün isigiyla küçülen gözbebeklerim ilk duragin oluyor
sonra cigerlerime doluyorsun
kanima karisip kalbime ugruyorsun hergün
avcumun içi sensin aksamüstleri
gece oldu mu yine gözbebeklerime dönüyorsun, karanliktan kocaman olmus
günün en çok sevdigim zamanlari geceleri
kimse görmezken, sen bile, sana bakiyorum doyasiya
kana kana içiyorum gün boyu özledigim siluetini
istedigim an yüzünü gözümün önüne getirebiliyorum tüm çizgileriyle
gözlerinin mat oldugu oluyor bazen
degistiremiyorum iste onu
bana nasil baktigin senin kararin oluyor
bugün mutsuz diyorum sen öyle gelince
üzülüyorum
sadece öyle günlerde sana sarilma istegimi dizginlemekte zorlaniyorum
sadece öyle günlerde içimde var olan sen gözümden akip gidiyorsun
canim yaniyor.
öglen 12 günesi nasil yakiyorsa öyle yaniyorum
**
sen bende mutlulusun daha çok
rüzgar sesiyle gelen huzursun
kendimi iyi hissediyorum seni sevince
bana bunlari bilmeden yaptigini düsündükçe daha da baglaniyorum
bir gün rüzgar seni getirmezse ne yaparim bilmiyorum
seni sevdikçe gelecek olman içimi rahatlatsa da konu senken kendime dahi güvenemiyorum
seni sevmemekten korkuyorum
tüm aliskanliklarim seninle
sana dair
seninle birlikte onlari da kaybetmekten korkuyorum
halbuki hiç alisamam sanmistim sana
simdi sirf sana degil seninle gelen her seye öyle bagliyim ki..
derinden bir baglilik bu
verilip alinan sözlere dair degil
biz hiç öyle olmadik seninle
söz vermeden, söz almadan sevdik
o yüzden belki bu kadar derin bende dügümün..
**
basucumda resmin duruyor
bana sarildigin
gözümün içine bakiyorsun orda
sanki dün gibi,
bir daha bana öyle sarilmayacak olman üzmüyor beni
sensiz de seni sevebiliyorum,
eskiden gözlerindi dalip gittigim
simdi geceye daliyorum
ay gözlerin oluyor.
gözümü açiyorum ve kapatiyorum sonra yavasça,
ordasin
bende kaliyorsun, gitmiyorsun hiçbir yere
aramama gerek kalmiyor seni bulmak için
kaybolmuyorsun, istedigim an kokunu çekebiliyorum içime
geceleri korktugum oluyor
sariliyorsun hemen bana, simsiki..
kimsenin sarilmadigi gibi
güçleniyorum seninle
eksiksizim
büsbütünüm
seninleyim

30.06.08
ankara-izmir karayolu

9:06 AM
15.6.08
git


Gitmek doğru kelime mi bilmiyorum. Daha ziyade kaçıyorum sanırım. Kafamın içinde dönüp duran, susmayan, konuşan şeyden kaçıyorum. kendisiyle hesaplaşıp bi süreliğine çekip gitmesini salık vericem, dinler mi bilmiyorum 8 saatim ve çekinmeden kullanabileceğim kozlarım var işe yarar umarım.


6:54 PM
6.6.08
neden


ağlamaklıyım;
neden deme, gözüme bişey kaçtı derim
ağlamaklıyım;
dokunma, elini ittiririm omzumdan
ağlamaklıyım;
içim acıyor, rüzgar ters döndü işte, içime işliyor
ağlamaklıyım;
kokun geldi burnuma
neden deme, yok cevabım.
ağlamaklıyım;
seni gördüm,
nerde deme, yoktun orda aslında, biliyorum...
kapımı araladım, rüzgar girdi odama, ciğerlerime doldu
şimdi oldu bu
n-e-f-e-s aldım, senin s-o-l-u-ğ-u-n içime işledi
şimdi oldu bu
sen yokken
nefesin benden uzaktayken
ağlamaklıyım...




12:23 AM
2.6.08
acı

derin yaralar iz bırakır
ize baktıkça için acır
acıyor


9:04 PM
final#1


karar vermek başarmanın yarısıysa
vazgeçmek kaybetmenin kaçta kaçıdır?
karar versem mi daha karlı olur vazgeçsem mi?
şimdi vazgeçsem bence %70 kaybederim
bu durumda hiç bi şey yapmasam %30 başarıyorum
üstüne bi de karar versem etti mi sana %80..
oldu bu iş sanırım...
ben bu dersi geçerim arkadaşım!



12:06 PM
18.5.08
bir ben var bende benden iceri



disaridan nasil gorunuyorum bilmiyorum ama oyle degilim.. birinin beni oldugum gibi bildigini zannetmiyorum, tüm detaylarımla..

zaman zaman icimde bir diktatör tasidigimi dusunuyorum; baskıcı, ruhsuz.. kimsenin yakın olmak istemeyeceği türden. zaten o da kimseyle olmak istemiyor. istemediği bir şey olduğunda ağzından salyalarını akıtarak bağırmak istiyor karşısındakine. sevmiyor kimseyi, sevemiyor, kendini sevdiği gibi. odasından yönetmek istiyor dünyayı, kimseye danışmadan sormadan kafasına estiği gibi..

içimde başkaları da var. bir esnaf. orta yaşlı. her şey var dükkanında. çivi, klozet kapağı, mandal, askılık, mum, terlik, gramofon, çamaşır sepeti... dükkanının önüne 2 koltuk atmış. koyu yeşil. oturuyor orda tüm gün. dingin biri, konuşmayı pek sevmiyor. aklı almanyadaki oğlunda, mektup bekliyor ondan, torunu olucak yakında. daimi müşterileri var, bazen sadece sohbet etmeye geliyorlar, gelmişken muhakkak bir şeyler alıyorlar herşeyciden. iyi niyetli biri. kimseyle husumeti, munakaşa etmişliği yok. sayıyor, sayılıyor öyle yaşayıp gidiyor..

içimde başkaları var. bir çocuk. 3.5'tan 4 yaşında. yorucu, hareketli, zor bi çocuk. her şeyi merak ediyor, her şeye şaşırıyor. çok mutlu bir çocuk hep gülüyor kocaman gözleri. büyüyünce astreoid b-612'de baobap olmak istiyor. evet bir ağaç olucak çok kararlı. herkesi seviyor bu çocuk, ama herkesi. kim gel dese gidiyor, hem öyle çikolata alıcam sana demeye gerek kalmadan. annesi kaç defa tanımadıklarınla gitme demiş olsa da gidiyor çocuk, kimse kaçırmaya kalkmamış ki onu nerden bilsin neler olabileceğini. çocuk öyle büyüyor işte..

içimde başkaları var. bir adam. 58 yaşında. 2 çocuğu var. çok evhamlı, aklı sürekli çocuklarında, kendini düşünmüyor artık. yaşayabileceği her şeyi yaşadığını ve artık kendinden geçtiğini düşünüyor. ev işleriyle uğraşıyor, günler o sayede akıp gidiyor. her gün evi süpürüyor, 3 öğün yemek pişiriyor, ütü bulaşık derken öyle işte...

içimde başkaları var. bir kadın. olgun. kendine güvenen. dimdik bir kadın. çok güçlü. tek başına mutlu bir kadın. planları var geleceğe dair, yapabileceğini, o planları gerçekleştireceğini biliyor. sevmeyi bilmiyor pek, sevmenin gereklerini yerine getirmekte sıkıntı çekiyor. çok sevmiş olmamış yine sevmiş yine olmamış. artık vazgeçmiş. ama mutlu. arkadaşları var, gözünde burnunda tüten canları var bir de ucundan iliştikleri var, ilişik yaşadığı başkalarının hayatları var. yanında taşıyor hayatını, kocaman çantasının içinde.. yaşayıp gidiyor o da..



2:46 PM
11.5.08
kdhdidh

hfsdfjhsy skdfgs ksdfgks kjsdfaa lsjfsçs lsjkdbösa lasjdbfa aöfbal aflbasf ladblase labfbs kdjbf dhseuakfuejd kduefldysnw jdhken jdjdm hdhdks hduemsö jhdgdn s bgdhs dfsbd dndgd dhdjend hdhjsmd hdhsja hsyen mkdhdh hdgss ahstek hskortgs mnbtre yukdlsm hdgyet hdyeufng jdössdh hdjdks jdkdlös jdnhnd gstsgs ldlss gtsgs sfssd ldheopsfe pp heysbs gsdgsbs gdhsms dhdjdömss gdgdnsms dhdjdmsm dbdsmsms xgsxhnsnm bdjsszms ndjdms jdjdms bsdhsnsn bssnhsn shssn snhsnsn skskasö kfknmf kfkdns kdsabs..

ps i love you

*postmodern bullshit


1:13 PM
5.5.08
hidirellez


burda ates yakmiyorlar sokaklarda, alisamadim!! izmir'de sokaklarin ortasinda odunlar hazirdir bile, hava kararmaya yuz tutunca yakarlar.. su an izmirde olmayi cok isterdim! bir kilo cigdem alip atesin basinda yerdik, korka korka o kocaman atesin uzerinden atlardik sonra kagida cizip dileklerimizi gul agacinin dibine gomerdik (gerci o kismi yapicam ben bu gece, ankara izmir farketmez)dicegim o ki sayin okur; nerde o eski bayramlar...


7:26 PM
4.5.08
tirbuson


dun gece bir ruya gordum, nasil oldu bilmiyorum simdi birden aklima geldi. cok garip bi ruyaydi!

yemyesil bir yerdeyiz, 2 masa var, hani su piknik yerlerinde olan tahta masalardan. masalardan birinde ben ve o oturyoruz, diger masa kalabalik, masalar arkali onlu duruyo. onun ve benim sirtim digerlerine donuk, arada digerleriyle de konusuyoruz arkamiza bakip. bi tane garson var, aysel teyze, deli gibi, saclari daginik, uzun boylu, kivircik sari sacli, 45-50 yaslarinda, elinde isikli bir tirbuson var mavi kirmizi yanip sonuyo.. ruyada en net hatirladigim seyler aysel teyzenin yuzu, tirbuson, O'nun yuzu sesi mimikleri ve gozleri. O bira icmek istiyor acacak yok. aysel teyzeden tirbusonu istiyor, arka tarafiyla biranin kapagini acicak, yerlestiriyor tirbusonun arkasini biranin kapagina, sertce ittiriyor.. tirbusonun isigi kiriliyor, aysel teyze aglamaya basliyor, cok uzuluyoruz ikimiz de.. O da ben de.. aysel teyze gidiyor sonra.. iste ne olduysa aysel teyzenin gidisiyle oluyor, kulagina egiliyorum O'nun.. seni seviyorum diyorum!!! bana bakip SAKIN!! diyor O.. ve ruya bitiyor...

neden ki? bu ruya ne?


12:57 AM
2.5.08
limonata


cocuksun..

limonatan soguk mu sicak mi nerden bileceksin



11:11 AM
27.4.08
tarif


artik sinus egrisini de gecti hâletiruhiyem, sismogram kivamindayim!

içimdekiler;

yalnizlik - bir tutam
pismanlik - goz karari
mutluluk - bir yemek kasigi
huzur - bir cay kasigi (silkme)
guven - yarim cay bardagi
guvensizlik - bir su bardagi
ofke - bir dis
sıkıntı - bir dal

4:16 PM
26.4.08
bugun



her gun bir yerden gocmek ne iyi..
her gun bir yere konmak ne guzel..
bulanmadan,donmadan akmak ne hos..
dunle beraber gitti cancagizim
ne kadar soz varsa dune ait..
simdi yeni seyler soylemek lazim..

*mevlana celaleddin rumi


5:46 PM
kacak


ayaklarinin biraktigi izler oyle buyuk ki...
takip ediyorlar beni
kacamiyorum
yoruldum
yorgunum


12:11 PM
16.4.08
izmir



iste bunu hissetmeye bayiliyorum! evimi ozledim kokusunu ozledim denizi ozledim annemi babami odami ozledim! gidiyorum!

yasasin!


5:44 PM
9.4.08
konus

artik yorum da yapilabiliyor bloga :) bir sürü yorum vardi onlar gitti gibi gorunse de aslinda gitmedi, bi ara ekleyecegimdir..

bunun gibi bi isi yapabildigi icin bu kadar cok sevinen baska bi insan daha var midir acaba, ufacik bisey en nihayetinde ama nasiil mutlu oldum bilemezsiniz.. boyle seylerle mutlu olabilmeyi cok seviyorum :D



5:53 PM
8.4.08
bahar temizligi

cok begendim blogun bu halini ama comment link'i yok.. onu da basaricam hele su sinavlari bi atlatiyim..


9:14 PM
6.4.08
anatomy


oyle ki, herseyden vazgecmenin esigindeyken vazgecmekten korkan ama vazgecmeyi kafasina koymus, yine de kumdan kalesini yikamayan, duyduklarina kulak asamayan, asmayi deneyen ama basaramayan, bildiklerini kendince sekillendiren carpip bolen toplayip cikaran, dinlemeyen.. oyle ki vazgecme desen olmaz, vagec desen yapamaz.. arada kalmis, kisilmis, kistirilmis.. cokca korkak, biraz cesaretli, cesaret gerektirmeyen islerin ustasi, kolay yolu secmeye meyilli, kolay yolun gayri ahlaki olduguna inanmiyor, kolay zannettigi yol cogu zaman aslinda zor olan oluyor. degistirmek istedigi cok sey var kendinde, deniyor, beceremiyor, denemis yenilmis yine denemis yine yenilmis ama daha iyi yenilemiyor.. oyle ki, istekleri var kendi bile inanmiyor gercek olacagina, nefesini tutup havaya bakiyor, yorulmus, halbuki gencecik daha.. su gunler gecsin diye geciriyor aklindan gecmeyecegine inanarak, bu gunleri upuzun yasayacak biliyor. oyle ki... basa donse, en basa, ya da o gune, ne mutluydu, ufacikti, elleri kucuktu, hava serindi, o cok mutluydu..



4:37 PM
2.4.08
coz i got high


ayagin takiliyor bosluga,
ya da cukurdan düsüyorsun,
dusunsene, corak denizlere bakiyorsun
ciğliklar yukseliyor issiz adandan
kafani kaldirsan yildizlar gozunu aliyor gunesi goremiyorsun
düsünsene, bu adada gececek yillarin
ters duz nedir ogretmisler sana
terstesin goruyorsun
cabalasan degistirmek icin
deger mi?
ne icin?
kim icin?
neyi degistirmekten bahsediyorsun?

godot'u yemissin, beklemiyorsun..
bile...



7:34 PM
25.3.08
MUTAVASSIT

gariptir, bir suredir dusunmeye ara verdim. ender rastlanan bir durum bu benim icin, bilenler bilir.

yatakta donup dolanilan bir gecenin sabaha baglandigi saatlerde, disarida ruzgar ilik ilik eserken pencereden disari sarkip avaz avaz sustum bir sure, sonra oturdum, yazdim uzunca kendime, sonra birine gonderdim, kim oldugunu bilmiyorum. icimden cikamayan, gozumde kalan ne varsa yazdim ve bombos dusuncesiz ici bos kaldim. konusurken bende olmuyorum, kendimi dinliyorum disaridan, bi yerlerdeyim, biraz sicak biraz soguk, sessiz bir gurultu var, huzurla huzursuzluk arasinda dolaniyorum. sebebini bilmiyorum, sebebiyle ilgilenmiyorum.. sonucu son derece iyi cunku; "hissizim"

hissizlik.. hic bir seyle mukayese edilmemeli.. hissizsin yani mutlusun, hissizsin yani huzurlusun, hissizsin yani...... degil, hic biri degil; hissizsim yani hissizim. anlatilamayacak bir sey bu, bir hayvana benzesem bukalemun olurum mesela, kendime ait bir rengim yok. ya da kaplumbagaya; herseyim bende, evim, hayatim.. hepsi sirtimda. sarki olsam bitter sweet symphony olurum, bir gunden digerine 1 milyon farkli insanim cunku.. kurk mantolu madonna olurum kitap olsam, raif efendini dedigi gibi "hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. insanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden herşeyi bırakıp kaçarlar".

yaz ile kis, kahkaha ile hickirik, varlik ile yokluk arasi 1 sarki uzunluktayken bir yere baglanmak mumkun mu?


4:47 PM
22.3.08
ben gittim manigim geldi


sundan eminim artik, benim evime gunes girmezse psikolog girer. Bugun o kadar guzel ki hava sesi bile farklı; yer yer saka yer yer serce yer yer kedi bazen de kopek.. mutlu olmak icin oyle cok sebebim yok ama mutlu olabilicegimi hissediyorum ve bununla mutlu oluyorum..

hepsi gunesin marifeti.


3:51 PM
17.3.08
kim


hafizami yitirdim sanirim, beni bu kadar iyi hatirlayan bi insani ben nasil olur da taniyamam, hazirligi atlamisim, cok zayiflamisim, bi ara spora gitmisim, surda karsilasmisiz, burda karsilasmisiz, 4 sene nasil da cabuk gecmis.. (bi yerleden isiriyo gozum ama imkani yok cikaramam.. yani burayi da biliyorsaniz sizden cok ozur dilerim ama gercekten hic hatirlayamadim)
insanin yuz hafizasinin bu kadar az gelismis olmasi zor vessselam!


5:30 PM
14.3.08
tevakkuf


durdukca durur mu insan?
durmaya meyletti mi bir kere donusu yok mudur?
duragan olan hersey iyi midir?
bozmamak mi gerekir?
durdum iyi mi oldu?
duruyorum iyi mi?
duracak miyim hep?
artik durmasam nasil olur?
ilk durusum olmasaydi nasil olurdu?
simdi ne yapmali?
bilincli duruslara son vermeli mi?
bilincli bir durus mu benimki?
kirmizi isikta miyim?
durusum ondan mi?
yesil yanacak mi?
yesili ben mi kaciriyorum?
lambalar mi bozuldu?
neden her yer karanlik?



10:14 PM
11.3.08
omzumda agla vol II

oyleyse ben oyuna devam ediyorum, buyrun burdan yakin..

"hayat vazgec ellerini gizlemekten
ama cek onlari baskalarinin ceplerinden.
korkuyosun sen biliyorum
yanimdakilerin ceplerine ilistirip o yaptiklarin
sonra balkonundan beni izliyosun.
onlari bana karsi kullandigin anlarda
kivraniyo muyum diye merakla bakip,
sendelememi kar sayiyosun.
barismak istiyosun sonra onu da biliyorum;
fazla mesai yapiyorsun
insanlar ekiyorsun yoluma,
ve yaninda durduklarim olursa yeni cepler buluyorsun.
iste bu yüzden
yanima alamiyorum o insanlardan hala,
cesur olamiyorum
sen onlarin ceplerini kurcaladikca
sen cesur olmadikca.."


7:31 PM
10.3.08
omzumda agla


"tedirginligin en belirgin noktasi, bilinmeze takilandir... emin olamamaktir. derdin ne oldugunu bilmeden uzulmek, cozumu uzakta tutandir, aglatandir. bazen sacmadir, mantigi uzakta tutandir. sevmek gibi... sebep aratmayandir. istiklal'de bir duvara dayanmis, sigaranin dumanini izlerken, arkadan gelen tininin, goruntuye donusmesidir. fizik kurallarini hice saymaktir... cok anlam yüklemeye calisip, hic beceremeden, gulumseyerek huznu paylasmaktir. "bilmemekle beraber uzuluyorum" bunlara..yasamdan uzaklasmaya, bilinmeze bagli kalmaya, en cok da icimdeki yaraya.."

"hayat benden gizledigin ellerini hangi cebinde sakliyorsun?"



9:18 PM
6.3.08
love

"If you do not love me, I shall not be loved; if I do not love you, I shall not love"

Samuel Beckett



8:02 PM
15.2.08
gemi


Ah, kücücük gemi, sulara attin simdi kendini, delisin
Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin

Ah, deniz olayim, tuzumu rüzgarda savurayim, deliyim
Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayim, deliyim

Kime sorsam dönüsüm yok
Nereye gitsem mavi
Yelkenimde deli rüzgar
Her yanim tuz, deliyim

Ah, pesimde rüzgâr, ne yagmurlar dost ne bir kiyi var,
deliyim
Ah, düslerim kaldi, yalnizim düşlerim kaldi, deliyim

Ah, yarali kalbin, sönüp gidecek yarali kalbin, delisin
Ah, kücücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin

Kime sorsam dönüsüm yok
Her gemi biraz deniz
Her yanim mavi, her yanim yel
Her yanim tuz



12:11 PM
4.2.08
zaragoza

ne biliyim iste.. oyle bisey ki bu, cok baska, anlatilamiyor.. simdi karsimda oturuyor oyle mutlu oyle guzel bakiyor ki gozleri.. mutluyum sadece bu.. canimin ici canim kardesim canim benim.. mutluluk yaninda huzunu getirir mi hep? yoksa sadece ben mi ikisini birlikte agirliyorum? bilmiyorum ama mutluyum ve huzunluyum.. nargile de basimi dondurdu zaten.. salak nargile salak ben..


11:56 PM
12.1.08
umut

telefonda sesini duymak en iyi arkadasin, uzulme demesi..

abinin sarilmasi bi kere, bosver demesi

ve annenin soyledikleri;
"senden onemli bisey yok ki guzel kizim"

" Bu ne bitmez yolmuş deme
bitmedik yol yok
Bu ne aşılmaz dağmış,deme,
aşılmadık dağ yok.
Bu ne erişilmez ülkeymiş ,deme,
erişilmedik ülke yok.
Kendini kapıp koyverme. "

iyi ki varsiniz


9:08 PM
4.1.08
kar


Perdeleri sonuna kadar acmak lazim boyle gunlerde,

cam agaclarinin uzerinde biriken kar taneleri gozu alsin diye..

karla buyuyenler icin degilse de karla 20 yasinda tanisanlar icin bu bir mucize cunku..

gelmesini beklemediginiz birinin bir sabah kapinizi calmasi gibi bu da..

olur mu dersiniz?


12:37 PM
26.12.07
yok

yok
o yok
oda yok
o da yok
o odada yok
odada o da yok
odada oda da yok
o da odada yok
odada o yok
oda da yok
o oda yok
o da yok
o yok
oda...
boş..

o da
boş.


12:12 PM
21.12.07
size

size soyluyorum duyuyor musunuz? kim bilir nerede kimlerlesiniz, hangi sokak kosesinde, hangi ev sicakliginda kacinci ickinizi yudumlamaktasiniz? hangi sarki calmakta kulaginiza, hangi habere takildi gozleriniz, hangi filme gulmekte hangi muhabbette kaybolmaktasiniz? size soruyorum duyuyor musunuz? bos kadehlerimde siz varsiniz, sönen izmaritlerde, vücuda sinsice carpan rüzgarda, dalga sesinde, arnavut kaldirimli bos sokaklardasiniz, sokak kavgasinda patlayan dudaklardan akan kansiniz, sarhosluksunuz, yokluksunuz, cokluksunuz, hicliksiniz, hicligimsiniz, eksikligim ve butunlugumsunuz.. siz oyle guclusunuz ki gucsuzlugumu yuzume vuransiniz... "sevmesem ölürdüm"ümsünüz, "sevdim ama öldügüm"sünüz ve hep ve yine ve yeniden öldügümsünüz... size iciyorum, sagliginiza..

1:50 AM
11.12.07
bir bacagini kaybeden kusun hikayesi

Artik yavrulari yumurtalarini kirmis, baslarini yuvadan uzatarak cigliklar atiyorlardi. Tenquita onlara yiyecek bulmak icin uctu. Colchagua'da kisti va kar bir ayagini dondurdu.

Kus itiraz etti:
-neden beni topal biraktin?
kar:
-cunku gunes beni eritiyor.
Tenquita gunese yakindi. Gunes:
-Cunku ruzgar beni surukluyor.
Ruzgar:
-Cunku duvar onumu kesiyor.
Duvar:
-cunku fare beni deliyor.
Fare:
-cunku kedi beni yiyor.
Kedi:
-cunku kopek beni kovaliyor.
Kopek:
-cunku sopa beni dovuyor.
Sopa:
-Cunku ates beni yakiyor.
Ates:
-cunku su beni sonduruyor.
Su:
-cunku inek beni iciyor.
İnek:
-cunku bicak beni kesiyor.
Bicak:
-cunku insan beni biliyor.
Ve insan:
-cunku tanri beni yaratti.

Tenquita duse kalka ilerlerken tanriyi bulmak icin soyledi sarkisini. Ve tanri onu dinledi, o zaman tenquita tanriya, bacagini donduran, kari eriten, gunesin onunu kapatan, bulututu surukleyen, ruzgarin onunu kesen, duvari delen, fareyi yiyen, kediyi kovalayan, kopegi doven, sopayi yakan, atesi sonduren, suyu icen, inegi kesen, bicagi bileyen, insani neden yarattigini sordu:

-Aman Tenquita, dedi tanri, beni yaratsin diye insani yaratmak zorundaydim...

Eduardo Galeano
Konusan Kelimeler

2:10 PM
5.12.07
kardesim

tam olmak, busbutun olmak, eksiksiz olmak...
sen geldin ya, bi kez guldun ya..
kokun icime sindi, icim doldu, gozum doldu..
canim benim, hosgeldin


8:37 PM
2.12.07
bir ömürlük misafir



ah efendim
önemi yok halimin
seyredem hayret ile şu alemi
ne bilinir kıymet ne kıyamet
allaha emanet ne gelir elden

ne sahibim bu yerde ne kiracı
sadece bir ömürlük misafirim ben

8:58 PM
17.11.07
balik

unutuyorum
anahtarimi unutuyorum
cantami unutuyorum
kitaplarimi unutuyorum
unutmanin sinirlarini zorluyorum
sinirlarini kim cizmis bilmiyorum
bence ben yeniden ciziyorum..
hatta dun eve geldim bi baktim kendimi unutmusum
kimbilir nerdeyim

8:38 PM
1.11.07
ankara


ankara soguk, ankara karanlik, ankara eksik, ankara dar.. ankara icin bombos artik, ankara seni sevmiyorum artik.. sokaklarini kose baslarini parklarini kugularini kuslarini calgicilarini kahve dukkanlarini pastanelerini donercilerini barlarini hicbiseyini sevmiyorum.. ankara dus yakamdan.. ankara birak beni..

12:22 AM
24.10.07
sanirim sehir uzakta kaliyor

"mutlu olamazsin ozge yapma..."

mutlu olamiyorum evet,

beni bu kadar iyi, kendimden bile daha iyi taniyan insanlarin varligi iyi mi kotu mu bilmiyorum.. zannediyorum iyi -idi-

simdi hepsi uzakta...

11:23 AM
22.10.07
yan fülüt

*flüt agir biseymis, kolum agridi
*ses cikarmak cok zor
*simdiye cikardigim sesler kulak tirmaliyici
*blok flüt ne kadar kolaydi
*bir sürü zamazingosu var bunun
*nolur vazgecmiyim bundan da..

11:10 PM
20.10.07
dün gece

hüzün hayatimin daimi bir parcasi halini aldi, eskisi gibi eglenemiyorum artik buyumek boyle bisey sanirim. ortacgil sahnedeydi dün, ardindan ezginin gunlugu.. ben durdum oyle tek basima, gozumden hayatim akti.. cok da güldüm aslinda, dengesiz bi ruh haline sahibim, evet..

6:00 PM
16.10.07
hope there's someone

gunlerdir bu sarkiyi dinliyorum, defalarca, ustuste... izmir'den gelirken 8 saat boyunca caldi kulagima, uyurken beynimin kivrimlarinda yol aldi melodi, sozler zihnime kazindi.. bu his, adini koyamadigim -pasli bi otel odasinin sol tarafi bos cift kisilik yataginda yatan kadin- hissi.. uzerine sayfalar yazabilicegimi hissederken simdi fonda yine o sarki calarken bogazim dugumleniyor.. susuyorum

hope there's someone

7:21 PM
30.9.07
sana..

dun yanimda yoktu, ilk defa onsuz izledim bi konseri aya baktim selam gonderdim ayni ayin altindayiz diye, icim dolup tasti, ederlezi yankılanırken stadyumda aya baktim agladim, kolum kanadim dedim ona cunku o yoktu kolum kanadim eksikti, stadyumun soguk demirlerine yasladim sirtimi, sarki boyunca aya baktim, beni gotursun yanina diye, uzakta mi diye dusundum, uzaklik ne ki hangimiz uzakta, ben boyle hissederken nasil uzakta olabiliriz biz...

seni seviyorum
seni ozluyorum

1:44 PM
25.9.07
yaraliyim

sizin hic amcaniz öldü mü?

nasildir bilir misiniz? bilemezsiniz ben ne dersem diyim bilemezsiniz, anlayamazsiniz.. anlamis gibi yaparsiniz ancak.. bi sarki caldiginda gozumun doldugunu gorursunuz sarkiyi kapatip sirtimi sivazlarsiniz, yanimda mezarlardan bahsetmemeye calisirsiniz, sarilirsiniz simsiki yanimda oldugunuzu hissettirirsiniz bana ama ne hissettigimi anlayamazsiniz.. icim aciyo desem, kalbim oyuluyo desem.. anlarmisiniz ki biraz, susturmaya calismayip daha cok aglayayim diye omzunuzu verir misiniz susmak istemedigimi anlar misiniz?

üsüyor musun?

10:20 PM
19.9.07
Tek Tabanca

Kimi gecelerin çıkıp geliverişinde kalbi yerinden oynatan bir tekinsizlik vardır. Yakalarını bin bir zahmet bir araya getirdiğin düzenine, parmağının ucunda durup kollarını oynatarak güç bela tutturduğun dengene meydan okuyan, yetinmeye karar verdiğin bir huzurlu hayatı tehdit eden tekinsiz bir gecedir bu. Başka bir yere değil, bir serüvene hiç değil; bu gece seni kendine çağırır. Bu gece, kalbinin Kasablanka’sında bitecektir!
Seni, kendine, ta kendine çağıran şeylerde, hayatını yalanlayan, büyük bir yalanı ortaya çıkaracağı için seni müthiş korkutan bir şeyler vardır, tekinsiz şeyler... Çok sarhoşken, yalnızken aynaya bakıp yaşlandığını düşünmek gibi ürkütücü.
***
Tekinsiz bir geceye icabet edersen eğer, senden geriye bir tek sen kalacaktır. Yanında yörende para gibi hesaplayarak biriktirdiğin ve "hayatım" diye adlandırdığın ne varsa bir nefeste süpürülecektir.
Oysa sen zaten biliyordun:
"Ben" dediğin, "benim hayatım" dediğin bütün o şeylerin kollarına, bacaklarına, ensene ince ipliklerle teyellendiğini, en zayıf yerlere çift dikiş atıldığını... Böyle gecelerde koşup eve kaçman gerektiğini... Yine de bir tekinsiz gecenin geleceğini, seni bıçaklı ve darbukalı bir kavgaya davet eder gibi kendine çağıracağını... Sen biliyordun zaten gideceğini, o tekinsiz gecelerden birinde güç bela tutturduğun bu dengeden, kanaat ettiğin bu düzeninden geçeceğini... Bir gece yine, yeniden, tek tabanca kalacağını... Sen biliyordun, bu işin bir yerde patlayacağını.
***
Böyle tekinsiz gecelere dayanıklı bir hayat mümkün müdür? Dengeler bozulmasın diye içinde uyuşturup uyuttuğun tutkuya çağıran gecelere hazırlıklı bir hayat... Mümkün müdür? Hep yalnız olmak, yalnız kalmak gerekir herhalde. Tekinsiz gecelerde, karnının ta içinde istiyorsan bir şeyi, birini ensesinden tutup, çekmeyi, öpmeyi... Herhalde, böyle gecelerde birini öpebilmek için sırtında başkalarını taşımıyor olmak gerekirdi.
Fakat o kadar yalnızlığa katlanamaz insan.
Bu yüzden kurulur düzenler. Her biri bozulur sonra. Çünkü tekinsiz geceler...
Doğru hayat mümkün değildir.
Çünkü belalı bir gecenin bastırması her an mümkündür.
***
Bilge bir adam söylemişti:
"Her şey şahanedir. Karın vardır, çocukların vardır. Öyle mutlu, huzurlu, başarılı yaşıyorsundur. Sonra... Sonra kapıdan Vivien Leigh’a benzeyen bir kadın geçer!"
Vivien’a benzeyen kadınlar hep geçerler. Anthony Quinn’e benzeyen adamlar, hiç kimseye değil sadece kendine benzeyenler, "Benzemez kimse sana"lar, "Hayran olayım tavrına"lar... Kapıdan aniden geçerler...
İnsanı bütün bu kapılara, kapılardan aniden geçiverenlere kör edecek bir hayat mümkün müdür? Dünyanın en iyi, en ahlaklı insanı olsan bir hayat kaç tekinsiz geceden yırtar?
***
Boş kadehleri çiğner gibi ağzında, yanağının içini keser gibi sözler, Müzeyyen Hanım, şarkılar söyler. Kıpırdamazsın yerinden, ama göğsünde bir eşkıyanın kör bıçağı bileğinden geçer. "En son sana vuruldum" der Müzeyyen Hanım, çünkü "Dalgalandım da duruldum."
Kimileri, bir gece, tek başına içip, tek başına ölmek için severler. Onlar, bir gece bir düzen bozulup da birinin canı yanmasın diye tek tabanca gezerler...


Ece Temelkuran

10:10 PM
17.9.07
gönül



Ey benim başımı alıp duvarlara vuran gönülüm...
Sen her böyle yaptığında bin parçaya bölündüm.
Düşünmez mi kimse, kim kendini küçük düşürdü?
Küçüğüm çünkü kalbim büyüdükçe beden küçüldü...!

4:23 PM
15.9.07
-

bahtiyarim...

4:55 PM
25.8.07
köy kinasi

yer: damat evi
saat: 18.00
instructions: akrabalar, patlican, pilav, kofte, salata, davul, zurna, raki, sarap, bira, meze hepsi toplanir. insanlar catlayana kadar yemek yer. erkekler sarhos olana kadar icer.

yer: sokaklar
saat: 21.00
instructions: erkek tarafi dugun evinden cikar, kinanin yapilacagi yere kadar davul zurna esliginde oynana oynana gidilir. elinde bayrak olan cocuk (~20 yasinda) zaman zaman yere oturup bana damadi cagirin diye bagirir, damat para vermedikce cocuk kalkmaz, 20ytl uygundur.

yer: kinanin yapildigi mekan
saat: 21.30
instructions: kiz tarafi saat 20.00 sularinda mekana gelmis oynamaya baslamistir. erkek tarafi tabiri caizse mekani basar. mekan onunde halay cekilir, yavas yavas iceri girilir piyanist santor yerini davul ve zurnaciya birakir, 10 dakika kadar damat gelin ve aileler oynar, sonra orgunun basina gecen abimiz programa devam eder. oynamaktan ayaklara kara sular iner ama oturulmaz, oturulamaz.

saat: 22.30
instructions: gelin ortaya alinir basina kirmizi pullu bi esarp baglanir. bu esnada calinabilecek ne kadar hareketli sarki varsa calinir, gelinin etrafinda halay cekilir. her sarkinin hareketleri farlidir. rumca bosnakca sarkilar esliginde turlu turlu gocmen halayi cekilir. sira kina yakmaya gelir, yuksek yuksek tepelere ev kurmasinlar diye baslar sarki lakin yine sarkinin en hareketli versiyonu calinidigindan kimse aglamaz, aglamaya ne gerek var bu guzel gunde dusuncesi agir basar. gelinin kafasinin uzerinde tutulan tepsinin uzerinde bir kalip seker demir bir tokmakla kirilir, kirilan seker misafirlere dagitilir herkes bir parca agzina atar.

saat: 00.00
instructions: son sark calinir, evlere dagilinir.. ama bi dakka o da ne; 10. yil marsi, memleketimizin olmazsa olmazi ;)

yer: damat evi
saat:02.00
instructions: kiz tarafi damadin evine baskina gelir. damat gelinin kinasini yikayacaktir. ancak kiz tarafi kizin ellerini acmasi icin herhangi bisey ister, horoz cilek dondurma erik seftali kayisi... herhangi bisey.. o saatte damat yollara koyulur istenen her neyse bulur getirir, kizimiz da ellerini damat beye uzatir. eller itinayla yikanir. kiz tarafi evine ugurlanir, erkek tarafi sabaha kadar oturur hikayeler anlatilir, oynanir vs.


coming up next;
the wedding instructions

6:48 PM
22.8.07
biznis

ilk is deneyimim fiyaskoyla sonuclandi. hani o hep soylenen kliseler vardir ya aynen yasadim. sirince sarap fabrikasindaki 1 haftalik yogun is temposunun ardindan patron karsima gecip ozge burdan ayrilman hepimiz icin en dogrusu olucak dedi sebepse kuzenimin 1 sene once acmis oldugu sarap fabrikasi. "onlar bizim en buyuk rakibimiz" dedi adam. cok cirkin seyler soyledi kuzenim ve enistem hakkinda, aslinda benim en basta kalkip o fabrikaya gitmem hataydi ama bilmiyorduk boyle bi durum oldugunu. ahmet amca'ya cok kizdim bana sirince'yi ayarlayan oydu aralarindaki husumeti bile bile beni oyle bi yerin icine koymasi buyuk hata.. cok sinirlerim bozuldu basta ama simdi sadece guluyorum. simdi kuzenin fabrikasindayim cok yeni oldugu icin daha
kucuk capli bi fabrika, hersey yolunda orda ogrenmek icin insanlarin agzindan kerpetenle laf almaya calisirken burda bana biseyler ogretmeye calisan insanlar var.

sirince'ye bir kez daha kustum bu arada artik oraya dair hic bir hissim yok. benim cocuklugumu gecirdigim, anilarimi emanet ettigim yer yanmis bitmis kul olmus..

burda cok uzun sure kalmicam ogrenebilicegim herseyi ogrenmem 3 5 gunden fazla surmez, sonra... ben kacar

12:57 PM
20.8.07
yeter


ne yapmali ne demeli
nereye gitmeli
sokaklari kalabaliktir simdi sehrimin
kalabalik icinde yapayalniz olmali
kaykaycilarin arasindan siyrilip
coffee con baileys con lecce icmeli
kaybolmali dar sokaklarinda
bagira bagira sarki soylemeli
"ask yeniden akdenizin tuzu gibi"
bos sinemalarinda dublajli filmler izlemeli..
bir basarisizligin daha altina imzami attim
bir kez daha yenildim
bu yenilgiler beni buyutmuyor ama
bu son dedigim hicbisey son olmuyor
neyim kimim nerdeyim ne olucam
boyle olmaz
kaybetmekten yoruldum
degismeyen seyler; ben ve degisimin kendisi
2 sene.. koskoca 2 sene daha..
aynı sokaklarda aynı evde yasanacak 2 sene daha...

1:40 PM
18.8.07
gel



yarin bize gel laflariz biraz
sarap getiririm fabrikadan
yeni bi seri cikicak
cok seversin
merlot
fermirouge atmadik
o renk kendinden
gelince gorursun iste..
aksam cinar altinda eglence var
patrigin oglunun sunneti olucak
biraz orda kaliriz
biraz burda
biraz surda
biliyo musun burda yildizlar daha parlak
koy yolundan asagi inerken
hele bir de ay yoksa
o zifiri karanlikta
oyle parliyo ki yildizlar
domuz var ama cok
sessiz olmamiz lazim
sarki dersen
buraya muzeyyen senar yakisir
bi kulaklik sana bi kulaklik bana
dinleriz..

"bir bahar akşamı rastladım size
sevinçli bir telaş içindeydiniz
derinden bakınca gözlerinize
neden başınızı öne eğdiniz"

guzel olur gelsen

2:58 PM
16.8.07
zor zanaat

yorgunum. cok yorgunum. zihnen bedenen ruhen yorgunum. o ictiginiz saraplar varya daha dikkatli icin onlari, cok emek var, kukurt oranini ayarlamak icin kac test yapiliyo onlara, kac cesit maya konuyo, alkolu, ph'i, seker yuzdesi.. hepsi emek bunlarin. sarap canli bisey mecazen degil gercekten yasiyor, nefes alip veriyo.. saraba saygi, sozkonusu sarapsa geriye kalan teferruattir..

bunca yorgunlugun icinde hala dusunebiliyorum ya en cok ona hayret ediyorum, askolsun bana..

buyrun o vakit, tum sabah 7 aksam 8 calisanlara gelsin ;

Yıldızlar da kayar durmaz yerinde
Solar güzelliğin kalmaz yüzünde

Şimdilik güzelsin herşey seninle..

8:25 PM
8.8.07
zirt pirt


-->aklima a takimi dustu ne guzel diziydi o, "10 yıl önce, 1972'de bir uzman komando timi askeri mahkemeyle işlemedikleri bir suç yüzünden hapse gönderildi. los angelas'ta çok sıkı güvenlik önlemleriyle korunan ceza evinden kaçtılar. bugün devlet tarafından hala aranan bu adamlar artık paranın askerleri. eğer bir sorununuz varsa, eğer yardım edebilecek kimse yoksa, ve eğer onları bulabilirseniz, belki a takimini kiralayabilirsiniz" diye baslardi.hannibal, murdock, face ve baracus gonullerimizde yeriniz apayri unuttuk sanmayiniz..

-->bi de macgyver vardi deli adam saatinden ucaksavar ayakkabisindan fuze yapardi.

-->kara simsek de guzeldi be, muzigi hala kulaklarimda

-->yarinki sinavdan 25 alsam geciyorum, dondum dolastim ayni yere geldim ya askolsun bana, artik kabul etmem lazim 'dd olsun benim olsun'culardanim ben

-->bir yaz okulunun daha sonuna gelmis bulunmaktayiz sayin seyirciler, sürçülisan ettikse affola.

-->yarin gidiyorum, teknolijiden uzak mi olurum yoksa is yerinde wireless var midir bunlar muamma, 5 dakika icinde gelmezsem polise haber vermeyin iyisimi siz.

-->2 haftada 5 dugun varmis, bbbrrsssttttt..

-->foca rocks!! raki-roka-balik.. aa bak simdi aklima geldi ben orda lise tayfasini gorur muyum ki?? gencken oralara giderdik 9-10 tanidik ev vardi hala orda midir acaba onlar, aman olmasinlar hic cekemem.

-->garip bi yazi oluyo bu

-->mavi tura cikacagizdir, gunesin altina yatacagizdir, kavrulacagizdir..

-->1 haftam var ama oyle dolu oyle dolu ki, icimi bosaltmak zorunda kalicam ki sigabileyim 7 gune

-->"i love you baby but face it she's madonna" demek istiyorum bi gun, ahahaha

-->evet evet atesim cikti, cok yazdim. orijinali soyle bu hikayenin; bizim ailede kimsenin atesi cikmaz oyle kolay kolay, ciktiysa vardir bi sorun hastaneye gidilir. benim atesimin cikmasinin en buyuk belirtisi de dilimin dusmesidir, cok konusunca annem hop koyar dudaklarini alnima, sonra hop hastaneye..oyle iste

-->durduramiyorum kendimi, ama soylicek bisey kalmadi..dur ben bulurum simdi..

-->siz farketmediniz ama yarim saat oldu bulamadim bisey, kismet diilmis..

kalin saglicakla

8:14 PM
7.8.07
yitirdiklerimiz elimizden kalbimizden akanlar, bir bir gidenler..


benim bi esra ablam vardi, biz kucukken 4 kardestik iste, esra emre eda ozge.. hep birlikteydik, ya onlarda ya bizde kalirdik, annemler gezmeye giderlerdi biz 4umuz kalirdik birlikte. ben daha kucuktum o zamanlar, saat 8de uyudugum zamanlardi. seyhan teyze necip amca annem babam italya'ya gitmislerdi karavanla biz yine birlikteydik.

sirinceye giderdik esra abla helikopter bocekleri toplardi biz korkardik edayla, sulama havuzuna girerdik, ceviz agaci vardi kocaman ona tirmanirdik, taze ceviz yerdik, suyun anasina giderdik buz gibi su icerdik, bayirda kalirdik geceleyin, sivrisinekler isirirdi her yanimizi, sarkilar soylerdik, seftali toplardik, patlayana kadar kiraz yerdik...

bu yaz aksami esra ablam karsima cikti birden, bogazimi dugumledi, gozumden akti.. 4sene oldu esra ablam gideli, yine boyle bir yaz aksami gitmisti o.. yakama taktigim resmi hala cuzdanimda.. o gun hala aklimda..

hayatimdan ilk giden sendin, 4 sene olmus, ben buyudum sen nerdesin??

9:19 PM
terelelli


nolur bitsin artik, gidiyim, iskence gibi, daraldim.. haftasonu foca, pazartesi sali anneyle seferihisar, carsambadan sonra cesme.. mavi tur, sole mare, alacati, kumru, dari, sakizli dondurma.. sonra staj.. gunduz yaptigim saraplari gece eski bi rum evinde kitabimin sayfalarini basucumdaki luks aydinlatirken yudumluyor olucam.

daha ne kadar icimi desebilirim bilmiyorum, oyum oyum oyuldum..

derin bi ic cekisin ardindan sozu beatles'a birakiyorum.

2:42 PM
6.8.07
kiss me


sixpence none the richer - kiss me.. dinledikce hissediyorum, ne hissettigimi bilemeden, anlayamadan hissediyorum, kelimelere dokulcek gibi degil, peceteye cizdigim gibi hissediyorum. parca parca boluk porcuk, filmlerden kesilen kareler gibi hissettiklerim.. mutedil dalgali denizler gibi, sallana sallana yurumek gibi, bi yudum seftali sarabi, derine cekilen sigara, yuze vuran ruzgar, yosun kokusu, dalga sesi, sallanan sandalye gibi, kaybolunan sokaklar gibi iste.. uykuya dalmadan onceki son an gibi..

6:43 PM
gece uzun


saat 2'ye yaklasiyor, korkuyorum yine, ayaklarim buz kesti, uzerimi ortmek istemiyorum, 1 saattir ayni sarkiyi dinliyorum, huzunluyum, uyuyamicam gibi duruyo, ben kucukken saat 8'de uyurdum, battal dedi ya gecen sene bu zamanlar amsterdam'daydik, guzeldi, seneye bu zamanlar nerde olucam acaba, peki ya sonra???, büyüyorum, cok uykum var, sarki nerdeyse 20 defadir dönüyo, su an olmak istedigim bi yer var..

1:39 AM
5.8.07
bla bla

sabah kalktığımda 46,6 kiloydum simdi 46.8 oldum, annem beni boyle gorurse delirir, kilo almaliyim, yemek yiyesim yok, cocuklasma da tik sunlari agzina hadiiii!! 1 haftam var eve en az 49 gitmeliyim. cok da gucsuz hissediyorum koca yaz okulu boyunca yattim, hatta gecen gun abim "kebap gibi bi o yanini bi bu yanini donuyosun git spor yap" dedi, boyle olmaz, hasta olcam sonunda, kendine gel kadin kendine geeel!!! duzel artik

1:56 PM
4.8.07
sanci

anlamiyorum, gercekten anlamiyorum, neydi ki o... ben duzluge ciktim, yeteri kadar acittim kendimi ve sonunda ciktim, tek basima dogru duzgun sessiz sakin yasiyorum. nasil biseydir karsindaki yaptigi zirvaligin farkindayken ve bunun icin canini hayli yakmisken uc bes tekme daha atma arzusu.. bilmiyorum ki yapmam gereken belki de ilk anda basip gitmekti.. cok ayip diil miydi o ya, hala midem agriyo

11:06 AM
3.8.07
cok sey degil


19 agustos itibari ile sirince'de sarap fabrikasında olucam, cok yogun olucak gibi duruyo, helmut bildigin alman cok calistirir bence beni, calistirsin tabi isim ne.. bu hayat cok acayip bi de, yani o kadar olur diyim sadece. şu an o adini bilmedigim cikmaz sokagin sonundaki cafede coffee con baileys con lecce icmek icin neler vermezdim.. battalla yesillerin ofisinde oturdugumuz o gun gibi iste.. pazardan cilekle erik alip denize gitmistik, onun gibi.. cok sey degil benim istedigim, bi gece arkadaslar toplansa yine o geceki gibi.. bacaklarimiz titrese yorgunluktan

4:18 PM
1.8.07
kimin var ki



kimi bekliyorsun hala,
evinden kitaplarindan uzakta misin
arada bir telefon et kendine
kendine mektuplar yaz yanit beklemeden
kartlar gonder kendine her gittigin uzaklardan
sevgilim diye baslayip operim diye biten
senin senden baska kimin var ki arasin

inince trenden ya da ucaktan yalnizligin
sevincle karsila yanlizligini garlarda hava alanlarinda
ayrilislarda sarilip opus yalnizliginla
ugurla kendi kendini dönüssüz yolculuklara
bekle kendini uzak yolculuklardan donersin diye

icki masasinda bir basina misin
kendinleysen yetmelisin kendine
cogaltip yalnizligini konus bir çok kendinle
kaldir icki bardagini kendi serefine
aglasarak guluserek tartisarak kendinle
senin senden baska kimin var ki bulasin

dusmalarin saldirilarindan yuvarlandikca yerlere
tutup kendi saclarından kaldır kendini
seni sana bildirecek kimsen yok baska kendinden
olünce senin bile haberin olmayacak oldugunden
haber ver kendine ki öldügünü bilesin
kimin var ki senin sana oldugunu söylesin

kendi kendinin hem konugu hem ev sahibisin
zamanın varken agirla kendini sarilip öperek
biliyorsun nasil olsa yakın o gelecek
kimileri "yaa öyle mii ne zaman vah vah" diyecek
daha simdiden sev kendini sev kendini sev
kimin var ki seni senden başka sevecek

aziz nesin

9:01 PM
31.7.07
ari

ah ari salak ari bula bula beni mi buldun bak sen öldün benim canim yaniyo neden yaptin bunu, tabagimin yanina senin icin koydugum yiyecekler yetmedi mi, gozun doysun, cussenin 30 kati yiyecek vardi, neden elimdekine goz diktin, bak öldün iste. simdi kizma bana ari ben de actim herseyi sana veremezdim, ittirmek zorundaydim seni, sen de batirdin igneni, neden be ari benim canim yaniyo sen öldün. ari cok aciyo yaa sen öldün kurtuldun bi yerde, nasil gecicek bu, aman ari ya aman yaaa..

12:38 PM
30.7.07
mojito

bu mojito nasıl bişey, super super oh iciyorum alkol tadi almiyorum sonra bi bakiyorum sinirleri alinmis sut kuzu olmusum. eda'ya yaptim o da bayildi, tam bizlik, ceren'in yanina gittigimde bol bol yapariz:) bu gitme meselesi de apayri bi mevzu, taa oralardan kimle nasil ne konusuyosa tum surpriz girisimlerimi ogreniyo kac defa plan degistirdim yok ogreniyo deli. son planimi kimse bilmiyo, ben bile :D. soylemicem, ev adresi var bi gun gitcem kapiyi calcam (panik olma ceren evde olup olmadigini ogrenirim gelmeden merak etme sen) ilk defa sarhosken blog yaziyorum bu arada onu farkettim, viva la mojito the 4th.. ozledim kardesimi, bugun edayla cilli'de eda'ya icimi acmisken aklima geldi biz ucumuz ne guzeldik diye.. hala guzeliz de iste.. amaaaann duygu sarmasi oldum.. iyi ki varsiniz. seviyorum uleeyynnn

8:53 PM
29.7.07
pazar


pazar gunlerinin bu huzurunu seviyorum, cuma ve cumartesi gunlerinin o yogun hali olmuyo pazarlari, halbuki zamanin faraziligini dusununce pazari diger 6 gunden ayiran bisey yok, donem icinde pazartesi sendromu tabir edilen hadise son tatil gunu olan pazari guzel kiliyo olabilir ama pazartesin de bossa pazarin ayricaligi ne?neden hala farkli ve guzel oluyolar? misal bugun, yalniz gecen bi gecenin ardindan yalniz uyanilan bi gun neden guzel? sanirim bu benle ilgili bisey, verdigim kararlarin arkasinda durabilmenin dayanilmaz hafifligi.. yarin da boyle hissedicem, boyle huzurlu. amin.

12:27 PM