PULSUZ DAMGASIZ MEKTUPLAR; ben Keske Takipteyim Eskiden, cok eskiden YAZ BANA
23.10.09
an
peki benim değerim ne kadar? kaç günlük avuntuyum? hangi uyuşukluğa tercih edilirim? kaç şişe şarap ederim? bir yudumum kaç promil?
güvenmeyi seçerek yaşamak ve tek parça varolabilmeyi ummak ne büyük hata. birilerinin kanatları nasıl kırıldıysa vaktiyle -ki mutlaka istemeden kırmışsındır, hep öyledir- seninkilerin de kırılması an meselesidir. hep öyledir. o an, işte, yakındır. hep.
11:26 PM
5.9.09
routine
sabah 7'de kalkılır, 8km hızlı tempo doğa yürüyüşünün ardından yarım saat pilates yapılır, akabinde yüzülür ve kahvaltıya geçilir. bi hayli yorgun düşen bünye gazeteyi ele aldıktan sonra takriben 15 dk içerisinde uykuya dalar. yarım saatlik güzellik uykusunu müteakiben tekrar denize girilir ve okunamayan gazeteler sahilde churchill eşliğinde okunur. tekrar denize girilir. çıkılır. tekrar girilir. tekrar çıkılır. öğle yemeği yenir. hoşbeş edilir filan. zaman geçer. diş ağrır. tv izlenir. internette sörf yapılır. telefon çalsın diye beklenir, çalmaz. uçak bileti rezervasyonu yapılır, alınmaz. akşam olur. yemek yenir. sakızlı dondurma da afiyetle yendikten sonraaaaa poker oynanır. para kazanılır, bazen kaybedilir, yatağa dönülür, sabah 7de kalkmak üzere uykuya dalınır.
burda yazlar böyle, ya orda?
4:14 PM
3.9.09
orasi
seninle "O" yer yaptığım her yer "Bİ" yer şimdi..
"İnsanım çünkü, Nerede yalnızlık görsem alırım bir parça Sahibine ağır gelmesin diye"
11:07 PM
28.8.09
bu
geçenlerde bir gece annemle babam uyumadan hemen önce annem babama demiş ki sen bana hiç şiir yazmadın, babam da şunu yazmış;
Günaydın gün ışığım Günaydın bal kaşığım Her günün bayram olsun Canım gönül beşiğim
1:19 PM
2.8.09
ceren
boğazına oturur bişey, o şey neyse artık, O gidince oturur en çok. yakınındaydı önceden, uzağında şimdi. sonra yine yakınına geldiğinde, sen olamazsan bu sefer, boğazına oturur özlemeyi biriktirdiğin O..
sımsıkı sarılmayınca boğazına oturana, gözünden akamayan O, anneni babanı özler gibi her gün özleyip sarılamadığın O, boğazında kalır
1:35 PM
1.8.09
kıssadan hisse
kremlenmeden güneşe çıkma şapkasız dolaşma deniz ayakkabısız kayalıklara gitme öğle vakti balık tutmaya çalışma arabada soğutucunun olduğu yerde oturma cimciklemece oyunu oynama ama en önemlisi sakın ha sakın karavida, nam-ı diğer yengeç, yeme!
12:32 PM
18.7.09
ziyan
71 yaşında bir adamla 17 yaşında bir kızın evlenmesi anormaldir. bu böyledir. 17 yaşındaki bir çocuk evlenemez kaldı ki 71 yaşındaki bi adamla hiç evlenemez. Evlenilen adam halis toprak'sa ve evlenen de 17 yaşındaysa bu ahlaki bir şey değildir. iş anlaşmasıdır. nazlıcan daha çocuk. doğduğu günü hatırlıyorum ben onun. para için kendinden vazgeçiyor şimdi. hayat garip.
7:04 PM
22.6.09
25
2 dersten kalalı 3 saat denize girmeyeli 9 ay bisiklete binmeyeli 1 yıl cerenim evleneli 2 yıl(-1gün) amcam gideli 3 yıl ilk defa dokunalı 4 yıl şu an ayrılmakta olduğum evime taşınalı 5 yıl endoskopi yapılalı 8 yıl ilk defa kör kütük sarhoş olalı 9 yıl anadolu lisesine gireli 14 yıl abone'yi dinlemeyeli ve dansını etmeyeli 16 yıl okumayı öğreneli 19 yıl yüzmeyi öğreneli 20 yıl emziği bırakalı 24 yıl memeyi bırakalı 24.5 yıl ve doğalı tam 25 yıl oldu..
Bir bakmışsın dün dediğin anın üzerinden seneler geçmiş.. Mis kokulu denizin kenarındaki nem kokulu pansiyonun çift kişilik yatağında uyanılan, gazeteli malibulu deniz sefalı doğumgünlerinden geriye kalan telefona gelen bir kaç düzine mesaj ve annenin sıcak öpücüğü. Yaş 25. öperim.
2:55 PM
22.5.09
tam
"bol parıltılı güzel günler bunlar" dedi bana, yüzüne baktım "öyle" dedim. uyuklamalar uyanıklıklar pencereden odama sızan güneş, bir yığın iş telaş ama işte burdayız, yaşıyoruz, tam da olması gerektiği gibi. günler geçiyor biz duruyoruz ya da biz geçiyoruz günler duruyor. dedim ya tam da olması gerektiği gibi..
8:52 PM
25.2.09
eğri
seni de rahatsız emiyor mu afrika kıtasındaki sınır çizgilerinin düzlüğü?
2:57 AM
2.2.09
sen'
Ve sen sonunda bir gün çıkar gelirsin diye, Çok şeyin adı küçük yazıldı; Silinmez anlar vardır, Karşı konmaz özlemler, Ben şimdi ne istediğimi de bilmeden artık Bağırıp duruyorum ya, şurda, Sen yaz sonu ilan eden güzel keten, Güneşten yırtılmış caz, sen!
1:33 AM
19.1.09
oynasana
çok sevgili yelda'nın, ben ders çalışmaya başlamaya çalışırken, mamafih başaramazken ve dahi yakınırken, fütürsuz bir surat ifadesiyle tarafıma aktardığı anekdotu aynen paylaşıyorum;
kayınpeder gelinine, "kızım kalk oyna" demiş gelin; " baba yerim dar" demiş kayınpeder kalkıp gelinine oynaması için daha geniş bir yer açmış gelin bu sefer "baba yenim dar" demiş kayınpeder de ; "hıııı anlaşıldı kızım senin oynamaya niyetin yok" demiş.
ps. bu hikaye anlatılırken tarafımla göz teması kurulmadı, vurgu mimik jest gibi hiç bir içgüdüsel yahut iradeli hareket kullanılmadı.
6:51 PM
16.1.09
anti
3:57 PM
7.1.09
robotiko
istiyorum yahu, bırakıp gitmek istiyorum, ne biliyim ıssız bi ada filan bile olur yeter ki gideyim.. mesela benden 2 tane olsa, biri robot olsa, hissiz duygusuz, bildiğin robot işte, o girse finallere hepsinden de 100 alsa.. bulsunlar bunun yolunu, neyse parası verelim, olsun bitsin, bir sürü madur insan var neden yapılmıyo hala! teknoloji gelişmedi mi arkadaşım, neler neler yapılıyo da bu neden eksik? bence yapılmıştır da etiğe aykırı filan diye piyasaya sunmamışlardır, ben kabul ediyorum ya çipi olan her türlü edevat insandan üstün olsun, dünyayı ele bile geçirebilirler benim için sorun yok..
robotumu yapın benim, istirham ediyorum!
8:25 PM
1.1.09
ben -dinlerken hissedebiliyorum. -hissettiklerimi anlatabiliyorum. -hissederken dinleyebiliyorum. -dinlediğimi anlatabiliyorum. -anlatırken hissedebiliyorum. a m a dinlerken hissettiklerimi anlatamıyorum..
pazartesi diyete başlamaya karar vermekle aynı buluyorum yeni yıl dileklerini, kararlarını.. kendi kendine bir günü özel kılmaya çalışmaktansa hali hazırda özel varsayılan, özelliği kabul gören bir günü kullanıyoruz, dilek dilemek, hayatımızı değiştirmeye karar vermek için.. bu sene şöyle olucam, bu sene şunu yapmıcam, bunu sevicem ötekinden uzak durucam berikinin yanından yanaşmıcam.. nasıl ki pazartesi başlanan diyetlerin salı günü esamesi okunmuyor, yeni yıla gireyazılırken alınan kararların da hakeza.. yanlış anlaşılmasın depresif değilim, bilakis son derece mutluyum ama bunun ne bitmekte olan seneyle ne de başlayacak olan seneyle hiç bir ilintisi yok.. bu gibi günleri eğlenmek için bahane olarak kullanıyorum, fazlası değil, hepsi bu
*pre new year syndrome
3:59 PM
22.12.08
kim
romantik miyim ben? olduğumu söyleyenler var olduğumu hissettiğim zamanlar var peki gerçekten, romantik miyim ben? romantizmden anladığın ne? şarap mum gül.. bunlar mı? bunlardan hoşlanmıyorum romantizm çekmeceleri bana göre değil kim bilir kaç kişiye gönderdiğin şarkıların şiirlerin senin olsun olduğun gibi gel bana etten ve kemikten gerçek kokunla gel uykundan uyandığında, gecenin bi' vakti o kısacık zamanda, o his hani, tarifsiz.. kaç gül, kaç şişe şarap ve kaç mum kalıbı ederse işte senin için.. ben burda, iyi mi kötü mü bilmem, senden çok uzaktayım her kimsen, iyi mi kötü mü bilmem, benden çok uzaktasın
8:12 PM
24.11.08
yagmur
"ister gaudi örtsün üzerini ister mimar sinan, toprak kokusu her yerde aynı" demiştim. barcelona'ya yağmur yağıyordu, yalnızdım, kalacak yerim yoktu, yorgundum, bir şişe şarap vardı elimde, arc de triomf bana bakıyordu ben ona.. vakit geç değildi henüz, eğri ışıklı herhangi bir akşamüstü.. ankara dün toprak kokuyordu, arka bahçemdeki çam ağacı bana bakıyordu ben ona, ağaç buradaydı ben yoktum, oradaydım.. çantamın olduğu yerde, tam da orada..
12:09 PM
18.11.08
kan
bunu anlatabileceğimi sanmıyorum sarhosum ve acıyorum! acıyorum! içim acıyor! kanıyorum ve kanıksıyorum kanamaktan türemiş olmalı bu kanadım pıhtılaştım kabuk bağladım ve kanıksadım nerdesin? soğuk mu?
10:48 PM
17.11.08
şipşak
çok afilli bi fotoğraf makinası almış babam, aslında iki tane almış, bir de önceden vardı etti üç. en güzelini kendime aldım, bi alt modeli abime verdim eskisini gülaycığım ve muzafferciğim paylaşsınlar. bence doğru bir dağılım oldu.. hiyerarşi böyle bi şey işte...
neyse benim makinam başta da belirttiğim gibi çok afilli, kurban olduğum rabbim neler yaratıyor, anlatıyım siz de şaşırın;
şimdi bu aletin "smile" diye bi modu var, açıyorsunuz ve karşınıza koyuyorsunuz, güldüğünüz vakit kendisi hop diye çekiveriyor fotoğrafı! ay şaka gibi hala şaşkınım.. bundan oyun yarattık biz babacığımlan, şöyle ki; açıp koyuyoruz karşımıza, bir gülmek geliyor insanın içine, amaç gülmemece ya, gülünce yakalıyor hınzır.. sonra sayıyoruz kim daha çok yakalanmış, kaybeden kahve yapıyor efendime söyleyeyim meyve soyuyor filan.. bir nevi kılıç, abimle oynardık eskiden kaybeden bakkala giderdi..
böyle işte.
10:39 PM
13.11.08
zaman
en sevdiğim hayali kahraman parmaklarını birbirine değdirince zamanı durduran o kız! adı neydi hatırlamıyorum, mühim de değil, seviyorum onu, bi şans verseler bi günlüğüne o olmak isterim, bi gün de değil, bugün! çok ihtiyacım var zamana! şimdi boş boş evinde oturan ve canı sıkılan insanlardan birer saniye alsam bir ömür eder, benim istediğim 3 saat, çok şey değil, verin daa olmaz mı?
oynatmama ramak kaldı, vallahi bak!
12:22 AM
11.11.08
pinhani
pinhani diyorum, ne güzel ne hoş diyorum. sıkılmadım dinlemekten, '06 temmuz ortasıydı o gün bugündür dinliyorum bilfiil. vaktiyle ayça şen yazmıştı pinhani hakkında, sinan(solist) demiş ki "şarkıların hepsini manitaya yaptım" demiş. o noktada tav olmuştum zaten.
iyi gidiyor böyle akşamlarda.
tavsiyemdir; uzun zamandır dinlemediyseniz dinleyiniz, gülümsemezseniz paranızı iade edicem.
öperim.
8:53 PM
2.11.08
evet
deliriciim!!!
anne ve baba tağızade bu pazar gününde, ankara gri iken, izmirin güneşli gökyüzü altında çiftlikte keyif çatmaktalar.. (ben deniz ise ders çalışıyorum) sevgili gülaycığımın şu sözü kulaklarımdan gider mi bilmiyorum "muzaffer yazlığa gitseydik denize girerdik de mi?"
------------- Açık Mektup
TC Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne;
24 yaşına geldim, 25'e az kaldı bugünlere gelebilmek için gösterdiğim çabanın maddi bir getirisi olmadı öncelikle bunu belirtmek isterim. İzmir'den kalkıp geldiğim Ankara şehrinin her şeyine alıştım da bu gri soğuk havasına alışamadım, üşüyorum, boğuluyorum, sıkılıyorum ve daha nicesi. tüm bu can sıkıcı hislerin arasında benden beklenen sorumlulukları yerine getiremiyorum takdir edersiniz ki. Tabi bu istek meselesi, istemiyorum, istemeyince olmuyor. Uzun lafın kısası, kanunun öngördüğü hizmet yılını doldurmadım, emekli olmak istiyorum. Re'sen ve yaş haddinden olmasa da malulen emekli olabileceğim kanısındayım.
Gereğinin yapılmasını arz ederim.
3:52 PM
31.10.08
duy
akademi dünyası şaşkın;
ince eleyip sık dokuyan bir tavrım ve çok hassas ellerim var(mış)!
6:37 PM
bık bık
o değil de aklıma ne geldi, demeden edemicem;
yazın bu saatlerde denize girmeyi çok seviyorum ben.
(şimdi bunu diyince de bi düşündüm, daha önce düşünmemişim belli ki, acaba neden seviyorum ki?! soğuk filan oluyo halbuki, neyse..)
hmm bu nerden aklıma geldi onu da söyliyeyim de ibreti alem olsun; beni doğurup bu günlere getiren muhterem anne tağızade sabah telefonda "öcü ben denize giricem" gibi bir cümle kurdu, kınadım kendisini hem de esefle ama olan oldu tabi, eşek, aklındaki karpuz kabuğuyla, kızgın kum ve serin suyun türlü kombinasyonlarını ihtiva eden hayallere gark oldu.. demek ki neymiş; "sen sen ol pastırma yazı olan bir şehirde yaşa!"
deniz de olsun!!!
12:59 AM
30.10.08
eres lo que tu vives
uyudum! haftalardan sonra ilk kez uyudum! gerçekten uyudum! ağır bir yarayla atlatılmış kaza ve kapalı yollar enkaz altında kalmış bir beden zihinden silinecek bir dizi şarkı, söz, ses, görüntü karar vermenin dayanılmaz hafifliği... bana çıkan yollar kapalı!
11:00 AM
28.10.08
şuur
kafanı içine soktuğun o kum tepesinden çıkarıp sağa sola bakacaksın sonra derin bir nefes alıp yaşamaya devam edeceksin -görerek- şairin seslendiği bayrağın ta kendisisin varlığının anlamsızlığı trajikomik bir manifestodur, bilakis varlığın varlıklarını anlamlı kılandır.. unutma özge, her şey geçer!
12:42 PM
22.10.08
sonra
güneş var sarı tonları inceden rüzgar hava serin içim sıcak mandalin kokuyor bir de yosun ellerim üşüyor elimde bir atlas atlasta zihuatanejo yanımda şarap şişesi üzerimde kırmızı kruvaze ceket umutluyum
5:29 PM
19.10.08
fena halde leman
"dinle böceğim, uzun bir seyahate çıkacağım, hareketimden evvel bazı şeyleri söylemek arzusundayım. Yokluğum fazla uzayabilir, zaman zaman, dediklerimi dinleyerek saptarsın ki: hayatta kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini tutamaz; aşk dediğimiz, ya vahim bir yanlış anlaşılmadır, ya kötü bir hayal kurma tarzı: iki kişinin ikisi de, öbürünün yerine hayal kurmaya kalkıştığından, sukut-u hayaller eksik olmaz! Sen dediğime kulak ver, kendimizden başkasını sevemiyoruz; sevdiğimiz, şahsiyetimizin dışlaştırılmış, bir başkasının üzerinde somutlaştırılmış hayali; o başkası da kendisini üçüncü bir şahıs üzerinde dışlaştırır, somutlaştırır: arada ahenk kurulamaz, nasıl kurulsun, sevdiğimizle sandığımız farklı! Muvaffak bir çift, yalnızlığa tahammülü yüksek iki insan manasını taşır: çift demek, yanyana iki yalnızlık demek, beraber bile olamamış, kesişmesi bile zor! Onun için böyle bir hayatı, içine girip kurbanı olmadan yaşayacaksın, yani uzaktan. Uzaktaki, soyut, hemen hemen yok bir şahsı sevmekten güzelini tasavvur edemiyorum. Yakında olmayan sevgili tahayyülde yaşatılır, hayalde yaşamak az evvel açıkladığım kaideye uygun olarak, onu kendine benzetmektir; yanında bulunmayacağından, o buna ne itiraz edebilir, ne müdehale: sevdiğini hayalinde değiştirdikçe, kendine benzettikçe daha çok seversin, böylece denge korunmuş olur. Sevmek! Sevmek esasında alıp başını gitmektir, sevgiliden uzaklaşan mutlak aşka yaklaşır, sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden yaratarak. . ."
*attîlâ ilhan, fena halde leman
8:08 PM
ebe kör
gözleri bağlanmış küçük bir kız çocuğuyum oyun diyorlar adına ben ebeymişim körmüşüm de üstelik korkuyorum karanlıktan diyorum dinlemiyorlar karanlığı sevmiyorum diyorum umursamıyorlar gözlerim bağlı yürüyorum ışık yok ses yok amacım gözümü bağlayanları eğlendirmek, başarıyorum sanırım ara ara gülüşmeler geliyor kulağıma o yöne gittiğimde kahkahaya dönüşüyor gülüşmeler -aksi istikamette-
küçük bir kız çocuğuyum karanlıktan korkuyorum körüm ve ebeyim elimden başka da bir şey gelmez
1:39 AM
6.10.08
sakın şaşırma
saat ne zaman bu kadar oldu ki, beni bekleyen onca iş varken bu kadar çabuk ilerlemesini anlamıyorum, hiç adil değil.. şimdi ben burda böylece durup saçma mı saçma şeyler düşünürken birden dedim ki kendime; hey ozge dedim bak dedim bunları böyle düşünüp durma sonu hayır değil dedim.. iyi demişim bence. velhasılıkelam kalktım sarı koltuğumdan tam işime gücüme dalıcaktım ki bir soluklanayım istedim tek bir sarki ile.. ortacgil, sakin sasirma..
oyle garip bir şey ki bu, yani ben şaşırıyorum, ona buna sana bana ötekine berikine.. tanıdığım tanık olduğum herşeye herkese şaşırıyorum en çok da kendime şaşırıyorum, şaşıp kalıyorum..
nasılsın derseniz; sıhhatim yerinde karnım tok sırtım pek, ama işte insan bir garip hayvan, az evvel de bahsi geçtiği gibi şaşıp kalınılası bir canlı türü. nedir? evin var huzurun yerinde açta açıkta değilsin daha ne olsun aslında ama olmuyor, öyle olmuyor. durup kilitlenebiliyorsun, olduğun yerde öylece kalakalıyorsun. nedeni muamma, bilsen çözüm üretebilirsin ama yok o da olmuyor.
iç acısı demişti bi abla ben daha küçükken, içim acıyor demişti sebebi yok içim acıyor. anlamamıştım o zamanlar, büyümek gerekiyormuş anlamak için. öyle büyük travmalar atlatmaktan bahsetmiyorum, biz bu saclari değirmende ağartmadık edebiyatından hazetmem zira. dediğim büyüyünce görüyormuş insan yağmurun bile iç acıtabileceğini.. "baştan aşağı anıların yorgunluğu, sakın şaşırma"
demem o ki astral seyahatler yapasım var, şu gezegenden kaçıp gidesim var, iki elimin parmaklarını geçmez özleyeceklerimin sayısı, beni özleyecek olanların sayısı daha da az. işte tam da bu demek istediğim, iç acısı dediğim bu. bildin mi?
icimden biseyler kopup gidiyor gun be gun an be an yorulmaktayim yaslanmaktayim canim yanmakta yavas yavas mum gibi e-r-i-y-o-r-u-m aradigim bir sey var ne oldugunu biliyorum onemli olan bu aradigimi biliyorum ama o yok o olmayacak. benim aradigim benim istedigim gerçek olmayacak -mı?-
12:38 PM
24.9.08
had
yalnızlıktan korkmak değil de bu, hani görmek istersem diyorum bir köşe başında, bir ağaç altında ya da kısacık bir "merhaba"yı duymak istersem sesinden, çaresizim, işte en çok ondan korkuyorum
2:33 PM
11.9.08
düş
benim için bir agaç düşün bir ev düşün denizi düşün güneşi düşün sevdiklerini düşün aşık olduğunu düşün
....ben seni düşünürken
6:20 PM
9.8.08
O
Kadın sevmiş onu Ama çok sevmiş.. O da sevmiş Öyle demiş kadına Kadın inanmış ona Ama çok inanmış Öyle inanmış ki Gözlerinde kaybolmuş O’nun Öyle bir kaybolmak ki Kendini kaybetmiş kadın Kendini onsuz bulamaz olmuş Kaybolmayı da seviyormuş kadın Onu sevdiği kadar çok seviyormuş Bir gün kaybolmak istemiş kadın Ondan geçince kaybolacak olduğunu bildiğinden geçmiş kadın O’ndan geçmiş Kadın geçmiş Zaman kalmış Oracıkta durmuş zaman Gözyaşı yanağında kalmış kadının O gün bu gündür yanağındaymış.. O’na sormuşlar Öldü demiş Çok oldu
2:51 PM
20.7.08
b
mutlu uyunan gecelerin sabahlarina bayiliyorum! erken kalkip leylayla oynadim, bi guzel taradim onu(iç ses:cok tüy döküyor veterinerle konusmaliyim) kumunu değiştirdim, öğle yemeğinde ıslak mama açıcam bir tane oh değmeyin keyfine.. sonra dışarı çıktım tunalıya kadar yürüdüm sabahın köründe, kuğulu parktan bir gevrek aldım hepberaber yedik, ördekler kuğular ve ben.. çok kalmadım eve döndüm hemen, pazartesi 2 tane sınavım var ama onlar bile canımı sıkmıyor.. hepsi battal sayesinde.. canım geliyor! 24 ağustosta turkiye'de olucak!! battal ben izmir istanbul.. plan yapmaya baslamam lazım, mutluyum :)
9:59 AM
19.7.08
so
so, how deep is your love?
6:40 PM
10.7.08
ne
ihaleme fesat karismis haberim yok!
3:32 PM
9.7.08
kaptanin seyir defteri
yaz okulu
day #1
-sabah 7 sularinda eve varildi, kapida eeenn cok sevilen arkadasin mektuplari bulundu, sevincten kapi zar zor acildi, mektuplar itinayla okunup yer yer gulme krizine girildi ancak gulmenin sebebi arkadasin espiri yapmasi degil arkadasin ta kendisiydi.
-okula gidilip derslere girildi, kurkcu dukkanina dönmüs olmanin dayanilmaz hafifligiyle cok sevgili arkadaslarla bulusuldu opusulup koklasildi bira icildi. aksam evde yalniz kalindi, henuz yalnizliga alisilamadi ancak o yorgunlugun uzerine misil misil uyundu.
day #2
okula gidildi, tum derslere girildi, kendi sectioninla ders alma zorunlulugu yuze vurdu, berbat bir hocaya denk dusuldugu ogrenilince aglamakli olundu ama yikilinmadi. havuza girilemedi ancak onumuzdeki gunlerde havuza gidilecek gun ve saatler belirlendi. aksam oldu abinin dogum gunu hediyesi ele gecti cook begenildi, akabinde pek sevilen arkadaslarin dogum gunune gidildi, sonunda sampanya patlatilabildi nefis haberler alindi. sabaha karsi salon yatakhaneye cevrilip masal esliginde uyundu.
day #3
derslere gidilmedi, arkadaslarin evinin toplanmasina yardim edildi, koliler dolduruldu, eski bir kontaga ulasma cabalari hayal kirikligiyla sonuclandi, eve gelindi bloga yazi yazilmaya baslandi, yazildi, yaziliyor.
----------------------
*bu formattan nefret ettim, ne ki bu yapıldı edildi falan. *aslinda daha dolu bir 3 gun gecirdim ama yazmak zor geldi
7:23 PM
7.7.08
tekzip
SAYIN OKUYUCU
ASAGIDAKI YAZI GIBI BLOGDA YER ALAN BAZI YAZILARIN OZNESI YOKTUR, TOPYEKUN HAYALIMIN URUNUDUR. SEBEP OLDUGUM KAFA KARISIKLIGI ICIN OZUR DILERIM.
8:11 PM
korku
bir gün seni sevmemekten korkuyorum varligim sen dolusun her kivrimimda senin kokun var bedenim dokunusunla anlamli sen bende olmayinca ben de olmayacakmisim gibi ben seni sevmedikçe kendimi sevemeyecekmisim gibi.. kaybolmaktan korkuyorum kendi içimde kendime varamamaktan.. kollarin olmadan kendimi kavrayamayacagimi hissediyorum ** seni sevmedigim anlar olmadi hiç sensiz olmak nedir bilmiyorum sen yokken sen kendiydeyken sen bende olmadigini sanarken sen hep bendeydin uykuya yalniz daldigini sandigin tüm o gecelerde yanibasimda beni varediyordun bilmeden odamdaki dört duvardan biri oluyordun bazen bazense kalbim.. ** sensiz olmak nedir bilmiyorum sensiz olursam ne olurum bilmiyorum ayak ucumdan basliyorsun göz kapaklarima kadar her yerimde sen varsin öyle bir doluluk ki bu çikarsan gidemeyip görememekten korkuyorum kalp atislarimizin karistigi o günden beri bende hangi kalbin attigini bilmedigim için korkuyorum en çok seni sevmezsem kalbim atar mi bilmiyorum tüm bu bilinmezliklerin arasinda seni sevdigimi bilmek güç veriyor bana kimileri aciyor bu halime olmayan birine bu denli bagli olmami anlayamiyorlar anlatamiyorum onlara fiziksel varligindan bagimsiz bendeki varligin senden bir sey beklemeyerek seviyorum seni hep öyle sevdim mutluluguma seni katmazsam mutlu olur muyum bilmiyorum ** aklimda ve kalbimde sana ait köseler var baslarda misafir edasiyla oturdugun simdiyse iyiden iyiye sahibi oldugun bilmesen de senin olan köseler gün boyu seyahat ediyorsun içimde gün isigiyla küçülen gözbebeklerim ilk duragin oluyor sonra cigerlerime doluyorsun kanima karisip kalbime ugruyorsun hergün avcumun içi sensin aksamüstleri gece oldu mu yine gözbebeklerime dönüyorsun, karanliktan kocaman olmus günün en çok sevdigim zamanlari geceleri kimse görmezken, sen bile, sana bakiyorum doyasiya kana kana içiyorum gün boyu özledigim siluetini istedigim an yüzünü gözümün önüne getirebiliyorum tüm çizgileriyle gözlerinin mat oldugu oluyor bazen degistiremiyorum iste onu bana nasil baktigin senin kararin oluyor bugün mutsuz diyorum sen öyle gelince üzülüyorum sadece öyle günlerde sana sarilma istegimi dizginlemekte zorlaniyorum sadece öyle günlerde içimde var olan sen gözümden akip gidiyorsun canim yaniyor. öglen 12 günesi nasil yakiyorsa öyle yaniyorum ** sen bende mutlulusun daha çok rüzgar sesiyle gelen huzursun kendimi iyi hissediyorum seni sevince bana bunlari bilmeden yaptigini düsündükçe daha da baglaniyorum bir gün rüzgar seni getirmezse ne yaparim bilmiyorum seni sevdikçe gelecek olman içimi rahatlatsa da konu senken kendime dahi güvenemiyorum seni sevmemekten korkuyorum tüm aliskanliklarim seninle sana dair seninle birlikte onlari da kaybetmekten korkuyorum halbuki hiç alisamam sanmistim sana simdi sirf sana degil seninle gelen her seye öyle bagliyim ki.. derinden bir baglilik bu verilip alinan sözlere dair degil biz hiç öyle olmadik seninle söz vermeden, söz almadan sevdik o yüzden belki bu kadar derin bende dügümün.. ** basucumda resmin duruyor bana sarildigin gözümün içine bakiyorsun orda sanki dün gibi, bir daha bana öyle sarilmayacak olman üzmüyor beni sensiz de seni sevebiliyorum, eskiden gözlerindi dalip gittigim simdi geceye daliyorum ay gözlerin oluyor. gözümü açiyorum ve kapatiyorum sonra yavasça, ordasin bende kaliyorsun, gitmiyorsun hiçbir yere aramama gerek kalmiyor seni bulmak için kaybolmuyorsun, istedigim an kokunu çekebiliyorum içime geceleri korktugum oluyor sariliyorsun hemen bana, simsiki.. kimsenin sarilmadigi gibi güçleniyorum seninle eksiksizim büsbütünüm seninleyim
30.06.08 ankara-izmir karayolu
9:06 AM
15.6.08
git
Gitmek doğru kelime mi bilmiyorum. Daha ziyade kaçıyorum sanırım. Kafamın içinde dönüp duran, susmayan, konuşan şeyden kaçıyorum. kendisiyle hesaplaşıp bi süreliğine çekip gitmesini salık vericem, dinler mi bilmiyorum 8 saatim ve çekinmeden kullanabileceğim kozlarım var işe yarar umarım.
6:54 PM
6.6.08
neden
ağlamaklıyım; neden deme, gözüme bişey kaçtı derim ağlamaklıyım; dokunma, elini ittiririm omzumdan ağlamaklıyım; içim acıyor, rüzgar ters döndü işte, içime işliyor ağlamaklıyım; kokun geldi burnuma neden deme, yok cevabım. ağlamaklıyım; seni gördüm, nerde deme, yoktun orda aslında, biliyorum... kapımı araladım, rüzgar girdi odama, ciğerlerime doldu şimdi oldu bu n-e-f-e-s aldım, senin s-o-l-u-ğ-u-n içime işledi şimdi oldu bu sen yokken nefesin benden uzaktayken ağlamaklıyım...
12:23 AM
2.6.08
acı
derin yaralar iz bırakır ize baktıkça için acır acıyor
9:04 PM
final#1
karar vermek başarmanın yarısıysa vazgeçmek kaybetmenin kaçta kaçıdır? karar versem mi daha karlı olur vazgeçsem mi? şimdi vazgeçsem bence %70 kaybederim bu durumda hiç bi şey yapmasam %30 başarıyorum üstüne bi de karar versem etti mi sana %80.. oldu bu iş sanırım... ben bu dersi geçerim arkadaşım!
12:06 PM
18.5.08
bir ben var bende benden iceri
disaridan nasil gorunuyorum bilmiyorum ama oyle degilim.. birinin beni oldugum gibi bildigini zannetmiyorum, tüm detaylarımla..
zaman zaman icimde bir diktatör tasidigimi dusunuyorum; baskıcı, ruhsuz.. kimsenin yakın olmak istemeyeceği türden. zaten o da kimseyle olmak istemiyor. istemediği bir şey olduğunda ağzından salyalarını akıtarak bağırmak istiyor karşısındakine. sevmiyor kimseyi, sevemiyor, kendini sevdiği gibi. odasından yönetmek istiyor dünyayı, kimseye danışmadan sormadan kafasına estiği gibi..
içimde başkaları da var. bir esnaf. orta yaşlı. her şey var dükkanında. çivi, klozet kapağı, mandal, askılık, mum, terlik, gramofon, çamaşır sepeti... dükkanının önüne 2 koltuk atmış. koyu yeşil. oturuyor orda tüm gün. dingin biri, konuşmayı pek sevmiyor. aklı almanyadaki oğlunda, mektup bekliyor ondan, torunu olucak yakında. daimi müşterileri var, bazen sadece sohbet etmeye geliyorlar, gelmişken muhakkak bir şeyler alıyorlar herşeyciden. iyi niyetli biri. kimseyle husumeti, munakaşa etmişliği yok. sayıyor, sayılıyor öyle yaşayıp gidiyor..
içimde başkaları var. bir çocuk. 3.5'tan 4 yaşında. yorucu, hareketli, zor bi çocuk. her şeyi merak ediyor, her şeye şaşırıyor. çok mutlu bir çocuk hep gülüyor kocaman gözleri. büyüyünce astreoid b-612'de baobap olmak istiyor. evet bir ağaç olucak çok kararlı. herkesi seviyor bu çocuk, ama herkesi. kim gel dese gidiyor, hem öyle çikolata alıcam sana demeye gerek kalmadan. annesi kaç defa tanımadıklarınla gitme demiş olsa da gidiyor çocuk, kimse kaçırmaya kalkmamış ki onu nerden bilsin neler olabileceğini. çocuk öyle büyüyor işte..
içimde başkaları var. bir adam. 58 yaşında. 2 çocuğu var. çok evhamlı, aklı sürekli çocuklarında, kendini düşünmüyor artık. yaşayabileceği her şeyi yaşadığını ve artık kendinden geçtiğini düşünüyor. ev işleriyle uğraşıyor, günler o sayede akıp gidiyor. her gün evi süpürüyor, 3 öğün yemek pişiriyor, ütü bulaşık derken öyle işte...
içimde başkaları var. bir kadın. olgun. kendine güvenen. dimdik bir kadın. çok güçlü. tek başına mutlu bir kadın. planları var geleceğe dair, yapabileceğini, o planları gerçekleştireceğini biliyor. sevmeyi bilmiyor pek, sevmenin gereklerini yerine getirmekte sıkıntı çekiyor. çok sevmiş olmamış yine sevmiş yine olmamış. artık vazgeçmiş. ama mutlu. arkadaşları var, gözünde burnunda tüten canları var bir de ucundan iliştikleri var, ilişik yaşadığı başkalarının hayatları var. yanında taşıyor hayatını, kocaman çantasının içinde.. yaşayıp gidiyor o da..
burda ates yakmiyorlar sokaklarda, alisamadim!! izmir'de sokaklarin ortasinda odunlar hazirdir bile, hava kararmaya yuz tutunca yakarlar.. su an izmirde olmayi cok isterdim! bir kilo cigdem alip atesin basinda yerdik, korka korka o kocaman atesin uzerinden atlardik sonra kagida cizip dileklerimizi gul agacinin dibine gomerdik (gerci o kismi yapicam ben bu gece, ankara izmir farketmez)dicegim o ki sayin okur; nerde o eski bayramlar...
7:26 PM
4.5.08
tirbuson
dun gece bir ruya gordum, nasil oldu bilmiyorum simdi birden aklima geldi. cok garip bi ruyaydi!
yemyesil bir yerdeyiz, 2 masa var, hani su piknik yerlerinde olan tahta masalardan. masalardan birinde ben ve o oturyoruz, diger masa kalabalik, masalar arkali onlu duruyo. onun ve benim sirtim digerlerine donuk, arada digerleriyle de konusuyoruz arkamiza bakip. bi tane garson var, aysel teyze, deli gibi, saclari daginik, uzun boylu, kivircik sari sacli, 45-50 yaslarinda, elinde isikli bir tirbuson var mavi kirmizi yanip sonuyo.. ruyada en net hatirladigim seyler aysel teyzenin yuzu, tirbuson, O'nun yuzu sesi mimikleri ve gozleri. O bira icmek istiyor acacak yok. aysel teyzeden tirbusonu istiyor, arka tarafiyla biranin kapagini acicak, yerlestiriyor tirbusonun arkasini biranin kapagina, sertce ittiriyor.. tirbusonun isigi kiriliyor, aysel teyze aglamaya basliyor, cok uzuluyoruz ikimiz de.. O da ben de.. aysel teyze gidiyor sonra.. iste ne olduysa aysel teyzenin gidisiyle oluyor, kulagina egiliyorum O'nun.. seni seviyorum diyorum!!! bana bakip SAKIN!! diyor O.. ve ruya bitiyor...
neden ki? bu ruya ne?
12:57 AM
2.5.08
limonata
cocuksun..
limonatan soguk mu sicak mi nerden bileceksin
11:11 AM
27.4.08
tarif
artik sinus egrisini de gecti hâletiruhiyem, sismogram kivamindayim!
içimdekiler;
yalnizlik - bir tutam pismanlik - goz karari mutluluk - bir yemek kasigi huzur - bir cay kasigi (silkme) guven - yarim cay bardagi guvensizlik - bir su bardagi ofke - bir dis sıkıntı - bir dal
4:16 PM
26.4.08
bugun
her gun bir yerden gocmek ne iyi.. her gun bir yere konmak ne guzel.. bulanmadan,donmadan akmak ne hos.. dunle beraber gitti cancagizim ne kadar soz varsa dune ait.. simdi yeni seyler soylemek lazim..
*mevlana celaleddin rumi
5:46 PM
kacak
ayaklarinin biraktigi izler oyle buyuk ki... takip ediyorlar beni kacamiyorum yoruldum yorgunum
12:11 PM
16.4.08
izmir
iste bunu hissetmeye bayiliyorum! evimi ozledim kokusunu ozledim denizi ozledim annemi babami odami ozledim! gidiyorum!
yasasin!
5:44 PM
9.4.08
konus
artik yorum da yapilabiliyor bloga :) bir sürü yorum vardi onlar gitti gibi gorunse de aslinda gitmedi, bi ara ekleyecegimdir..
bunun gibi bi isi yapabildigi icin bu kadar cok sevinen baska bi insan daha var midir acaba, ufacik bisey en nihayetinde ama nasiil mutlu oldum bilemezsiniz.. boyle seylerle mutlu olabilmeyi cok seviyorum :D
5:53 PM
8.4.08
bahar temizligi
cok begendim blogun bu halini ama comment link'i yok.. onu da basaricam hele su sinavlari bi atlatiyim..
9:14 PM
6.4.08
anatomy
oyle ki, herseyden vazgecmenin esigindeyken vazgecmekten korkan ama vazgecmeyi kafasina koymus, yine de kumdan kalesini yikamayan, duyduklarina kulak asamayan, asmayi deneyen ama basaramayan, bildiklerini kendince sekillendiren carpip bolen toplayip cikaran, dinlemeyen.. oyle ki vazgecme desen olmaz, vagec desen yapamaz.. arada kalmis, kisilmis, kistirilmis.. cokca korkak, biraz cesaretli, cesaret gerektirmeyen islerin ustasi, kolay yolu secmeye meyilli, kolay yolun gayri ahlaki olduguna inanmiyor, kolay zannettigi yol cogu zaman aslinda zor olan oluyor. degistirmek istedigi cok sey var kendinde, deniyor, beceremiyor, denemis yenilmis yine denemis yine yenilmis ama daha iyi yenilemiyor.. oyle ki, istekleri var kendi bile inanmiyor gercek olacagina, nefesini tutup havaya bakiyor, yorulmus, halbuki gencecik daha.. su gunler gecsin diye geciriyor aklindan gecmeyecegine inanarak, bu gunleri upuzun yasayacak biliyor. oyle ki... basa donse, en basa, ya da o gune, ne mutluydu, ufacikti, elleri kucuktu, hava serindi, o cok mutluydu..
4:37 PM
2.4.08
coz i got high
ayagin takiliyor bosluga, ya da cukurdan düsüyorsun, dusunsene, corak denizlere bakiyorsun ciğliklar yukseliyor issiz adandan kafani kaldirsan yildizlar gozunu aliyor gunesi goremiyorsun düsünsene, bu adada gececek yillarin ters duz nedir ogretmisler sana terstesin goruyorsun cabalasan degistirmek icin deger mi? ne icin? kim icin? neyi degistirmekten bahsediyorsun? godot'u yemissin, beklemiyorsun.. bile...
7:34 PM
25.3.08
MUTAVASSIT
gariptir, bir suredir dusunmeye ara verdim. ender rastlanan bir durum bu benim icin, bilenler bilir.
yatakta donup dolanilan bir gecenin sabaha baglandigi saatlerde, disarida ruzgar ilik ilik eserken pencereden disari sarkip avaz avaz sustum bir sure, sonra oturdum, yazdim uzunca kendime, sonra birine gonderdim, kim oldugunu bilmiyorum. icimden cikamayan, gozumde kalan ne varsa yazdim ve bombos dusuncesiz ici bos kaldim. konusurken bende olmuyorum, kendimi dinliyorum disaridan, bi yerlerdeyim, biraz sicak biraz soguk, sessiz bir gurultu var, huzurla huzursuzluk arasinda dolaniyorum. sebebini bilmiyorum, sebebiyle ilgilenmiyorum.. sonucu son derece iyi cunku; "hissizim"
hissizlik.. hic bir seyle mukayese edilmemeli.. hissizsin yani mutlusun, hissizsin yani huzurlusun, hissizsin yani...... degil, hic biri degil; hissizsim yani hissizim. anlatilamayacak bir sey bu, bir hayvana benzesem bukalemun olurum mesela, kendime ait bir rengim yok. ya da kaplumbagaya; herseyim bende, evim, hayatim.. hepsi sirtimda. sarki olsam bitter sweet symphony olurum, bir gunden digerine 1 milyon farkli insanim cunku.. kurk mantolu madonna olurum kitap olsam, raif efendini dedigi gibi "hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. insanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden herşeyi bırakıp kaçarlar".
yaz ile kis, kahkaha ile hickirik, varlik ile yokluk arasi 1 sarki uzunluktayken bir yere baglanmak mumkun mu?
4:47 PM
22.3.08
ben gittim manigim geldi
sundan eminim artik, benim evime gunes girmezse psikolog girer. Bugun o kadar guzel ki hava sesi bile farklı; yer yer saka yer yer serce yer yer kedi bazen de kopek.. mutlu olmak icin oyle cok sebebim yok ama mutlu olabilicegimi hissediyorum ve bununla mutlu oluyorum..
hepsi gunesin marifeti.
3:51 PM
17.3.08
kim
hafizami yitirdim sanirim, beni bu kadar iyi hatirlayan bi insani ben nasil olur da taniyamam, hazirligi atlamisim, cok zayiflamisim, bi ara spora gitmisim, surda karsilasmisiz, burda karsilasmisiz, 4 sene nasil da cabuk gecmis.. (bi yerleden isiriyo gozum ama imkani yok cikaramam.. yani burayi da biliyorsaniz sizden cok ozur dilerim ama gercekten hic hatirlayamadim) insanin yuz hafizasinin bu kadar az gelismis olmasi zor vessselam!
5:30 PM
14.3.08
tevakkuf
durdukca durur mu insan? durmaya meyletti mi bir kere donusu yok mudur? duragan olan hersey iyi midir? bozmamak mi gerekir? durdum iyi mi oldu? duruyorum iyi mi? duracak miyim hep? artik durmasam nasil olur? ilk durusum olmasaydi nasil olurdu? simdi ne yapmali? bilincli duruslara son vermeli mi? bilincli bir durus mu benimki? kirmizi isikta miyim? durusum ondan mi? yesil yanacak mi? yesili ben mi kaciriyorum? lambalar mi bozuldu? neden her yer karanlik?
10:14 PM
11.3.08
omzumda agla vol II
oyleyse ben oyuna devam ediyorum, buyrun burdan yakin..
"hayat vazgec ellerini gizlemekten ama cek onlari baskalarinin ceplerinden. korkuyosun sen biliyorum yanimdakilerin ceplerine ilistirip o yaptiklarin sonra balkonundan beni izliyosun. onlari bana karsi kullandigin anlarda kivraniyo muyum diye merakla bakip, sendelememi kar sayiyosun. barismak istiyosun sonra onu da biliyorum; fazla mesai yapiyorsun insanlar ekiyorsun yoluma, ve yaninda durduklarim olursa yeni cepler buluyorsun. iste bu yüzden yanima alamiyorum o insanlardan hala, cesur olamiyorum sen onlarin ceplerini kurcaladikca sen cesur olmadikca.."
7:31 PM
10.3.08
omzumda agla
"tedirginligin en belirgin noktasi, bilinmeze takilandir... emin olamamaktir. derdin ne oldugunu bilmeden uzulmek, cozumu uzakta tutandir, aglatandir. bazen sacmadir, mantigi uzakta tutandir. sevmek gibi... sebep aratmayandir. istiklal'de bir duvara dayanmis, sigaranin dumanini izlerken, arkadan gelen tininin, goruntuye donusmesidir. fizik kurallarini hice saymaktir... cok anlam yüklemeye calisip, hic beceremeden, gulumseyerek huznu paylasmaktir."bilmemekle beraber uzuluyorum" bunlara..yasamdan uzaklasmaya, bilinmeze bagli kalmaya, en cok da icimdeki yaraya.."
"hayat benden gizledigin ellerini hangi cebinde sakliyorsun?"
9:18 PM
6.3.08
love
"If you do not love me, I shall not be loved; if I do not love you, I shall not love"
Samuel Beckett
8:02 PM
15.2.08
gemi
Ah, kücücük gemi, sulara attin simdi kendini, delisin Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin
Ah, deniz olayim, tuzumu rüzgarda savurayim, deliyim Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayim, deliyim
Kime sorsam dönüsüm yok Nereye gitsem mavi Yelkenimde deli rüzgar Her yanim tuz, deliyim
Ah, pesimde rüzgâr, ne yagmurlar dost ne bir kiyi var, deliyim Ah, düslerim kaldi, yalnizim düşlerim kaldi, deliyim
Ah, yarali kalbin, sönüp gidecek yarali kalbin, delisin Ah, kücücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin
Kime sorsam dönüsüm yok Her gemi biraz deniz Her yanim mavi, her yanim yel Her yanim tuz
12:11 PM
4.2.08
zaragoza
ne biliyim iste.. oyle bisey ki bu, cok baska, anlatilamiyor.. simdi karsimda oturuyor oyle mutlu oyle guzel bakiyor ki gozleri.. mutluyum sadece bu.. canimin ici canim kardesim canim benim.. mutluluk yaninda huzunu getirir mi hep? yoksa sadece ben mi ikisini birlikte agirliyorum? bilmiyorum ama mutluyum ve huzunluyum.. nargile de basimi dondurdu zaten.. salak nargile salak ben..
11:56 PM
12.1.08
umut
telefonda sesini duymak en iyi arkadasin, uzulme demesi..
abinin sarilmasi bi kere, bosver demesi
ve annenin soyledikleri; "senden onemli bisey yok ki guzel kizim"
" Bu ne bitmez yolmuş deme
bitmedik yol yok
Bu ne aşılmaz dağmış,deme,
aşılmadık dağ yok.
Bu ne erişilmez ülkeymiş ,deme,
erişilmedik ülke yok.
Kendini kapıp koyverme. "
iyi ki varsiniz
9:08 PM
4.1.08
kar
Perdeleri sonuna kadar acmak lazim boyle gunlerde,
cam agaclarinin uzerinde biriken kar taneleri gozu alsin diye..
karla buyuyenler icin degilse de karla 20 yasinda tanisanlar icin bu bir mucize cunku..
gelmesini beklemediginiz birinin bir sabah kapinizi calmasi gibi bu da..
olur mu dersiniz?
12:37 PM
26.12.07
yok
yok o yok oda yok o da yok o odada yok odada o da yok odada oda da yok o da odada yok odada o yok oda da yok o oda yok o da yok o yok oda... boş.. o da boş.
12:12 PM
21.12.07
size
size soyluyorum duyuyor musunuz? kim bilir nerede kimlerlesiniz, hangi sokak kosesinde, hangi ev sicakliginda kacinci ickinizi yudumlamaktasiniz? hangi sarki calmakta kulaginiza, hangi habere takildi gozleriniz, hangi filme gulmekte hangi muhabbette kaybolmaktasiniz? size soruyorum duyuyor musunuz? bos kadehlerimde siz varsiniz, sönen izmaritlerde, vücuda sinsice carpan rüzgarda, dalga sesinde, arnavut kaldirimli bos sokaklardasiniz, sokak kavgasinda patlayan dudaklardan akan kansiniz, sarhosluksunuz, yokluksunuz, cokluksunuz, hicliksiniz, hicligimsiniz, eksikligim ve butunlugumsunuz.. siz oyle guclusunuz ki gucsuzlugumu yuzume vuransiniz... "sevmesem ölürdüm"ümsünüz, "sevdim ama öldügüm"sünüz ve hep ve yine ve yeniden öldügümsünüz... size iciyorum, sagliginiza..
1:50 AM
11.12.07
bir bacagini kaybeden kusun hikayesi
Artik yavrulari yumurtalarini kirmis, baslarini yuvadan uzatarak cigliklar atiyorlardi. Tenquita onlara yiyecek bulmak icin uctu. Colchagua'da kisti va kar bir ayagini dondurdu.
Tenquita duse kalka ilerlerken tanriyi bulmak icin soyledi sarkisini. Ve tanri onu dinledi, o zaman tenquita tanriya, bacagini donduran, kari eriten, gunesin onunu kapatan, bulututu surukleyen, ruzgarin onunu kesen, duvari delen, fareyi yiyen, kediyi kovalayan, kopegi doven, sopayi yakan, atesi sonduren, suyu icen, inegi kesen, bicagi bileyen, insani neden yarattigini sordu:
-Aman Tenquita, dedi tanri, beni yaratsin diye insani yaratmak zorundaydim...
Eduardo Galeano Konusan Kelimeler
2:10 PM
5.12.07
kardesim
tam olmak, busbutun olmak, eksiksiz olmak... sen geldin ya, bi kez guldun ya.. kokun icime sindi, icim doldu, gozum doldu.. canim benim, hosgeldin
8:37 PM
2.12.07
bir ömürlük misafir
ah efendim önemi yok halimin seyredem hayret ile şu alemi ne bilinir kıymet ne kıyamet allaha emanet ne gelir elden
ne sahibim bu yerde ne kiracı sadece bir ömürlük misafirim ben
8:58 PM
17.11.07
balik
unutuyorum anahtarimi unutuyorum cantami unutuyorum kitaplarimi unutuyorum unutmanin sinirlarini zorluyorum sinirlarini kim cizmis bilmiyorum bence ben yeniden ciziyorum.. hatta dun eve geldim bi baktim kendimi unutmusum kimbilir nerdeyim
8:38 PM
1.11.07
ankara
ankara soguk, ankara karanlik, ankara eksik, ankara dar.. ankara icin bombos artik, ankara seni sevmiyorum artik.. sokaklarini kose baslarini parklarini kugularini kuslarini calgicilarini kahve dukkanlarini pastanelerini donercilerini barlarini hicbiseyini sevmiyorum.. ankara dus yakamdan.. ankara birak beni..
12:22 AM
24.10.07
sanirim sehir uzakta kaliyor
"mutlu olamazsin ozge yapma..."
mutlu olamiyorum evet,
beni bu kadar iyi, kendimden bile daha iyi taniyan insanlarin varligi iyi mi kotu mu bilmiyorum.. zannediyorum iyi -idi-
simdi hepsi uzakta...
11:23 AM
22.10.07
yan fülüt
*flüt agir biseymis, kolum agridi *ses cikarmak cok zor *simdiye cikardigim sesler kulak tirmaliyici *blok flüt ne kadar kolaydi *bir sürü zamazingosu var bunun *nolur vazgecmiyim bundan da..
11:10 PM
20.10.07
dün gece
hüzün hayatimin daimi bir parcasi halini aldi, eskisi gibi eglenemiyorum artik buyumek boyle bisey sanirim. ortacgil sahnedeydi dün, ardindan ezginin gunlugu.. ben durdum oyle tek basima, gozumden hayatim akti.. cok da güldüm aslinda, dengesiz bi ruh haline sahibim, evet..
6:00 PM
16.10.07
hope there's someone
gunlerdir bu sarkiyi dinliyorum, defalarca, ustuste... izmir'den gelirken 8 saat boyunca caldi kulagima, uyurken beynimin kivrimlarinda yol aldi melodi, sozler zihnime kazindi.. bu his, adini koyamadigim -pasli bi otel odasinin sol tarafi bos cift kisilik yataginda yatan kadin- hissi.. uzerine sayfalar yazabilicegimi hissederken simdi fonda yine o sarki calarken bogazim dugumleniyor.. susuyorum
dun yanimda yoktu, ilk defa onsuz izledim bi konseri aya baktim selam gonderdim ayni ayin altindayiz diye, icim dolup tasti, ederlezi yankılanırken stadyumda aya baktim agladim, kolum kanadim dedim ona cunku o yoktu kolum kanadim eksikti, stadyumun soguk demirlerine yasladim sirtimi, sarki boyunca aya baktim, beni gotursun yanina diye, uzakta mi diye dusundum, uzaklik ne ki hangimiz uzakta, ben boyle hissederken nasil uzakta olabiliriz biz...
seni seviyorum seni ozluyorum
1:44 PM
25.9.07
yaraliyim
sizin hic amcaniz öldü mü?
nasildir bilir misiniz? bilemezsiniz ben ne dersem diyim bilemezsiniz, anlayamazsiniz.. anlamis gibi yaparsiniz ancak.. bi sarki caldiginda gozumun doldugunu gorursunuz sarkiyi kapatip sirtimi sivazlarsiniz, yanimda mezarlardan bahsetmemeye calisirsiniz, sarilirsiniz simsiki yanimda oldugunuzu hissettirirsiniz bana ama ne hissettigimi anlayamazsiniz.. icim aciyo desem, kalbim oyuluyo desem.. anlarmisiniz ki biraz, susturmaya calismayip daha cok aglayayim diye omzunuzu verir misiniz susmak istemedigimi anlar misiniz?
üsüyor musun?
10:20 PM
19.9.07
Tek Tabanca
Kimi gecelerin çıkıp geliverişinde kalbi yerinden oynatan bir tekinsizlik vardır. Yakalarını bin bir zahmet bir araya getirdiğin düzenine, parmağının ucunda durup kollarını oynatarak güç bela tutturduğun dengene meydan okuyan, yetinmeye karar verdiğin bir huzurlu hayatı tehdit eden tekinsiz bir gecedir bu. Başka bir yere değil, bir serüvene hiç değil; bu gece seni kendine çağırır. Bu gece, kalbinin Kasablanka’sında bitecektir! Seni, kendine, ta kendine çağıran şeylerde, hayatını yalanlayan, büyük bir yalanı ortaya çıkaracağı için seni müthiş korkutan bir şeyler vardır, tekinsiz şeyler... Çok sarhoşken, yalnızken aynaya bakıp yaşlandığını düşünmek gibi ürkütücü. *** Tekinsiz bir geceye icabet edersen eğer, senden geriye bir tek sen kalacaktır. Yanında yörende para gibi hesaplayarak biriktirdiğin ve "hayatım" diye adlandırdığın ne varsa bir nefeste süpürülecektir. Oysa sen zaten biliyordun: "Ben" dediğin, "benim hayatım" dediğin bütün o şeylerin kollarına, bacaklarına, ensene ince ipliklerle teyellendiğini, en zayıf yerlere çift dikiş atıldığını... Böyle gecelerde koşup eve kaçman gerektiğini... Yine de bir tekinsiz gecenin geleceğini, seni bıçaklı ve darbukalı bir kavgaya davet eder gibi kendine çağıracağını... Sen biliyordun zaten gideceğini, o tekinsiz gecelerden birinde güç bela tutturduğun bu dengeden, kanaat ettiğin bu düzeninden geçeceğini... Bir gece yine, yeniden, tek tabanca kalacağını... Sen biliyordun, bu işin bir yerde patlayacağını. *** Böyle tekinsiz gecelere dayanıklı bir hayat mümkün müdür? Dengeler bozulmasın diye içinde uyuşturup uyuttuğun tutkuya çağıran gecelere hazırlıklı bir hayat... Mümkün müdür? Hep yalnız olmak, yalnız kalmak gerekir herhalde. Tekinsiz gecelerde, karnının ta içinde istiyorsan bir şeyi, birini ensesinden tutup, çekmeyi, öpmeyi... Herhalde, böyle gecelerde birini öpebilmek için sırtında başkalarını taşımıyor olmak gerekirdi. Fakat o kadar yalnızlığa katlanamaz insan. Bu yüzden kurulur düzenler. Her biri bozulur sonra. Çünkü tekinsiz geceler... Doğru hayat mümkün değildir. Çünkü belalı bir gecenin bastırması her an mümkündür. *** Bilge bir adam söylemişti: "Her şey şahanedir. Karın vardır, çocukların vardır. Öyle mutlu, huzurlu, başarılı yaşıyorsundur. Sonra... Sonra kapıdan Vivien Leigh’a benzeyen bir kadın geçer!" Vivien’a benzeyen kadınlar hep geçerler. Anthony Quinn’e benzeyen adamlar, hiç kimseye değil sadece kendine benzeyenler, "Benzemez kimse sana"lar, "Hayran olayım tavrına"lar... Kapıdan aniden geçerler... İnsanı bütün bu kapılara, kapılardan aniden geçiverenlere kör edecek bir hayat mümkün müdür? Dünyanın en iyi, en ahlaklı insanı olsan bir hayat kaç tekinsiz geceden yırtar? *** Boş kadehleri çiğner gibi ağzında, yanağının içini keser gibi sözler, Müzeyyen Hanım, şarkılar söyler. Kıpırdamazsın yerinden, ama göğsünde bir eşkıyanın kör bıçağı bileğinden geçer. "En son sana vuruldum" der Müzeyyen Hanım, çünkü "Dalgalandım da duruldum." Kimileri, bir gece, tek başına içip, tek başına ölmek için severler. Onlar, bir gece bir düzen bozulup da birinin canı yanmasın diye tek tabanca gezerler...
Ece Temelkuran
10:10 PM
17.9.07
gönül
Ey benim başımı alıp duvarlara vuran gönülüm... Sen her böyle yaptığında bin parçaya bölündüm. Düşünmez mi kimse, kim kendini küçük düşürdü? Küçüğüm çünkü kalbim büyüdükçe beden küçüldü...!
4:23 PM
15.9.07
-
bahtiyarim...
4:55 PM
25.8.07
köy kinasi
yer: damat evi saat: 18.00 instructions: akrabalar, patlican, pilav, kofte, salata, davul, zurna, raki, sarap, bira, meze hepsi toplanir. insanlar catlayana kadar yemek yer. erkekler sarhos olana kadar icer.
yer: sokaklar saat: 21.00 instructions: erkek tarafi dugun evinden cikar, kinanin yapilacagi yere kadar davul zurna esliginde oynana oynana gidilir. elinde bayrak olan cocuk (~20 yasinda) zaman zaman yere oturup bana damadi cagirin diye bagirir, damat para vermedikce cocuk kalkmaz, 20ytl uygundur.
yer: kinanin yapildigi mekan saat: 21.30 instructions: kiz tarafi saat 20.00 sularinda mekana gelmis oynamaya baslamistir. erkek tarafi tabiri caizse mekani basar. mekan onunde halay cekilir, yavas yavas iceri girilir piyanist santor yerini davul ve zurnaciya birakir, 10 dakika kadar damat gelin ve aileler oynar, sonra orgunun basina gecen abimiz programa devam eder. oynamaktan ayaklara kara sular iner ama oturulmaz, oturulamaz.
saat: 22.30 instructions: gelin ortaya alinir basina kirmizi pullu bi esarp baglanir. bu esnada calinabilecek ne kadar hareketli sarki varsa calinir, gelinin etrafinda halay cekilir. her sarkinin hareketleri farlidir. rumca bosnakca sarkilar esliginde turlu turlu gocmen halayi cekilir. sira kina yakmaya gelir, yuksek yuksek tepelere ev kurmasinlar diye baslar sarki lakin yine sarkinin en hareketli versiyonu calinidigindan kimse aglamaz, aglamaya ne gerek var bu guzel gunde dusuncesi agir basar. gelinin kafasinin uzerinde tutulan tepsinin uzerinde bir kalip seker demir bir tokmakla kirilir, kirilan seker misafirlere dagitilir herkes bir parca agzina atar.
saat: 00.00 instructions: son sark calinir, evlere dagilinir.. ama bi dakka o da ne; 10. yil marsi, memleketimizin olmazsa olmazi ;)
yer: damat evi saat:02.00 instructions: kiz tarafi damadin evine baskina gelir. damat gelinin kinasini yikayacaktir. ancak kiz tarafi kizin ellerini acmasi icin herhangi bisey ister, horoz cilek dondurma erik seftali kayisi... herhangi bisey.. o saatte damat yollara koyulur istenen her neyse bulur getirir, kizimiz da ellerini damat beye uzatir. eller itinayla yikanir. kiz tarafi evine ugurlanir, erkek tarafi sabaha kadar oturur hikayeler anlatilir, oynanir vs.
coming up next; the wedding instructions
6:48 PM
22.8.07
biznis
ilk is deneyimim fiyaskoyla sonuclandi. hani o hep soylenen kliseler vardir ya aynen yasadim. sirince sarap fabrikasindaki 1 haftalik yogun is temposunun ardindan patron karsima gecip ozge burdan ayrilman hepimiz icin en dogrusu olucak dedi sebepse kuzenimin 1 sene once acmis oldugu sarap fabrikasi. "onlar bizim en buyuk rakibimiz" dedi adam. cok cirkin seyler soyledi kuzenim ve enistem hakkinda, aslinda benim en basta kalkip o fabrikaya gitmem hataydi ama bilmiyorduk boyle bi durum oldugunu. ahmet amca'ya cok kizdim bana sirince'yi ayarlayan oydu aralarindaki husumeti bile bile beni oyle bi yerin icine koymasi buyuk hata.. cok sinirlerim bozuldu basta ama simdi sadece guluyorum. simdi kuzenin fabrikasindayim cok yeni oldugu icin daha kucuk capli bi fabrika, hersey yolunda orda ogrenmek icin insanlarin agzindan kerpetenle laf almaya calisirken burda bana biseyler ogretmeye calisan insanlar var.
sirince'ye bir kez daha kustum bu arada artik oraya dair hic bir hissim yok. benim cocuklugumu gecirdigim, anilarimi emanet ettigim yer yanmis bitmis kul olmus..
burda cok uzun sure kalmicam ogrenebilicegim herseyi ogrenmem 3 5 gunden fazla surmez, sonra... ben kacar
12:57 PM
20.8.07
yeter
ne yapmali ne demeli nereye gitmeli sokaklari kalabaliktir simdi sehrimin kalabalik icinde yapayalniz olmali kaykaycilarin arasindan siyrilip coffee con baileys con lecce icmeli kaybolmali dar sokaklarinda bagira bagira sarki soylemeli "ask yeniden akdenizin tuzu gibi" bos sinemalarinda dublajli filmler izlemeli.. bir basarisizligin daha altina imzami attim bir kez daha yenildim bu yenilgiler beni buyutmuyor ama bu son dedigim hicbisey son olmuyor neyim kimim nerdeyim ne olucam boyle olmaz kaybetmekten yoruldum degismeyen seyler; ben ve degisimin kendisi 2 sene.. koskoca 2 sene daha.. aynı sokaklarda aynı evde yasanacak 2 sene daha...
1:40 PM
18.8.07
gel
yarin bize gel laflariz biraz sarap getiririm fabrikadan yeni bi seri cikicak cok seversin merlot fermirouge atmadik o renk kendinden gelince gorursun iste.. aksam cinar altinda eglence var patrigin oglunun sunneti olucak biraz orda kaliriz biraz burda biraz surda biliyo musun burda yildizlar daha parlak koy yolundan asagi inerken hele bir de ay yoksa o zifiri karanlikta oyle parliyo ki yildizlar domuz var ama cok sessiz olmamiz lazim sarki dersen buraya muzeyyen senar yakisir bi kulaklik sana bi kulaklik bana dinleriz..
"bir bahar akşamı rastladım size sevinçli bir telaş içindeydiniz derinden bakınca gözlerinize neden başınızı öne eğdiniz"
guzel olur gelsen
2:58 PM
16.8.07
zor zanaat
yorgunum. cok yorgunum. zihnen bedenen ruhen yorgunum. o ictiginiz saraplar varya daha dikkatli icin onlari, cok emek var, kukurt oranini ayarlamak icin kac test yapiliyo onlara, kac cesit maya konuyo, alkolu, ph'i, seker yuzdesi.. hepsi emek bunlarin. sarap canli bisey mecazen degil gercekten yasiyor, nefes alip veriyo.. saraba saygi, sozkonusu sarapsa geriye kalan teferruattir..
bunca yorgunlugun icinde hala dusunebiliyorum ya en cok ona hayret ediyorum, askolsun bana..
buyrun o vakit, tum sabah 7 aksam 8 calisanlara gelsin ;
Yıldızlar da kayar durmaz yerinde Solar güzelliğin kalmaz yüzünde
Şimdilik güzelsin herşey seninle..
8:25 PM
8.8.07
zirt pirt
-->aklima a takimi dustu ne guzel diziydi o, "10 yıl önce, 1972'de bir uzman komando timi askeri mahkemeyle işlemedikleri bir suç yüzünden hapse gönderildi. los angelas'ta çok sıkı güvenlik önlemleriyle korunan ceza evinden kaçtılar. bugün devlet tarafından hala aranan bu adamlar artık paranın askerleri. eğer bir sorununuz varsa, eğer yardım edebilecek kimse yoksa, ve eğer onları bulabilirseniz, belki a takimini kiralayabilirsiniz" diye baslardi.hannibal, murdock, face ve baracus gonullerimizde yeriniz apayri unuttuk sanmayiniz..
-->bi de macgyver vardi deli adam saatinden ucaksavar ayakkabisindan fuze yapardi.
-->kara simsek de guzeldi be, muzigi hala kulaklarimda
-->yarinki sinavdan 25 alsam geciyorum, dondum dolastim ayni yere geldim ya askolsun bana, artik kabul etmem lazim 'dd olsun benim olsun'culardanim ben
-->bir yaz okulunun daha sonuna gelmis bulunmaktayiz sayin seyirciler, sürçülisan ettikse affola.
-->yarin gidiyorum, teknolijiden uzak mi olurum yoksa is yerinde wireless var midir bunlar muamma, 5 dakika icinde gelmezsem polise haber vermeyin iyisimi siz.
-->2 haftada 5 dugun varmis, bbbrrsssttttt..
-->foca rocks!! raki-roka-balik.. aa bak simdi aklima geldi ben orda lise tayfasini gorur muyum ki?? gencken oralara giderdik 9-10 tanidik ev vardi hala orda midir acaba onlar, aman olmasinlar hic cekemem.
-->1 haftam var ama oyle dolu oyle dolu ki, icimi bosaltmak zorunda kalicam ki sigabileyim 7 gune
-->"i love you baby but face it she's madonna" demek istiyorum bi gun, ahahaha
-->evet evet atesim cikti, cok yazdim. orijinali soyle bu hikayenin; bizim ailede kimsenin atesi cikmaz oyle kolay kolay, ciktiysa vardir bi sorun hastaneye gidilir. benim atesimin cikmasinin en buyuk belirtisi de dilimin dusmesidir, cok konusunca annem hop koyar dudaklarini alnima, sonra hop hastaneye..oyle iste
-->durduramiyorum kendimi, ama soylicek bisey kalmadi..dur ben bulurum simdi..
-->siz farketmediniz ama yarim saat oldu bulamadim bisey, kismet diilmis..
kalin saglicakla
8:14 PM
7.8.07
yitirdiklerimiz elimizden kalbimizden akanlar, bir bir gidenler..
benim bi esra ablam vardi, biz kucukken 4 kardestik iste, esra emre eda ozge.. hep birlikteydik, ya onlarda ya bizde kalirdik, annemler gezmeye giderlerdi biz 4umuz kalirdik birlikte. ben daha kucuktum o zamanlar, saat 8de uyudugum zamanlardi. seyhan teyze necip amca annem babam italya'ya gitmislerdi karavanla biz yine birlikteydik.
sirinceye giderdik esra abla helikopter bocekleri toplardi biz korkardik edayla, sulama havuzuna girerdik, ceviz agaci vardi kocaman ona tirmanirdik, taze ceviz yerdik, suyun anasina giderdik buz gibi su icerdik, bayirda kalirdik geceleyin, sivrisinekler isirirdi her yanimizi, sarkilar soylerdik, seftali toplardik, patlayana kadar kiraz yerdik...
bu yaz aksami esra ablam karsima cikti birden, bogazimi dugumledi, gozumden akti.. 4sene oldu esra ablam gideli, yine boyle bir yaz aksami gitmisti o.. yakama taktigim resmi hala cuzdanimda.. o gun hala aklimda..
hayatimdan ilk giden sendin, 4 sene olmus, ben buyudum sen nerdesin??
9:19 PM
terelelli
nolur bitsin artik, gidiyim, iskence gibi, daraldim.. haftasonu foca, pazartesi sali anneyle seferihisar, carsambadan sonra cesme.. mavi tur, sole mare, alacati, kumru, dari, sakizli dondurma.. sonra staj.. gunduz yaptigim saraplari gece eski bi rum evinde kitabimin sayfalarini basucumdaki luks aydinlatirken yudumluyor olucam.
daha ne kadar icimi desebilirim bilmiyorum, oyum oyum oyuldum..
derin bi ic cekisin ardindan sozu beatles'a birakiyorum.
2:42 PM
6.8.07
kiss me
sixpence none the richer - kiss me.. dinledikce hissediyorum, ne hissettigimi bilemeden, anlayamadan hissediyorum, kelimelere dokulcek gibi degil, peceteye cizdigim gibi hissediyorum. parca parca boluk porcuk, filmlerden kesilen kareler gibi hissettiklerim.. mutedil dalgali denizler gibi, sallana sallana yurumek gibi, bi yudum seftali sarabi, derine cekilen sigara, yuze vuran ruzgar, yosun kokusu, dalga sesi, sallanan sandalye gibi, kaybolunan sokaklar gibi iste.. uykuya dalmadan onceki son an gibi..
6:43 PM
gece uzun
saat 2'ye yaklasiyor, korkuyorum yine, ayaklarim buz kesti, uzerimi ortmek istemiyorum, 1 saattir ayni sarkiyi dinliyorum, huzunluyum, uyuyamicam gibi duruyo, ben kucukken saat 8'de uyurdum, battal dedi ya gecen sene bu zamanlar amsterdam'daydik, guzeldi, seneye bu zamanlar nerde olucam acaba, peki ya sonra???, büyüyorum, cok uykum var, sarki nerdeyse 20 defadir dönüyo, su an olmak istedigim bi yer var..
1:39 AM
5.8.07
bla bla
sabah kalktığımda 46,6 kiloydum simdi 46.8 oldum, annem beni boyle gorurse delirir, kilo almaliyim, yemek yiyesim yok, cocuklasma da tik sunlari agzina hadiiii!! 1 haftam var eve en az 49 gitmeliyim. cok da gucsuz hissediyorum koca yaz okulu boyunca yattim, hatta gecen gun abim "kebap gibi bi o yanini bi bu yanini donuyosun git spor yap" dedi, boyle olmaz, hasta olcam sonunda, kendine gel kadin kendine geeel!!! duzel artik
1:56 PM
4.8.07
sanci
anlamiyorum, gercekten anlamiyorum, neydi ki o... ben duzluge ciktim, yeteri kadar acittim kendimi ve sonunda ciktim, tek basima dogru duzgun sessiz sakin yasiyorum. nasil biseydir karsindaki yaptigi zirvaligin farkindayken ve bunun icin canini hayli yakmisken uc bes tekme daha atma arzusu.. bilmiyorum ki yapmam gereken belki de ilk anda basip gitmekti.. cok ayip diil miydi o ya, hala midem agriyo
11:06 AM
3.8.07
cok sey degil
19 agustos itibari ile sirince'de sarap fabrikasında olucam, cok yogun olucak gibi duruyo, helmut bildigin alman cok calistirir bence beni, calistirsin tabi isim ne.. bu hayat cok acayip bi de, yani o kadar olur diyim sadece. şu an o adini bilmedigim cikmaz sokagin sonundaki cafede coffee con baileys con lecce icmek icin neler vermezdim.. battalla yesillerin ofisinde oturdugumuz o gun gibi iste.. pazardan cilekle erik alip denize gitmistik, onun gibi.. cok sey degil benim istedigim, bi gece arkadaslar toplansa yine o geceki gibi.. bacaklarimiz titrese yorgunluktan
4:18 PM
1.8.07
kimin var ki
kimi bekliyorsun hala, evinden kitaplarindan uzakta misin arada bir telefon et kendine kendine mektuplar yaz yanit beklemeden kartlar gonder kendine her gittigin uzaklardan sevgilim diye baslayip operim diye biten senin senden baska kimin var ki arasin
inince trenden ya da ucaktan yalnizligin sevincle karsila yanlizligini garlarda hava alanlarinda ayrilislarda sarilip opus yalnizliginla ugurla kendi kendini dönüssüz yolculuklara bekle kendini uzak yolculuklardan donersin diye
icki masasinda bir basina misin kendinleysen yetmelisin kendine cogaltip yalnizligini konus bir çok kendinle kaldir icki bardagini kendi serefine aglasarak guluserek tartisarak kendinle senin senden baska kimin var ki bulasin
dusmalarin saldirilarindan yuvarlandikca yerlere tutup kendi saclarından kaldır kendini seni sana bildirecek kimsen yok baska kendinden olünce senin bile haberin olmayacak oldugunden haber ver kendine ki öldügünü bilesin kimin var ki senin sana oldugunu söylesin
kendi kendinin hem konugu hem ev sahibisin zamanın varken agirla kendini sarilip öperek biliyorsun nasil olsa yakın o gelecek kimileri "yaa öyle mii ne zaman vah vah" diyecek daha simdiden sev kendini sev kendini sev kimin var ki seni senden başka sevecek
aziz nesin
9:01 PM
31.7.07
ari
ah ari salak ari bula bula beni mi buldun bak sen öldün benim canim yaniyo neden yaptin bunu, tabagimin yanina senin icin koydugum yiyecekler yetmedi mi, gozun doysun, cussenin 30 kati yiyecek vardi, neden elimdekine goz diktin, bak öldün iste. simdi kizma bana ari ben de actim herseyi sana veremezdim, ittirmek zorundaydim seni, sen de batirdin igneni, neden be ari benim canim yaniyo sen öldün. ari cok aciyo yaa sen öldün kurtuldun bi yerde, nasil gecicek bu, aman ari ya aman yaaa..
12:38 PM
30.7.07
mojito
bu mojito nasıl bişey, super super oh iciyorum alkol tadi almiyorum sonra bi bakiyorum sinirleri alinmis sut kuzu olmusum. eda'ya yaptim o da bayildi, tam bizlik, ceren'in yanina gittigimde bol bol yapariz:) bu gitme meselesi de apayri bi mevzu, taa oralardan kimle nasil ne konusuyosa tum surpriz girisimlerimi ogreniyo kac defa plan degistirdim yok ogreniyo deli. son planimi kimse bilmiyo, ben bile :D. soylemicem, ev adresi var bi gun gitcem kapiyi calcam (panik olma ceren evde olup olmadigini ogrenirim gelmeden merak etme sen) ilk defa sarhosken blog yaziyorum bu arada onu farkettim, viva la mojito the 4th.. ozledim kardesimi, bugun edayla cilli'de eda'ya icimi acmisken aklima geldi biz ucumuz ne guzeldik diye.. hala guzeliz de iste.. amaaaann duygu sarmasi oldum.. iyi ki varsiniz. seviyorum uleeyynnn
8:53 PM
29.7.07
pazar
pazar gunlerinin bu huzurunu seviyorum, cuma ve cumartesi gunlerinin o yogun hali olmuyo pazarlari, halbuki zamanin faraziligini dusununce pazari diger 6 gunden ayiran bisey yok, donem icinde pazartesi sendromu tabir edilen hadise son tatil gunu olan pazari guzel kiliyo olabilir ama pazartesin de bossa pazarin ayricaligi ne?neden hala farkli ve guzel oluyolar? misal bugun, yalniz gecen bi gecenin ardindan yalniz uyanilan bi gun neden guzel? sanirim bu benle ilgili bisey, verdigim kararlarin arkasinda durabilmenin dayanilmaz hafifligi.. yarin da boyle hissedicem, boyle huzurlu. amin.
12:27 PM
28.7.07
Sevgili Blog
Yelda geldi de su depresif yalniz bezgin triplerinden kurtulabildim, oh, sinavim da iyi gecti zaten ama gecen seferki hezimetten sonra ben daha bisey demiyorum, sinavdan en az 80 alicam diye cikan bi insan nasil 38 aliyo hic kafam basmiyo, nese kagidima baktim gordum hatalari, sacmalamisim, bu sefer oyle olmaz umarim.. gezdik tozduk muhabbet ettik kugulu parkta turk sanat musikisi icra ettik efendime soyliyim nefeste oynastik, gereksiz yasam formlariyla karsilastik, benim alip veremedigim bisey yok kimseyle niye boyle sacma tepkiler verir ki insanlar bunu da kafam hic basmiyo, yine "ne gelir elimizden insan olmaktan baska" diyor ve susuyorum. Ozlemini duydugum seyler var, durup durup beni gulumseten anilar var, anlamamazliktan gelen arkadaslar var ama olsun guzel boyle, hayat cok guzel... simdi de gul'le sinemaya gidiyoruz, yok mok dediydim ama saktanber cilgin bi kadinmis, bravo, alkis.
2:12 PM
25.7.07
boyle buyuruyorum
deli bunlar valla deli, manyak manyak geziniyolar ortalikta bana daral geldi ikisi de birbirinden mantiksiz, neyi paylasamiyolarsa... hayret bisi of be barisin artik.. biri aglar durur biri alkolik olucak yakinda.. gozunuzu seviyim bi konusun insan gibi opusun barisin hadi canim hadi bak zaman geciyo simdi bahcede raki balik yapmak vardi di mi.. ne yani sorun ne? 7/24 birlikte diil miydiniz dune kadar -evet- , bi gece ayri kaldiniz mi bilmem kac aydir -hayir- , su an ikiniz de birlikte olmak istiyosunuz di mi -evet- eeee ne duruyorsun helva yapsana be bakkal abi! 3 saattir telefonda dir dir dir, telefonda olmaz o is git kizin evine ne isin var burda! kelin merhemi falan diye baslama bakim sen de ordan munasebetsiz ic ses!
8:38 PM
23.7.07
postscript
iste bu da boyle biseymis, ne dogru demissin aslinda sen bana, insan evladi hayatina bakmak istiyo bi an once, iki gunu bes ayi on yili yok bunun, hemen aninda o saniyede.. eski defterler aciliyo telefon rehberleri kurcalaniyo, oyle oluyo heralde, olsun varsin.. buyuk laflar etmemek lazim su hayatta...
10:59 PM
antoloji I
*hepsi gecicek, buna olan inancim hic biseye olmadigi kadar keskin ama simdi huznumu yasama hakkina sahibim, dokunman
*ölümle tanisik olmak cok feci, teker teker...
*beni gormek istememene sevindim ne yalan soyliyim, uzaktan rast geldim halbuki ben sana gordum yani beyaz tenini, yere yigildim, gormemen iyi oldu
*bu kadar ustuste nasil olabiliyo bu, oyun mu saka mi, hala dusunuyorum
*tum bunlari yalniz yasamaya calisiyorum, yalnizim, hayatimda ilk defa, gercek yalnizliktan bahsediyorum, ailem sevdiklerim kimse yok yanimda, yanimdalar daha cok yanimda olmak istiyolar ama almiyorum daha fazla icime..
*mevlana okudum gunler boyu geceler boyu
*cok dusundum, buldum, islah oldum
8:59 AM
18.7.07
deep deep breathe
3-4 hafta once kadeh tokusturdugun, vodkana visne suyu yerine kola koyan, sana zorla bira icirmeye kalkan, mezuniyet balosu icin zorla buldugu elbisesinin ayrintilarini dinledigin, rahatsiz yatakta ben yaticam kavgasi ettigin, cildirip iki eliyle cigdeme dalip 3 saat boyunca kafasini kaldiramayan, guzel mi guzel, dunya iyisi insanlar olmemeli... bi doktor her an hersey olabilir dememeli.. oyle bi gerceklik yok.. 23 yasindaki bi insan fenalasmissa onceki gece cok ictiginden olmasi lazim ne beyni ne kani ne pihtisi ne felci noluyo durun
10:52 PM
icteki kiri su degil, ancak gozyasi temizler
Yepyeni bi gun bugun, kisi kendini sevmedikce hayati da sevemez, ki nefes almayi ne kadar da cok sevdigimi iste tam da boyle zamanlarda anliyorum, yoksa yiten ben miyim derken kendimi yitirmedigimi, kat be kat buyudugumu, cok sey ogrendigimi biliyorum. ben ayni benim, yillarca kendimde buyuttugum hersey hala yerli yerinde, daha da saglam duruyorlar.. izmir'e gidiyorum donusumde o sakin kendinden emin dimdik durusumu da yanimda getirmeyi umarak.. babam hep "hatalarindan ders cikarmayi ogren" der "bak bunlar bedava hayat dersi, biz hep senin yanindayiz her hatanda her basarinda seninleyiz ama kendi mutlulugun icin yasa ve ogren kizim.."
Hani Celaleddin Rumi der ya "icteki kiri su degil, ancak gozyasi temizler" diye,
Bugun guzel bi gun..
11:09 AM
17.7.07
tefekkur
insanliktan ciktigimi hissediyorum.. kendime saygimi tamamen yitirdim, bana benden hicbisey kalmadi, ben kalmadim, kendime yediremiyorum.. kendi coplugumde bogulup gittim simdi ne yapilir, ne gelir elden, ne denir ki?? "ozur dilerim" anlamini ancak bu kadar yitirebilirdi kelimelerin kifayetsiz kaldigi an bu, tum pisligimi doktum herkese, susuyorum defol git demelerini bekliyorum, beklemiyorum defolup gidiyorum, ben ben olana dek yokum buralarda
9:54 PM
16.7.07
b.o.k
zincirleme kufur tamlamalari ususuyor beynime cok yaratici olamiyorum ama kafi.. simdi buraya yazamiyorum taniyan var tanimayan var, halbuki ben ne kadar da kibar duzgun hanim hanimcik bi insanim diii mi.. lanet olasi bi bokum ben aslinda bilmeyenleriniz vardir belki, benden duyun, bokun icine saplanmis kendi deger yargilari dogrulari oldugunu iddia eden bi bokum ustelik. simdi neden diye sormasin kimse, hadii caniim biz seni biliyoruz diye de zirvalamasin, kim tanir ki beni benden iyi, kimse, evet ben de oyle diyorum.. zarar verdigim insan sayisi almis basini giderken esas zarari kendime veriyorum... yani efendiler oyle durduguma bakmayiniz, bilen bilir bokum ben..
4:45 PM
11.7.07
diferansiyel denklemlerin kitabi bastan yaziliyor
simdi bak;
elimizde neler var ortaya dokelim;
1-first order linear equations... burda 3 senecegimiz var denklem seperable olabilir ki bu en kolayi, seperable hale getirilebilir ki bunun iki yolu var ya integrating factor kullanicaz ya da substitution yapicaz.. integrating factoru bulmayi biliyoruz coefficient constant veya x'e bagli olabilir hic farketmez. ha bi de coefficientimizin hem x'e hem y'ye bagli olma durumu var iste o noktada araya equation'in exact olup olmadigi giriyo. hemen kontrol ediyoruz exactse buldugumuz F'i c'ye esitliyoruz. eger degilse yeni bir integrating factor buluyoruz ama nasil.. hih tamam hatirladim. bu konu tamam...
(haydaaa abim aradi evde yalnizim yine amaaaannn) neyse devam edelim
2-Modeling... bu gercekten zor once bi yemek siparis ediyim.. tamam devam ediyoruz.. madelleme yapmanin aslinda formulize edilcek bi yani yok kendime bu konuda guveniyorum, degiskenlere isim veriyoruz her degisken icin rate of change'i yaziyoruz cozuyoruz..
3-Second order linear equations... cok farkli yontemler kullanilabilir, exp(rt) en kolayi ama tabi hepsinde kullanilamiyo mesela denklemimizin homojen olmama durumu bunlardan biri (aslinda baska da bi durum yok di mi? evet yok) homojen diilse general solution icin once deklemi homojen kabul edip cozum kumemizi buluyoruz sonra da particular solution'imizla topluyoruz yp nasil bulunuyodu.. bi dakkaaaa..hmmm... hih tamam o da bi nevi integrating factor yardimiyla.. Y(t)=Aexp(t) diyoruz ya da Y(t)=Acost+Bsint diyoruz cevaba gore birini ikisini artik birlerstire ayira yapiyoruz bu konuyu cuz anlatmisti biliyorum.
tamam bunlar disinda direction fieldlerimiz var onlari burda cizemem zaten sikildim basim agridi mola veriyim ben hadi bakalim...
7:50 PM
7.7.07
sen
Hep seninle hep yanibasinda kalicak sandiklarina uzaktan el sallamak kalbin yerinden cikmasina bogazin kor dugum olmasina ellerin titremesine gozun yanmasina basin donmesine bacaklarin tutmamasina sebep oluyomus... bugun ogrendim, sen gidince...
mutluluguna canim kardesim, mutluluguna...
9:05 PM
1.7.07
KIRINTI
Bu kacinci izleyisim bilmiyorum, daha ne kadar aglayabilirim bilmiyorum, soylenecek milyonlarca sey varken neden sadece susabiliyorum bilmiyorum... izleyin, sonra susup birbirimize bakalim
11:47 AM
30.6.07
ordinary day, just an ordinary day
Alabildigine siradan ama guzel bi gun... Hava serince, uzerimde uzun kollu biseyler var, ayaklarim her zamanki gibi buz gibi, ellerim ilginctir ki ilik, midem rahatsiz ki bu da son derece normal dun gece Mehmet'in Almanya'dan gelisini kutladik 1 sise chardonnay bolca raki ve sigarayla hemen akabindeyse Burcu'nun Prof. Dr. olma yolundaki ilk adimini... Velhasili kelam cok icmisim midem isyanlarda. Bu sabah kisliklarimi topladim, camasir odasina kaldirdim, renklileri makineye attim, dun geceden kalan bulasiklari bulasik makinesine yerlestirdim, kazim koyuncu dinledim gazete okurken, abim ton balikli sandwich yapti onu yedim sonra karpuz yedik pardon duzeltiyorum "buz gibi karpuz", abim bunun uzerine epeyce vurgu yapti yoksa yemicektim. Annemlerle konustuk yazliktalarmis, adem amcayla hulya teyze de bizdeymis, sesleri cok iyi geliyodu. Gunlerdir Battali bekliyorum meraktayim cuma gunu yola cikti tam 8 gun oldu ama ortalikta yok telefonu kapali endiseleniyorum, Battalin Strasbourg'dan arkadasi Gulin beni aradi o da cok endiseli en kisa zamanda bi haber cikar umarim, Battali cok ozledim... Bugun Ceren ve Taylan Hollywood filmleri gecesi yapicaklar, 3 film birden-topgun, rocky4, holiday- suphesiz cok eglenicez.
Ve iste tum bu siradanliklar beni bi yerimden cekistirirken;
Pazar gecesi Istanbula gitmeye karar verdik...
2 Temmuz pazartesi gunu gelecege utanmadan bakabilmak icin Hrant Dink'in durusmasina gidicez... Unutmadik, unutmayacagiz diyebilmek icin...
2:12 PM
24.6.07
Benim Kardesim...
elimde degil ki kardes, ciger yarisi kardes, gonul agrisi kardes, benim kardesim, kalbimin yarisi kardesim, gozumun isigi kardesim, bogazimin dugumusun simdi, elimde degil ki kardes, sensiz yapamam ki, sensiz tam olamam ki, sensiz kalamam ki bu sehirde, evini evim yapan kardesim sensiz hicbiyere evim diyemem ki, gozumden akanlari durduramam ki, canim kardesim, guzel kardesim, benim kardesim...
10:46 AM
10.6.07
not
nasilsin?
ben izmire gidiyorum otobus 12de, cok uykum var, dun geceden kalma bi mahmurluk var uzerimde kendime gelemedim hala, uyumamaya calisiyorum ki otobuste uyuyabileyim, gerci biliyosun ya ben her kosulda uyuyabiliyorum, olsun yine de cok uykum olsun ki ikramlarda bile uyanmiyim, hatta afyonda da uyanmiyim...39 numarada gidicem en arkanin bi onu cam kenari, sanirim yanim bos yani saat 4te hala bostu insallah dolmaz cok rahat oluyo o zaman..ipodumda yolculuk icin bi dosya yaptim, 3saatlik, butun gece o calicak, uyurken de calmasini seviyorum ruyalarimi sekillendiriyo sarkilar... oyle iste... iyi geceler
10:31 PM
8.6.07
gitme
neden yuksek yuksek tepelere ev kurarlar ki kardesim niye uzaga gider ki ben naparim o gidince bogazim aciyo icim agliyo agliyorum
9:57 PM
28.5.07
nektarin
cok mutlu bi cocuktum ben ne istedigimi bilirdim hep kafam hic karismazdi komsunun ciceklerini koparmak istiyosam koparirdim yakalanma riski umrumda bile olmazdi degerdi cunku o cicege sirinceye gittigimizde canim seftali agacina tirmanmak istiyosa tirmanirdim bilenler bilir seftali agaci mahveder insani heryeri kasinir kasiyim derken yolar kendi kendini sonra kanar durur her yani bunlari bile bile tirmanirdim ben seftali agacina kafam karismazdi acaba tirmanmasam mi diye zaten agactan koparinca da sicak olur bu meret diye bahaneler bulmazdim kendime dogrudan dupeduz ne istiyosam o cunku degerdi... cilek mi topladim, canim hemen yemek mi istiyo, yerdim ilaclar zehirliymis de amanmis da... ben yerdim hatta zehirlenmistim de bi, ama kime ne bi gece atesim cikti sonra iyilestim cilekler sahaneydi... simdi bakiyorum da buyumus muyum ne buyumek istemedim ki ben hic anneme kucukken "noooolluurrr buyumiyiiimm" dermisim iste bu yuzdendi... hesap yapar olmusum canim yanmasin diye pazarlik yapiyorum hayatla ve evet cok hakli "garanticiyim" bugunlerde, buyudum buyuyeli en zoru da bu sanirim ne halt ettigini bilip aynen devam etmek degisememek cabalayip yapamamak seftali agacina sirt cevirip nektarin agaci aramak...
2:19 PM
24.5.07
ben dururum tende can seyrüseferde
3:05 PM
23.5.07
whether or not
Aklıma ususuyor gecmis, aynaya baktigimda gordugum yuz benim degil gibi, taniyamiyorum, gozlerim kapaniyor disaridan acik gorunurken. Cocuklugum ergenligim dunum hepsi uzakta kaldi...Kucuk Prens ne demisti “When you've finished getting yourself ready in the morning, you must go get the planet ready.” Sabah kalktim hazirlandim, dunyayi degistirmek icin yola koyuldum, kolay olmadi, vazgectim. Nelerden vazgectim simdiye dek yasim 23’ken daha, bu kadar gencken daha... ilerde nelerden vazgecicegimi dusunmeye basladim, serbest cagrisim basa bela.Hayat iste boyle olmasi gerekiyordu oldu diyebiliyorum sadece, olmasini istedigim sey oldu, eksikleri var elbet, daha once de olmustu hepsi bir arada olmuyor. Degismesini istediklerin degismiyor ne yaparsan yap olmuyor, uzgunum simdi sadece, evet dogru kelime bu, uzgunum. Ortasina kendimi koydugum evren hizla donuyor, kucucuk oldugunu bildigim sorunlarim var gecicegini de biliyorum.
7:44 PM
16.5.07
le petit prince
"it is the time you have wasted for your rose that makes your rose so important."
"you are not at all like my rose,as yet you are nothing. No one has tamed you, and you have tamed no one."
On ne voit bien qu'avec le cœur, l'essentiel est invisible pour les yeux
7:27 PM
4.5.07
Kim inanirdi ki buna?
Siradan bir yalnizligin duvar kenarina sikistirilmisim; ya da ben tersmisim, tersimmis yuzlerini aydinlatan
Belki de tek bir sansi vardir herkesin.
Gerisi parlakligiyla avundugumuz yildizlarmis
Tek ruyaliktir belki hayat, ki bulutlar coktan alip goturmustur gunesi.
Simdiyse seni bekliyorum;
okudugum romandaki o kahraman gibi,
cik karsima haykir ne varsa,
sonra, sonrasinda, ben sonumuza uc nokta koyarim…
Sonra, bitecegini hep bildigin bitmeyen ask hikayeleri gibi ; zor durumda siyriklarini pansuman edecegin gune kadar sabirla sakladigin ecza dolabin sirtindaymis gibi ,kopuklu ellerinle calan kapiyi acmak gibi siradandi her sey, her sey olaganustu baslarken, bulasik suyuna karisan duslerin kadar baskalarinindi da hayat...
ve hayat burun farkiyla akti gitti.
8:01 PM
1.5.07
amcam
Amca gitmeseydin... Amca keske hic gitmeseydin uzakta olsaydin da varligini bilseydim, ama gitmeseydin... Benim amcam iyi bir adamdi, cocuk ruhluydu... Dudaginda sigara izmaritini senin gibi tasiyan kac kisi vardir ki? keske hic tasimasaydin diyesim gelse de...
Benim amcam baska bi adamdi...
2:57 PM
25.4.07
-------------
artik yazmiyorum, belki yazarim bi gun ama sonra simdi diil uzunca bi sure yazmicam
12:07 PM
22.4.07
urbanization
anlamadigim sey kentsellesmek istemeyen hindistan halkina karsi takinilan bu tutum...hayir kentsellesme olmak zorunda olan bisey degildir hayatlarini bu sekilde idame ettirmek istiyolarsa ettirsinler, sen neden oturup bunun uzerine kafa patlatiyosun ki, valla anlamadim...
6:43 PM
15.4.07
.
Hayal kirikligi her derde deva
10:35 PM
11.4.07
gelgit
gidip gelmeler... gelip gitmeler... git'ler, gel'ler... gel'ler, git'ler... hayat bundan ibaret sanki...
8:40 PM
9.4.07
cocuk
ancak parmakla gösterilemeyenler değil midir zaten hep çocuk kalanlar? değildir belkide...
10:42 AM
ben boyle miyim gercekten?
craves attention, messy, open, rash, irritable, likes large parties, low self control, weird, fragile, does not like to be alone, emotionally sensitive, worrying, depressed, heart over mind, does not respect authority, dependent, not rule conscious, not good at saving money, likes to fit in, very social, frequently second guesses self, phobic, suspicious, not careful, outgoing, vain, compassionate, aggressive, likes to make fun, hates to lose
kaynakca:
bi yorum yapin ya
10:01 AM
8.4.07
...
11:12 PM
7.4.07
entusiasmo
Bugun kaza yaptim, odtu yuzyil kapisindan ciktim naz gidayi gectim, saga dondum arkadan kocaman bi tane minivan paaat diye vurdu. sol arka iceri goctu epey ama bana bisey olmadi neyse ki yavas gidiyodum istek uzerine. Bu da ilk kazam olmus oldu nazar boncugu diyelim, sey gibi bu da hani kucuk depremler fay hattinin gerilimini aliyo ya ben de arabanin sinirini bosalttim bi. Kaza yaptigim kosedeki evde 2 kiz kardes vardi cok sevdiler bizi, cicek verdiler (aslinda ot verdiler ama onemli olan niyet) moralimin bozuk olmasi icap ederken ben cok guzel bi gun geciriyorum suratimda gevrek bi gulumseme var, dun gecenin etkisi sanirim, metin ve edayla cok eglendim, iranliyla tanistim akillara ziyan bi adam, baris vardi, en nihayetinde mehmetle tanistim (evet evet mickey mouse) sonra secinle de karsilastik biraz sarhostu ama olsun cok keyif aldim...velhasil-i kelam bugun cok mutluyum
5:03 PM
26.3.07
SEN
1- SEN Sen Sen 2- Sen SEN Sen 3- Sen Sen SEN
MESAJ Olebilirim genc yasimda, En guzel siirlerimi soylemeden goturebilirim. Simdi kavak yelleri esiyorken basimda, Sevgilim, Seni bir aksamüstü düsündürebilirim.
DUVARA ASTIGIM olunceye kadar seni bekleyecekmis , Sersem. Ben seni beklerken olmem ki.. Beklersem.
360 DERECE Dunyanin nufusu ikiye bolunuyor, Yarisi sen oluyorsun, yarisi ben.. Sonra ikimiz bir butun oluyoruz. Kimseye sezdirmeden.
1- Onceleri hep Sen vardin 2- Simdi de hep Sen varsin 3- Hep Sen olacaksin
4:48 PM
23.3.07
beni bu efe sevin mahvetti
Evet dogru fizik cimleri seftali sarabi hos seyler bunlar ama haftaya istikbalimin belli olacagi gercegi de unutulmamasi gereken bir nokta kanisindayim. Burdan Sir Efe Sevin'e sesleniyorum hocam bole olmaz 4.0'lik ortalamana mutesekkil arsizliginin benim gibi kendi yaginda kavrulan ogrenci tayfasi uzerindeki etkilerini bi dur bi dusun bre!Simdiden gelen bahar havasina bole etkili bi bicimde girersek sonumuz hayir olmaz. Bu baglamda Efe Sevin'e saygilarimi sunar gozlerinden operim. Akli selim arkadaslar edinmeyi kendime bir gorev bilip bu bilincle yoluma devam etmeyi dilerim.Saygilar
6:17 PM
20.3.07
gozlerimi de al
Bir kaç satır istiyosun benden şimdi, sana sayfalarca yazabilecekken, içim öylesine sen doluyken, gece rüyamda bile seni görürken, her köşe başında bize ait bişeyler varken, kardeşim olmuşken, ailene girmişken, kavga bile etmişken sana satırlar veremiyorum kızma bana, al gözyaşım senindir hıçkırığım, kalbim senindir ama bana “gidiyorum bana bizi yaz, okudukça hatırlıyım” deme, dayanamam. Beni burdan hatırlama beni pilarda gezerken hatırla malibu içerken çikolata yerken hatırla kurduğumuz hayaller gerçek oldukça hatırla beni. Sana bir kaç satır veremiyorum kızma bana nolur, sana kendimi veriyorum al götür, bu şehrin her yerinde biz varız, şimdi oraya götür beni, evinin karşısındaki çiçekçide buluşalım bundan sonra, endonezya kahvesi içelim, pazara gidelim, pazarın karşısındaki musluktan su içelim, beni yanında götür Ceren kalamam ben artık bu şehirde. “Orda” yemek yiyemem artık, “Orda” kahve içemem, “Orda” cheesecake yiyemem, Ceren ben artık “Öyle” konuşamam... Bir kaç satırı çok görmüş deme nolur, yazamıyorum elim varmıyor, gidişin hızlanıyor sanki her tuşa basışımda, avcumdan kayıp gidiyosun, korkuyorum gidişinden, o günden çok korkuyorum. Sabahları rüyalarını duyamayacağım için korkuyorum, gecenin bir yarısı arabaya atlayıp kapında dikilemiyeceğim için korkuyorum, istediğinde yanında olamayacağım için korkuyorum. Bana ömrünü açan canım kardeşim sana bir kaç satır veremiyorum, gözlerim senin olsun... Seni çok seviyorum
11:04 AM
18.3.07
sortie
tum yanlislarim tum gozden ve elden kacirdiklarim, tutabildiklerim ve benim kildiklarimla bir hayat yasadim ve ben olmaktan, iyi kotu, boyle olmaktan en sonunda hosnutluk duymaktayim garip bir gucluluk yikilmazlik bilgelik duygusu var icimde, en sonunda ele gecirmeyi basardigim bir ozguven..- oyle ya daha onemlisi var mi hayatta, ben boyle mutluyum, oylece oldugum gibi. Hep cok neseli degilim hep huzunlu de degilim hep asik hep umutlu hep emin degilim, kararsizim cogu zaman, birak olsun oldugu gibi demiyorum yazmak kanimda var... Boyleyim iste göl degil deniz, en dalgalisi... “gelebildin mi?” dedi bana bi sevdigim ben gelemem ben yoldayim boyleyim memleketi gurbet gurbeti memleket yapanlardan, uzaktan bekledigi uzakta bekleyeni olanlardan.
12:31 AM
6.3.07
susuyorum... kizginken konusmak hic yakismiyor bana
2:12 PM
2.3.07
berlin...
hala berlin’de bir bavulum var bu yüzden en kısa zamanda yine oraya gitmem gerekiyor geçmiş zamanların mutlulukları hala o küçük bavulumun içinde saklı
hala berlin’de bir bavulum var o bavul orada kalacak, ve bunun bir anlamı var böylece ziyaretin nedeni olacak çünkü özlediğim zaman yine oraya gideceğim.
paris’te rue madeleine cok güzel mayıs’ta roma’da gezmek ya da viyana’da şarap eşliğinde bir yaz gecesi hepsi çok güzel ama bana gülseniz de benim aklım hala berlin’de.
hala berlin’de bir bavulum var bu yüzden en kısa zamanda yine oraya gitmem gerekiyor geçmiş zamanların mutlulukları hala o küçük bavulumun içinde saklı
hala berlin’de bir bavulum var o bavul orada kalacak, ve bunun bir anlamı var böylece ziyaretin nedeni olacak, çünkü özlediğim zaman yine oraya gideceğim.
çünkü berlin’de hala bir bavulum var…
*cok mesafeli bir iliskimiz var berlinle, oyle cok icli disli degiliz lakin ben kendisini ziyadesiyle seviyorum, bavulum yok malesef orda dedim ya bavulumu birakicak kadar samimi diiliz. bi arkadasin bavulu vardi bahanesiyle gitsem diyorum...
2:25 PM
evet aynen oyle...
agliyorum, kalbim burkuluyo, bogazim dugumleniyo...gitme dicem elimde olsa, hatta nikah memuru sordugunda hayiiiiiiiiiiirrr diye bagirmayi bile dusunur oldum ama o mutlu olucak ya elimi kolumu bagliyo iste. Evimden ayrildim, bu soguk sehirde bana yeni ev verdi o, kardesim oldu canim bitanecigim kalbim oldu. hayatini acti, icini acti, sabahlari operek uyandirdi, televizyon izlerken gozumu kapatti kavga ettik kardes gibi, cikolatasini paylasti, adnan amcam babam gibi oldu gulcan teyzem annem gibi sarildi, o'na kizar gibi bana da kizdilar yaramazlik yaptigimizda...Kardesim benden cok sey goturuyosun yaninda, icimi acitiyosun, ama iyi ki gidiyosun...seni cok seviyorum
11:07 AM
28.2.07
no comment
beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın öylesine yıktın ki bütün inançlarımı beni bensiz bıraktın, beni sensiz bıraktın...
12:04 AM
20.2.07
fuzuli'den
Şeb-i yelda-i müneccimle muvakkit ne bilir Müptela-i gam’a sor geceler kaç saattir
(en uzun geceyi muneccimle muvakkit* ne bilir aciya muptela olana sor geceler kac saattir) *gunese bakarak namaz vakitlerini bildiren kisi Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge Ne açar kimse kapum bad-ı sabadan gayrı
(ne yanar kimse bana gonul atesinden baska ne acar kimse kapimi sabah ruzgarindan baska)
beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
(beni canimdan usandirdi eziyetten, yar usanmaz mi gokler yandi ahimdan dilegimin mumu yanmaz mi tum hastalara bu sevgili derman oluyor da nicin kilmaz bana derman beni hastadan saymaz mi)
4:13 PM
13.2.07
no promises given and/or taken
just this...
You've got to get yourself together
You've got stuck in a moment
And now you can't get out of it
Don't say that later will be better
Now you're stuck in a moment
And you can't get out of it..
thanks for anything
11:56 AM
2.2.07
yolcu yolunda gerek
Gidiyorum... Prag’a 4-12 şubat Dönesim yok geri Ama dönmek üzere... Az kaldı dönmemecesine gitmeme Az kaldı biliyorum Bağcıklarını bağlamış küçük çocuklar gibi Kapının dışında annesini bekleyen, Gitmeyi bekliyorum Dört gözle... Kaçtığım bişeyler var Umarım kendim değilimdir...
12:59 PM
31.1.07
bayramlık
Koyunlar keçiler ve koçlar için Ne kadar bayramsa kurban bayramı Bu barış var ya, bu barış Cephedekiler için o kadar barış
Kan uykusu’nun yapımcılarına armağan olsun Can Baba’dan...
11:34 PM
17.1.07
Abraham nerdesin...
Öncelikle sunu belirtmek istiyorum bu yazi sadece iki kisinin anlayabilecegi bir yazi olacaktir o iki kisi kendini biliyor eger acaba ben miyim ki diyorsaniz biliniz ki degilsiniz...neyse ben abraham'i ariyorum aklima o gelince agzim kulaklarima variyo dun butun gece ruyamda o vardi L.A'den londraya gittim jetlag oldum, sofia&olivia var bi de ki onlari hic sormayin...Neden boyle sizce yani abraham diyorum, aklima bi de ne geldi biliyo musunuz hani dedin ya abraham'i sen yaratabilirsin ancak icinde diye, ben kendimi bu olaya hic yatkin gormuyorum. Demek istedigimi anlatabildim mi bilmiyorum ama kisaca ben genel olarak olmasa da abraham soz konusu olunca bardagin bos kismini gormeye megilliyim. yani ben senin gibi ardahana gitmeyi goze alamam ankaradan ete kemige burunmus abraham olabilir mi ki? Neyse neticeden bahsediyim ruh halimi en iyi tabir eden hayvan "kelebek" renk "kirmizi" mevsim "yaz" sarki "truly madly deeply" yemek "zeytinyagli bezelye"... hala agzim kulaklarimda seftali sarabinin tadi da damagimda... 16 Ocak bizim gunumuz abraham'i tutup kolundan getiricem size, yilbasinda miles amanda abraham siz biz bi cute meeting ayarlayalim diyorum siz alt alin ben ust...ben hala guluyorum...
3:24 PM
16.1.07
bakterilerim, ben, hersey
finaller officially olmasa da benim gozumde bitmis bulunmakta...rahatladim mi "hayir" peki niye? "bilmiyorum" öyle iste hala icim daraliyo...siz yesil çayla siyah çay arasindaki farki biliyo musunuz et pisince neden kararir caya limon attik mi neden rengi degisir etle yogurt yemek iyi midir kotu mu benzopyrene nedir aflatoxin nedir JECFA napar E-number ne ise yarar?sevmedigimi hoşuma gitmedigini dusunmeyin guzel tabi bunlari bilmek ogrenmek falan hem kolay da hatta en kolayi ama sorsalar bunlarla ugrasmayi zerre kadar istemem.. velhasil-i kelam donem boyunca buyuttugum bakterilerim öldü bugün, hepsini kaldırıp çöpe attım. önümüzdeki dönem bi dizi daha yetiştiricem büyütüp çöpe atıcam size de haber veririm...son olarak inci aral'in dedigi gibi ; "Bütün yanlışlarım, gözden ve elden kaçırdıklarım, tutabildiklerim ve benim kıldıklarımla bir hayat yaşadım ve ben olmaktan, iyi kötü ama böyle olmaktan en sonunda hoşnutluk duymaktayım. Garip bir bilgelik, güçlülük, yıkılmazlık duygusu var içimde. En sonunda ele geçirmeyi başardığım bir özgüven. Bu yüzden de çırılçıplak kalmaktan ve bir kadın, bir insan ve hâlâ temiz olduğumu herkese göstermek için soyunmaktan kesinlikle korkmuyorum"
11:10 AM
15.1.07
müsvette
ne biliyim iste ben de anlamadim ki, spinoza'ya uzagim herkese uzagim, salincagim bos yanim bos icim bos, bombos, sıkıntıdayım sıkılıyorum inanir misin blogcum bak bu da oldu iste, hos gidisler ola...
2:34 PM
8.1.07
en iyi arkadasim evleniyor!
evet dogru duydunuz evleniyo hatta evleniyolar benim en iyi arkadaslarim evleniyolar!!!birbirleriyle degil biri davidle biri aysegulle...aysegulu tanimiyorum ama benim en iyi arkadasimla evleniyo hatta aysegul benim mustakbel kocamla evleniyo,ben evlenicektim caglarla!ceren de ispanyaya gidiyo evleri bile hazir, haziran sonunda evleniyo iste basbaya...ya biz daha kucuguz bi durun yapmayin etmeyin diyesim geliyo ama gencler anlasmislar sevmisler birbirlerini diyip susuyorum...
1:46 PM
yas 22 yolun %56si
You've Experienced 56% of Life
You have a good deal of life experience, about as much as someone in their late 20s. You've seen and done enough to be quite wise, but you still have a lot of life to look forward to.
ging es mit hängenden Armen, wollte der Bach sei ein Fluß, der Fluß sei ein Strom, und diese Pfütze das Meer.
Als das Kind Kind war, wußte es nicht, daß es Kind war, alles war ihm beseelt, und alle Seelen waren eins.
Als das Kind Kind war, hatte es von nichts eine Meinung, hatte keine Gewohnheit, saß oft im Schneidersitz, lief aus dem Stand, hatte einen Wirbel im Haar und machte kein Gesicht beim fotografieren.
Als das Kind Kind war, war es die Zeit der folgenden Fragen: Warum bin ich ich und warum nicht du? Warum bin ich hier und warum nicht dort? Wann begann die Zeit und wo endet der Raum? Ist das Leben unter der Sonne nicht bloß ein Traum? Ist was ich sehe und höre und rieche nicht bloß der Schein einer Welt vor der Welt? Gibt es tatsächlich das Böse und Leute, die wirklich die Bösen sind? Wie kann es sein, daß ich, der ich bin, bevor ich wurde, nicht war, und daß einmal ich, der ich bin, nicht mehr der ich bin, sein werde?
Als das Kind Kind war, würgte es am Spinat, an den Erbsen, am Milchreis, und am gedünsteten Blumenkohl. und ißt jetzt das alles und nicht nur zur Not.
Als das Kind Kind war, erwachte es einmal in einem fremden Bett und jetzt immer wieder, erschienen ihm viele Menschen schön und jetzt nur noch im Glücksfall, stellte es sich klar ein Paradies vor und kann es jetzt höchstens ahnen, konnte es sich Nichts nicht denken und schaudert heute davor.
Als das Kind Kind war, spielte es mit Begeisterung und jetzt, so ganz bei der Sache wie damals, nur noch, wenn diese Sache seine Arbeit ist.
Als das Kind Kind war, genügten ihm als Nahrung Apfel, Brot, und so ist es immer noch.
Als das Kind Kind war, fielen ihm die Beeren wie nur Beeren in die Hand und jetzt immer noch, machten ihm die frischen Walnüsse eine rauhe Zunge und jetzt immer noch, hatte es auf jedem Berg die Sehnsucht nach dem immer höheren Berg, und in jeden Stadt die Sehnsucht nach der noch größeren Stadt, und das ist immer noch so, griff im Wipfel eines Baums nach dem Kirschen in einemHochgefühl wie auch heute noch, eine Scheu vor jedem Fremden und hat sie immer noch, wartete es auf den ersten Schnee, und wartet so immer noch.
Als das Kind Kind war, warf es einen Stock als Lanze gegen den Baum, und sie zittert da heute noch.
2:47 PM
25.12.06
olmak ya da olmamak
Guvende hissetme cabalari... “Guvende olmak icin canini bile verebilecek olmak Mutluluk icinse en ufak riskleri dahi al(a)mamak” Tek oldugunu kafandan at(a)madan iki kisicilik oynamak Bir hayalin gercek olma ihtimaline duyulan inancsizlik Hayalin gerceklesmesine izin ver(e)memek Acik denizler gibi dalgalanmak Göl ol(a)mamak Zaman zaman durulmaya ozenmek Durgunlara ozenmek... Icgudusel degil, isteyerek inanmak, inanmayi istemek -guven(e)memek- Hangisini yegleyecegini bil(e)memek Bilincli yapilan mi kendiliginden olan mi Askla sevgi gibi Nedenini bilmeden oylece asik oluvermek mi Bilerek isteyerek –onu- sevmeye karar vermek mi... Ozerk bolge yarat(a)mamak -gecmisini sokmamak yeniligine- Yeni bir hikkaye yazdigina inan(a)mamak -tarih tekerrurden ibaret “degildir” diyememek- Beklemek Beklememeyi becerememek Bildigin ogrendigin yollardan gecmeyi istemek -Aciysa aci mutluluksa mutluluk...- Dondurmayi bile sade severken karisik olmak Tatlarin ayirdina varamamak
ISTE BUTUN MESELE BU
12:49 PM
22.12.06
film...
Sonunu bildigimiz bi filmi israrla izlemeye devam etmemiz nedendir hic dusundunuz mu? Adam kizi sevmektedir besbelli, kadin da adami ona bakarken saclariyla da oynamaktadir zaten, hersey ortada hersey acik filmin ortalarina dogru kadinin midesi de bulanir oley ask ucgeni kari koca ve cocuklari iste mutluluk... simdi kimseyi zan altinda birakmak da istemem tabi siz izlememis olabilirsiniz ama ben bole abuk sabuk bin tane film izledim itiraf ediyorum yine olsa yine izlerim. Hadi diyelim ben bu filmlerin farkli bitebilme ihtimalini seviyorum peki ya ayni filmin onuncu defa izlenmesine ne diyosunuz? -Peki yine tekil yapalim ozneyi- ayni filmi (hepsini diil elbet bikac ozel filmi, isim vermicem unuttuklarim gucenmesin) on defa izlememe ne demeli? -ne var yani film guzel izliyorum iste alla allaaaa- tamam tabi bu da bi cevap kabulumdur ama daha tatminkar bir cevap ariyorum bilesiniz. Simdi ben deniz sadece filmleri degil hayatta pek cok olayi defalarca ayni giris gelisme sonuc siralamasiyla pek cok defa yasiyorum ustelik bikmadan hatta usanmadan buna ne dersiniz ben yine bisey diyemiyorum...Tum sevenlerimin nezdinde kendime acil sifalar diliyorum
1:23 PM
20.12.06
snuffleupagus
Madem gittin Artik benim snuffleupagus'umsun Ben konusurum burdan sana Mektup yazarim Bi gun ikamet adresin olursa gonderirim Bakarsin yine sariliriz biz de Gozyaslarindan gercek oldugunu anlarim
2:56 PM
14.12.06
gitme...
1:27 PM
6.12.06
Tango
Benden ote senden ziyade... rivayeti bol bu arjantin tangosunun herkes baska sey soyluyor, ortak noktalari var elbet; "tango ask dansidir, ask yapmaktir"Evet ask var, icine dokunuyor insanin nefes alisverisin degisiyor izlerken bile, dans edenlerin kalp ritimleri degisiyor goruyorsun apacik sahnede flort ediyorlar. Basliyorum... Yine... Birakmamak uzere
11:24 AM
21.11.06
hareket vakti
Çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerde Bana ait bir şeyler var hep o sert gülüşlerde Sen yine olduğun gibi kal benim için sakın değişme Giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince Sen yine olduğun gibi kal misafirim bu şehirde Bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince...
2:40 PM
16.11.06
aman petrol canim petrol
Ugrunda mucadele edilebilicek seyler vardir hayyatta evet, savasirsak su veya bu sekilde sonucu degistirebilcegimiz seyler... peki degistiremiceklerimiz? Ne yapmali degistiremicegimizi anladiklarimizin karsisinda? İki secenek sunuyorum; 1-arkana bakamadan git kendi huznunu yasa 2-unut hic olmamis gibi davran neselen Saat 9u biraz gecmis annemin otobusu hala ankaradadadir diye geciyor aklimdan, ev sessiz, gidisleri hic sevmiyorum, buyuk icad su internet, bakalim neler olmus... boyle basladi iste, aradan gecen yarim saatin ardindan bilgisayar basinda bunlari yazarken buldum kendimi... baglantiyi kuramadiniz mi? tabi ya onemli kismi atladim an itibari ile irakta olenlerin sayisi 700,000i gecmis bulunmakta peki bu yeni bisey mi ne bu heyecan derseniz o naktada size yazinin basinda bahsi gecen iki durumu hatirlatmak isterim... elden gelmeyen karsisinda insanoglu unutmaya megilli yeni meselelere dalip gidiliyor iste, cani polismis, ters evrim bebegiymis, i. Melih Gokcekmis(anladiniz siz)... cok degil sadece 1000km kadar ötede bugun haber niteligi dahi tasimayan acip bakmadigimiz surece karsimiza cikmayan bir dram yasanmakta 700bini askin ÖLÜ!!! Ne icin öldü bu insanlar? Duyar gibiyim sizi “petrol” mu dediniz? Sabah soyle bi baktim da trafik agir mi agir akarken, arabalar da tek kisilik olmus tek kisilik hayatlarimiz gibi, park yeri mevzuu hanimla beyin kavga konulari arasinda ipi goguslemekte. Yaa evet size dedim babacim lafim meclisin tam da orta yerine, gobek tasina. Ha bi de sera etkisiyle kuresel isinma gibi yan etkileri de vardir ki bu kanli meretin oralara hiic girmiyorum size birakiyorum buyrun burdan yakin...kahvenizin yanina thom yorke’dan “harrowdown hill”i siddetle tavsiye ederim.
9:18 PM
14.11.06
ne gelir elimizden insan olmaktan baska
Ne çıkar siz bizi anlamasanız daEvet, siz bizi anlamasanız da ne çıkarEh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da.Hiçbir şey ! Kadınlar geçtiği o kadın kokusu anlarındaYıkanmış, mayhoş ve taranmış duygularıylaDönüşür içimizde az menekşe, bir sarmaşıkMenekşe, hadi neyse, mor deriz sarmaşıklaraMor deriz, mor bilinir çünkü, bir yandan güneşler kururHer yandan güneşler kurur, sanki yaz günüyledirBir adam kayboluyordur bir taşra sıkıntısıyla Deriz ki, "şuram ağrıyor" bir de, "başım dönüyor", "yanıyor avuçlarım"Belki de bir çığlık mı bu, bu seziş, bu yakınmaBir çığlık, hem de nasıl, katılmış, donmuş,yaşıyorcasınaUzansak ellerimizde uzansak avuçlarımızda, bir çığlıkNedir mi ellerimiz-korkunçtur bir elin bir köşesinde insanolmalarıyla-Korkunçtur insan olmalarıyla kıyısında bir yüreğinKıyısında gibi yangından, çok karanlıktan geçilmez caddelerinVe korkunç anlamsız gözlerinde ha dünya ha bir park bekçisininKorkunçtur insan olmaları, bir ceset, suda bir şapka gibi sallanaraktanBitmeyen bir selam gibi, hastayken, inceyken, yalnızlıklarda arananKorkunçtur-bunu anlıyoruz-bir yüzün en çoğul beyazındaKorkunctur insan olmaları güz ortalarında, eriyen türbe ışıklarındaVe korkunçtur eriyip kaybolmaların bir köşesinde insan olmalarıylaKorkunçtur korkunç!Diyerek: ben kimim, kime anlatıyorum, neyi anlatıyorum ayrıcaNeyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir tüketen isteklerimiTüketen kim. Hani görmeden daha, sezmeden herşeyin bittiğini Ama ne zaman saçları kurularken çok eski bir alışkanlıklaÇökerken üstümüze bir sözün, bir gümüş kupanın o sebepsiz inceliğiAnsızın bir ürperişte: bitti mi herşey bitti miYoo, hayır! öyleyse kimdir tüketen isteklerimiBir rüzgar, duyulup binlercesi birden bir rüzgarBirakıp giden beni bir kenara, bir uzağı, yada bir boşluğu bırakır gibi Ve ben ki hazırımdır bir süre unutulmayaAma hep sorulur gibidir benden: ben şimdi ne yapsam acaba.Ben şimdi ne yapsam, ben şimdi ne yapsam kaç kere yalnızHem bunu kaç kere söylemek, ne türlü söylemek adınaEskimiş fırçalarda, kırılmış şişelerde, tozlanmış ilaç kutularındaOkunmaz kitaplarda, uzaksı giyişlerde çocuksuz avlulardaAnlamsız kahvelerde, bir yolun çok ucunda, asılmış koyun butlarındaBen şimdi ne yapsam, ben işte ne yapsam kaç kere yalnızKaç kere yalnız, ama kaç kere yalnız, gene kaç kere insan olmalarımla Kapansam, evlere kapansam, yıkanmış bir deniz bulacaksam oradaAnılar bulacaksam- anılar mi dediniz ? ne sesli bir vuruşmaOdalar bulacaksam, odalarda kadınlar, çiçekler, çok aynalarRakılar, gene rakılar, kırıklar sonsuz yaralarBulacaksam orada, bir koltuğu bir koltuğa doğruBir yüzü bir yüze, bir eli bir ele doğru yaklaştıran çocuklarSinekler bulacaksam, kaskatı yapan boşluğu, sineklerZorlanmış bir gülüşten-iğrenip birden-kusmalar, bulantılarBulacaksam belki de: susanlar, bilmem ki niye susanlarÖlüler bulacaksam-ölü gözleri onlar, cesetler, giderek dışa vurmalarNe dedik, dışa vurmalar mı, yani ilk aydınlığı mı ölümünÖlümün ilk aydınlığı mı, ne dedik, sahi biz ne deseydik bu konudaNe deseydik bilmiyorum, ama var bu kadarcık birşey insanın sonsuzundaBu kadarcık bir şey-İyi ya, peki, şimdi kim var sıradaSakın haaaa!. biz yoğuz, bizi unutun, yok deyin adımızaYok deyin çünkü biz..biz işte korkuyoruz ne güzel korkumuzlaNe güzel ellerimizle.. Başlayın, hadi başlasanızaÖrneğin bir kahve falı ? Az müzik ? Diyorum biraz İskambil!..Ama hiç seslenmeyelim-seslenmeyelim-içimizden oynayalım ayrıca- Dört kişiyiz!- Hayır on!.- Bin kişiyiz!- Bana kalırsa..Ne kadarcık bir fark var bizimle bütün insanlar arasındaÖyleyse başlayalım: Koz kupa! Ah şu sinek onlusu bire bir unutulmayaÇayınız soğuyacak! Çayınız mı dediniz ? Ne tuhaf biraz anlıyorum- Üç karo!- Pas diyorum!- Susalım baylar, dört kupa!Ah şu sinek onlusu! Koz kupa! Çayınız mı dediniz ? Susalım!Susalım-Niye susalım-Anılar mı dediniz ? Ne sesli bir vuruşma!Ya sonra ? Bırakın şu sonrayı, bilmem ki nedir o sonraGene mi, başladınız mı ? peki şimdi kim var sırada Sakın haaaa!. biz yoğuz, bizi unutun, yok deyin adımızaYok deyin çünkü biz..biz işte korkuyoruz ne güzel korkumuzlaNe güzel ağzımızla.. Yok canım, ben var ya, istiyorum sırada olmayı istiyorum-Sahi mi- ama isterseniz siz olunSiz olun, biz olalım kim olacak ? -Hep böyle oyalansanızaYani "Şu sinek onlusu, susalım baylar, koz kupa."Gibi oyalansanızaBiraz oyalansanıza.Bir oyun başka olamaz oyundan gibiBir söz başka olamaz sözden gibiBir şey başka olamaz şeyden gibiTam öyle gibi, varıyor gibi bir mutluluğa Ne gelir elimizden insan olmaktan başka Ne gelir elimizden insan olmaktan başka Ne çıkar siz bizi anlamasanız daEvet, siz bizi anlamasanız da ne çıkarEh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da.Hiçbir şey ! Kimse bir gün gözlerimi sevmeyecek korkuyorumBir yaşlı kadın en erkek boyutundaKendisiyle çiftleşecek kaç kere yalnızKaç kere yalnız, kaç kere şaşırmış, bitkin kaç kereBir ölgün ses bulacak sesinden çok uzaklardaVardır ya, hani bir yer, uzakta çok uzakta Ölüm mü- yok canım, çok sesli bir evrende çok erken dahaÜstelik bilmiyoruz da, doğrusu bilmiyoruz, ölüm mü, bunu hiç bilmiyoruzDiyoruz: yaşasak çıkmazları, sevişsek olmayanlarlaTavşansı sıçramalarla bitirsek şu ormanıBöylece, niye olmasın, işte bir orman dahaSanki bir gölgeye geldik; yorulduk, acıktık, susadık birazVe doyduk, ve içtik, ayıldık bir anlamdaAyıldık ve sorduk, baktık ki hep ormandayızKaç kere ölmemişiz, kaç kere sormamışız, bu kaçıncı dalgınlığımızYani kaç sesli bir evrende kaç kere yalnızNe ölmek, ne ansımak! sadece yaşamaklaTam öyle gibi.. Demeyin: eh, biraz yorulsak daDemeyin, sakın haa, yok şu kadar bir şey insanın sonsuzundaBiz şimdi ne yapsak, biz şimdi ne yapsak, biz işte birazbilmiyoruz ya Diyoruz: yaşasak çıkmazları, sevişsek olmayanlarla.(edip cansever 1961)
3:34 PM
8.11.06
sandiktaki inciler
Boyle olur iste tepetaklak olursun kirip doktugun parcalari binbirinci defa toparlamaya calisirken eksiksiz olsun diye yerlerde surunurken buluverirsin kendini, buldum kendimi...beter olayim da dersin bi yandan ama insanin ozune aykiri ya bu beter olmayi dileyemezsin gercekten. Kendine ettiklerine bi bak hele. ufacik tefecik ici dolu tursucukken yazdigin yazmayi sevdigini anladigin o donemlerde ettigin beylik laflar ususuverir beynine, olmak istedigin kisiyi yeni yeni belirlemis kendi dogrularini kabul ettirmeye calistigin o donemler; sene 1998 orta ikinci sinif asigim ulen adi da emrah cirkin mi cirkin bi cocuk ona yazicam diye oturdum aldim kagidi kalemi elime yok olmuyo yazamiyorum yazmak aska yakismiyo, yazma eylemi oyle basit seylere alet edilmemeli, yazamadim ya boyle bi cikarim yaptim zamaninda neyse kismet degilmis soylemedim emrah’a onu sevdigimi ama o gun yazdigim sey aklimin kose yerinde durur hala;
Her caldigin kapi kapaniyorsa yuzune Calamadiklarinin arkasindakiler de bakiyorsa sana pervasizca, oylesine Hayatindaki tum bosluklar buyuyorsa gitgide Artik seni bile aliyorlarsa iclerine Aynada izle kendini bir kere Bak gozlerinin icine Ve sor aynadaki kendine “dunya mi boktan yoksa ben mi” diye...
Guzel demisim, bak sene oldu 2006 nerdeyse 10 yil olucak kocaman oldum, hala sorasim var su aynadaki kendime dunya mi boktan yoksa ben mi diye.
Her insanin hayatinda gerek yeter kosullari vardir ya onlari ezerken buldum kendimi, kendi kosullarimi, benligimin baslangicini... mumkun olsa ctrl-alt-dlt end task ardindan da restart... ama yok olmuyo...
Bu aksamki yazimizi da yine sandiktan cikan sarimtrak ceyizliklerle bitirelim.
Deniz ne karanlikti geldiginde ne ay sevincten kizarmis yuzunu denizin kucagina acmaya baslamisti. Gunduzdu daha egri isikli bi aksamustu...
what the fuck am i going to do with these fucking equations! why am i learning these stupid crowd of signs and numbers and letters!! what are computers for??????
-all cliches are bad except for the ones including math
3:34 PM
1.11.06
bir su yili denilebilirdi
gir otur disardan bakma oyle yabanci gibi o kadar gelmissin bi kahveyi cok gorucek diilim sana hem baksana islanmissin, cok hafif yagiyo halbuki yagmur uzun zamandir bekliyosun belli ki, gerci ne konusuyorum ki ben iceri giriceginden emin olarak gelmedin mi zaten taniyorum seni. neyse iste hadi buyur de bakalim ama once dur bi kahve yapiyim sana sekeri bol olsun, oyleydi di mi? pek azi aklimda kalmis da sana ait hatiralarin halbuki hic gitmicekler sanirdim benden, neyse iste buyur kahven... simdi baslayabilirsin ya da bi saniye bekle bi muzik koyiyim,ne dinlesek ne dinlesek tamam su cd vardi hani sen yapmistin onu acalim, tamam oldu evet dinliyorum seni. offf yanlis sarkiyla basladik tracy chapman time after time... duraksamadan dumduz konus durma duyma konus devam et ya da bi dakika ne dicegini biliyorum soylemesen de olur... istiyosan dinlerim bi kez daha ama sen de biliyosun ya uzer ikimizi de, inanmadin sanki bu bakislar ne boyle uzulmem mi saniyosun ya da uzulmedim mi hic? titriyosun soguktan mi yoksa cumlelerim mi acitti? oh icim rahatladi dur o zaman bekle uzerine kalin biseyler getiriyim cikar sunlari sen, islak islak niye onceden akil edemedim ki... iste getirdim giy guzelce sicak sicak, evet nerde kalmistik konusucak misin? ............................................................................................... bu sefer daha iyi anladim, biraz da kendime benzettim o yuzden de olabilir ama anladim. ne garip di mi gitmen gerekiyo geldigin gibi... iyi bak kendine diyorum hic sevmem o lafi bilirsin ama bu sefer tam demek istedigim sey bu, kendine iyi bak ben yokum... "bir su yili denebilirdi geldi gecti"
1:32 PM
27.10.06
affet beni
Ve iste kim ne derse desin geceyi sabah yapmak, uyumadan- uyuyamadan, garip bi bag kuruyo onunla aramda. Oysa ne kadar da emindim ona ait olmadigimdan. Evet yillarim hayatim cocuklugum ergenligim yaninda onunla onu severek onu hayran hayran izleyerek gecti kabulum. Ama simdi, artik, aylar oncesinden beridir, ben baska geceleri baska kokulari onun kadar cok sevdigimden suphesiz, yasar giderken, sabah edilen tek bir geceyle ona ne kadar da ait oldugumu bir kez daha anliyorum. Senelerce tekrarladigim “unuttum gitti zaten hic sevmemisim oyle sanmisim” zirvaliklari simdi intikam alir gibiler, kiminle boy olcustugumu gostermeye calisiyorlar hissine kapiliyorum. Boy olcusemeyecegim kadar buyuk bu sehir... Uzun zaman gecti cok kirdim seni belli ki, affet nolur, bir sehri sevmek nedir sende ogrendim inkar ettigime bakma. Sirf o da degil cok sey ogrettin sen bana. Iskele babalarin baba sefkatiyle sivazladi sirtimi geceleri cok defa, hani o tehlikeli sokaklarin var ya, ikicesmelikle konagi baglayan, o sokaklarda gordum ben “digerlerini”, korkmamayi ogrettin onlardan, 7 sene korfezinin kokusunu cektim icime midem bulandi ama yine ogrendim, nefesimi 2 dakika tutabiliyorum artik... Demem o ki ey sehr-i izmir yollarimiz ayrildi evet ama sana her gelisimde gel bi geceyi sabah edelim birlikte, gunesin korfezin uzerinden dogmasini bekleyelim bi kez olsun batidan yukselir belki kim bilir? Ha bi de baska geceler baska kokular seviyorum artik dedigime bakma onunla iliskimizin sonu gorundu bile..
11:35 AM
17.10.06
sen baskasin ben baska
daha once tecrube edilmemis bir durum - kim oldugunu baskasindan ogrenme- cok hos bi his oldugu soylenemez. isin ozu su; birileri tarafindan yapistirilan yaftalar sinir bozucu... "Bunu yaptiysan sen busun" kaliplara sokmaya calisma cabalari manasiz geliyor, kendimi "kalipsiz" gormemden ziyade kimseyi kaliplara sokmaya calismamamdan saniyorum.
9:42 AM
13.10.06
son
Tek basina kalir ya insan…Kalabalik icinde bi basina, gulerken aglamak gibi, kosmaktan yorulur gibi, susmak gibi, susamak gibi…Çölün ortasinda kalir da insan hani hasrettir ya suya... Bi sarkisi varmi tarifi guzergahi tadi tuzu kokusu var mi?Yalnizlik dedigin 9 harf sonra?Sonrasi bos bi basina geldigin gibi bi basina zevale ereceksin.Yalan mi var mi baska yolu Bak bi sensin o gun o saatte orada gozunu acan, yine sen o gun o saatte orada olamayan gec bunlari yolcu bi sensin iste aglayip sizlanma teksin geldigin gibi… oyle gider iste ne bi eksik ne bi fazla sen yaninda sen yine sen hep sen…
3:23 PM
ev..
Yoldayim, yer sari gok mavi, yesil bi agac gectik simdi sasirdim...izmir ankara yolu, az onceki tabelaya gore 192km var ankaraya...ankara dedim de; ilk ayimi hatirliyorum yurdumu arkadaslarimi arkadassizligimi zordu cok zor.iste simdi bir kez daha yillarca evim dedigim yeri arkamda birakarak gidiyorum kim bilir bi daha ne zaman ben yine oraya donucem, gercekten donmekten bahsediyorum, kordonda sirtimi yasladigim zaman iskele babasina kendi babama yaslanir gibi hissedermiyim ki bi daha, koca koca kartonlara gece yarilari “atesle yaklasma” yazarmiyim onlari elime alip gezer miyim, bok kokan denize ayaklarimi sokar miyim, alman konsoloslugunun onunde almanyaya gitmek isteyen sefil ogrenci numaralariyla gece yarilari vize sirasina giren almancilarla geyik yapar miyim...yapmam da buyumekten diil yollardan... sabaha karsi boynum belim bukuk uyandim bogazim dugumlu oldu annem dedim babam aslim canlarim sevdiklerim geldi aklima defalarca, bi daha oyle yaparmiyiz ki dedim, o gun nasildi ama diye geldi aklima uzuldum cok defa ama en guzeli yaptiklarimi burda birilerine anlatmaya basladim anlatirken onlarin da benim kadar heyecanlandiklarini gordum, burda, ankarada, kendi sehrimden uzakta ben gibileri buldum yeni dostlarim yeniyeni hikayelerim oldu, buraliyim artik hani bir sehri ev yapan yasanmisliklardir ya, ankarada yasiyorum...
8:48 AM
11.10.06
hani
Sokak uzak, sokak dar, sokak korkunc.. uzerime coken duman icimde yer ediyor, cigerlerimde, en derinimde. Buyu bitti mi ne hani asik olmustum, hani unutmustum varligimi, artik dusunmek yoktu dusunmeye burda yer yoktu aglamak uzulmek yoktu burasi oyle degildi burda yasamak vardi sadece, burda umut vardi, dunya boyle olmaliydi, burasi baskaydi, herkes ayniydi, renkler daha canliydi, mutluluk parayla degildi.. oyle gorunuyodu oyle olmaliydi..
Daracik sokak cepecevre sararken o karanlik yikintiyi, yikinti diyorum ya bakmayin ev orasi, kucuk koyu tenli guzel kizlarin evi, oyle guzel ki kizlar, gozleri oyle guzel ki karanlikta, mutlu ediyorlar insani donup tekrar tekrar baktiriyorlar kendilerine ama dedim ya oyle guzeller ki ‘karanlikta’... Bir sokak lambasi var o daracik sokagin ortasinda, vizirdiyor hafif hafif de pek duyuldugu yok, sokagi dinleyenlerin isitecegi kadar sadece, tam da o lambanin altinda, isigin verdigi huzurla gozlerindeki guzelligi gormeye calisanlara koyu tenli guzel kizlar gozlerini vuruyorlar birden, oyle sert oyle aci verici bakiyorlar ki, kisa bir sureligine de olsa inandigim ‘mutlulugun burda bedava oldugu zirvaligi’ yuregime oturuyor. Allahin cezasi bir ulkede allahin cezasi bir sehirde allahin cezasi bir mahallede kendim gibilere alismis, ben gibilerle sohbetlerime konu ettigim bu koyu tenli guzel kiz simdi su daracik sokakta gozleriyle olduruyor beni, uyan diyor sen hicsin, seni sansli orospu cocugu... Agir yuk, kalbimin kaldirabileceginden daha agir, bakiyorum bir iki ne yapabilirim ki gozlerindeki nefrete karsi ne gelir elimden hakli cunku koyu tenli kucuk kiz, beni sansli orospu cocugu...
Odama, yalniz ciktigim yolculugumun en mahrem yerine, ev belledigim sokaktan bozma tek kisilik dunyama donerken -baska baska sehirlerde baska baska sokaklarda olsa da, yolda olmaktan midir bilmiyorum, tum odalar ayni tum odalar ev burda- hickira hickira agliyorum, ruyanin en guzel yerinde uyandirilmis gibi
17.08.06
carrer del carme-barcelona
4:27 PM
23.10.09
an
peki benim değerim ne kadar? kaç günlük avuntuyum? hangi uyuşukluğa tercih edilirim? kaç şişe şarap ederim? bir yudumum kaç promil?
güvenmeyi seçerek yaşamak ve tek parça varolabilmeyi ummak ne büyük hata. birilerinin kanatları nasıl kırıldıysa vaktiyle -ki mutlaka istemeden kırmışsındır, hep öyledir- seninkilerin de kırılması an meselesidir. hep öyledir. o an, işte, yakındır. hep.
11:26 PM
5.9.09
routine
sabah 7'de kalkılır, 8km hızlı tempo doğa yürüyüşünün ardından yarım saat pilates yapılır, akabinde yüzülür ve kahvaltıya geçilir. bi hayli yorgun düşen bünye gazeteyi ele aldıktan sonra takriben 15 dk içerisinde uykuya dalar. yarım saatlik güzellik uykusunu müteakiben tekrar denize girilir ve okunamayan gazeteler sahilde churchill eşliğinde okunur. tekrar denize girilir. çıkılır. tekrar girilir. tekrar çıkılır. öğle yemeği yenir. hoşbeş edilir filan. zaman geçer. diş ağrır. tv izlenir. internette sörf yapılır. telefon çalsın diye beklenir, çalmaz. uçak bileti rezervasyonu yapılır, alınmaz. akşam olur. yemek yenir. sakızlı dondurma da afiyetle yendikten sonraaaaa poker oynanır. para kazanılır, bazen kaybedilir, yatağa dönülür, sabah 7de kalkmak üzere uykuya dalınır.
burda yazlar böyle, ya orda?
4:14 PM
3.9.09
orasi
seninle "O" yer yaptığım her yer "Bİ" yer şimdi..
"İnsanım çünkü, Nerede yalnızlık görsem alırım bir parça Sahibine ağır gelmesin diye"
11:07 PM
28.8.09
bu
geçenlerde bir gece annemle babam uyumadan hemen önce annem babama demiş ki sen bana hiç şiir yazmadın, babam da şunu yazmış;
Günaydın gün ışığım Günaydın bal kaşığım Her günün bayram olsun Canım gönül beşiğim
1:19 PM
2.8.09
ceren
boğazına oturur bişey, o şey neyse artık, O gidince oturur en çok. yakınındaydı önceden, uzağında şimdi. sonra yine yakınına geldiğinde, sen olamazsan bu sefer, boğazına oturur özlemeyi biriktirdiğin O..
sımsıkı sarılmayınca boğazına oturana, gözünden akamayan O, anneni babanı özler gibi her gün özleyip sarılamadığın O, boğazında kalır
1:35 PM
1.8.09
kıssadan hisse
kremlenmeden güneşe çıkma şapkasız dolaşma deniz ayakkabısız kayalıklara gitme öğle vakti balık tutmaya çalışma arabada soğutucunun olduğu yerde oturma cimciklemece oyunu oynama ama en önemlisi sakın ha sakın karavida, nam-ı diğer yengeç, yeme!
12:32 PM
18.7.09
ziyan
71 yaşında bir adamla 17 yaşında bir kızın evlenmesi anormaldir. bu böyledir. 17 yaşındaki bir çocuk evlenemez kaldı ki 71 yaşındaki bi adamla hiç evlenemez. Evlenilen adam halis toprak'sa ve evlenen de 17 yaşındaysa bu ahlaki bir şey değildir. iş anlaşmasıdır. nazlıcan daha çocuk. doğduğu günü hatırlıyorum ben onun. para için kendinden vazgeçiyor şimdi. hayat garip.
7:04 PM
22.6.09
25
2 dersten kalalı 3 saat denize girmeyeli 9 ay bisiklete binmeyeli 1 yıl cerenim evleneli 2 yıl(-1gün) amcam gideli 3 yıl ilk defa dokunalı 4 yıl şu an ayrılmakta olduğum evime taşınalı 5 yıl endoskopi yapılalı 8 yıl ilk defa kör kütük sarhoş olalı 9 yıl anadolu lisesine gireli 14 yıl abone'yi dinlemeyeli ve dansını etmeyeli 16 yıl okumayı öğreneli 19 yıl yüzmeyi öğreneli 20 yıl emziği bırakalı 24 yıl memeyi bırakalı 24.5 yıl ve doğalı tam 25 yıl oldu..
Bir bakmışsın dün dediğin anın üzerinden seneler geçmiş.. Mis kokulu denizin kenarındaki nem kokulu pansiyonun çift kişilik yatağında uyanılan, gazeteli malibulu deniz sefalı doğumgünlerinden geriye kalan telefona gelen bir kaç düzine mesaj ve annenin sıcak öpücüğü. Yaş 25. öperim.
2:55 PM
22.5.09
tam
"bol parıltılı güzel günler bunlar" dedi bana, yüzüne baktım "öyle" dedim. uyuklamalar uyanıklıklar pencereden odama sızan güneş, bir yığın iş telaş ama işte burdayız, yaşıyoruz, tam da olması gerektiği gibi. günler geçiyor biz duruyoruz ya da biz geçiyoruz günler duruyor. dedim ya tam da olması gerektiği gibi..
8:52 PM
25.2.09
eğri
seni de rahatsız emiyor mu afrika kıtasındaki sınır çizgilerinin düzlüğü?
2:57 AM
2.2.09
sen'
Ve sen sonunda bir gün çıkar gelirsin diye, Çok şeyin adı küçük yazıldı; Silinmez anlar vardır, Karşı konmaz özlemler, Ben şimdi ne istediğimi de bilmeden artık Bağırıp duruyorum ya, şurda, Sen yaz sonu ilan eden güzel keten, Güneşten yırtılmış caz, sen!
1:33 AM
19.1.09
oynasana
çok sevgili yelda'nın, ben ders çalışmaya başlamaya çalışırken, mamafih başaramazken ve dahi yakınırken, fütürsuz bir surat ifadesiyle tarafıma aktardığı anekdotu aynen paylaşıyorum;
kayınpeder gelinine, "kızım kalk oyna" demiş gelin; " baba yerim dar" demiş kayınpeder kalkıp gelinine oynaması için daha geniş bir yer açmış gelin bu sefer "baba yenim dar" demiş kayınpeder de ; "hıııı anlaşıldı kızım senin oynamaya niyetin yok" demiş.
ps. bu hikaye anlatılırken tarafımla göz teması kurulmadı, vurgu mimik jest gibi hiç bir içgüdüsel yahut iradeli hareket kullanılmadı.
6:51 PM
16.1.09
anti
3:57 PM
7.1.09
robotiko
istiyorum yahu, bırakıp gitmek istiyorum, ne biliyim ıssız bi ada filan bile olur yeter ki gideyim.. mesela benden 2 tane olsa, biri robot olsa, hissiz duygusuz, bildiğin robot işte, o girse finallere hepsinden de 100 alsa.. bulsunlar bunun yolunu, neyse parası verelim, olsun bitsin, bir sürü madur insan var neden yapılmıyo hala! teknoloji gelişmedi mi arkadaşım, neler neler yapılıyo da bu neden eksik? bence yapılmıştır da etiğe aykırı filan diye piyasaya sunmamışlardır, ben kabul ediyorum ya çipi olan her türlü edevat insandan üstün olsun, dünyayı ele bile geçirebilirler benim için sorun yok..
robotumu yapın benim, istirham ediyorum!
8:25 PM
1.1.09
ben -dinlerken hissedebiliyorum. -hissettiklerimi anlatabiliyorum. -hissederken dinleyebiliyorum. -dinlediğimi anlatabiliyorum. -anlatırken hissedebiliyorum. a m a dinlerken hissettiklerimi anlatamıyorum..
pazartesi diyete başlamaya karar vermekle aynı buluyorum yeni yıl dileklerini, kararlarını.. kendi kendine bir günü özel kılmaya çalışmaktansa hali hazırda özel varsayılan, özelliği kabul gören bir günü kullanıyoruz, dilek dilemek, hayatımızı değiştirmeye karar vermek için.. bu sene şöyle olucam, bu sene şunu yapmıcam, bunu sevicem ötekinden uzak durucam berikinin yanından yanaşmıcam.. nasıl ki pazartesi başlanan diyetlerin salı günü esamesi okunmuyor, yeni yıla gireyazılırken alınan kararların da hakeza.. yanlış anlaşılmasın depresif değilim, bilakis son derece mutluyum ama bunun ne bitmekte olan seneyle ne de başlayacak olan seneyle hiç bir ilintisi yok.. bu gibi günleri eğlenmek için bahane olarak kullanıyorum, fazlası değil, hepsi bu
*pre new year syndrome
3:59 PM
22.12.08
kim
romantik miyim ben? olduğumu söyleyenler var olduğumu hissettiğim zamanlar var peki gerçekten, romantik miyim ben? romantizmden anladığın ne? şarap mum gül.. bunlar mı? bunlardan hoşlanmıyorum romantizm çekmeceleri bana göre değil kim bilir kaç kişiye gönderdiğin şarkıların şiirlerin senin olsun olduğun gibi gel bana etten ve kemikten gerçek kokunla gel uykundan uyandığında, gecenin bi' vakti o kısacık zamanda, o his hani, tarifsiz.. kaç gül, kaç şişe şarap ve kaç mum kalıbı ederse işte senin için.. ben burda, iyi mi kötü mü bilmem, senden çok uzaktayım her kimsen, iyi mi kötü mü bilmem, benden çok uzaktasın
8:12 PM
24.11.08
yagmur
"ister gaudi örtsün üzerini ister mimar sinan, toprak kokusu her yerde aynı" demiştim. barcelona'ya yağmur yağıyordu, yalnızdım, kalacak yerim yoktu, yorgundum, bir şişe şarap vardı elimde, arc de triomf bana bakıyordu ben ona.. vakit geç değildi henüz, eğri ışıklı herhangi bir akşamüstü.. ankara dün toprak kokuyordu, arka bahçemdeki çam ağacı bana bakıyordu ben ona, ağaç buradaydı ben yoktum, oradaydım.. çantamın olduğu yerde, tam da orada..
12:09 PM
18.11.08
kan
bunu anlatabileceğimi sanmıyorum sarhosum ve acıyorum! acıyorum! içim acıyor! kanıyorum ve kanıksıyorum kanamaktan türemiş olmalı bu kanadım pıhtılaştım kabuk bağladım ve kanıksadım nerdesin? soğuk mu?
10:48 PM
17.11.08
şipşak
çok afilli bi fotoğraf makinası almış babam, aslında iki tane almış, bir de önceden vardı etti üç. en güzelini kendime aldım, bi alt modeli abime verdim eskisini gülaycığım ve muzafferciğim paylaşsınlar. bence doğru bir dağılım oldu.. hiyerarşi böyle bi şey işte...
neyse benim makinam başta da belirttiğim gibi çok afilli, kurban olduğum rabbim neler yaratıyor, anlatıyım siz de şaşırın;
şimdi bu aletin "smile" diye bi modu var, açıyorsunuz ve karşınıza koyuyorsunuz, güldüğünüz vakit kendisi hop diye çekiveriyor fotoğrafı! ay şaka gibi hala şaşkınım.. bundan oyun yarattık biz babacığımlan, şöyle ki; açıp koyuyoruz karşımıza, bir gülmek geliyor insanın içine, amaç gülmemece ya, gülünce yakalıyor hınzır.. sonra sayıyoruz kim daha çok yakalanmış, kaybeden kahve yapıyor efendime söyleyeyim meyve soyuyor filan.. bir nevi kılıç, abimle oynardık eskiden kaybeden bakkala giderdi..
böyle işte.
10:39 PM
13.11.08
zaman
en sevdiğim hayali kahraman parmaklarını birbirine değdirince zamanı durduran o kız! adı neydi hatırlamıyorum, mühim de değil, seviyorum onu, bi şans verseler bi günlüğüne o olmak isterim, bi gün de değil, bugün! çok ihtiyacım var zamana! şimdi boş boş evinde oturan ve canı sıkılan insanlardan birer saniye alsam bir ömür eder, benim istediğim 3 saat, çok şey değil, verin daa olmaz mı?
oynatmama ramak kaldı, vallahi bak!
12:22 AM
11.11.08
pinhani
pinhani diyorum, ne güzel ne hoş diyorum. sıkılmadım dinlemekten, '06 temmuz ortasıydı o gün bugündür dinliyorum bilfiil. vaktiyle ayça şen yazmıştı pinhani hakkında, sinan(solist) demiş ki "şarkıların hepsini manitaya yaptım" demiş. o noktada tav olmuştum zaten.
iyi gidiyor böyle akşamlarda.
tavsiyemdir; uzun zamandır dinlemediyseniz dinleyiniz, gülümsemezseniz paranızı iade edicem.
öperim.
8:53 PM
2.11.08
evet
deliriciim!!!
anne ve baba tağızade bu pazar gününde, ankara gri iken, izmirin güneşli gökyüzü altında çiftlikte keyif çatmaktalar.. (ben deniz ise ders çalışıyorum) sevgili gülaycığımın şu sözü kulaklarımdan gider mi bilmiyorum "muzaffer yazlığa gitseydik denize girerdik de mi?"
------------- Açık Mektup
TC Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne;
24 yaşına geldim, 25'e az kaldı bugünlere gelebilmek için gösterdiğim çabanın maddi bir getirisi olmadı öncelikle bunu belirtmek isterim. İzmir'den kalkıp geldiğim Ankara şehrinin her şeyine alıştım da bu gri soğuk havasına alışamadım, üşüyorum, boğuluyorum, sıkılıyorum ve daha nicesi. tüm bu can sıkıcı hislerin arasında benden beklenen sorumlulukları yerine getiremiyorum takdir edersiniz ki. Tabi bu istek meselesi, istemiyorum, istemeyince olmuyor. Uzun lafın kısası, kanunun öngördüğü hizmet yılını doldurmadım, emekli olmak istiyorum. Re'sen ve yaş haddinden olmasa da malulen emekli olabileceğim kanısındayım.
Gereğinin yapılmasını arz ederim.
3:52 PM
31.10.08
duy
akademi dünyası şaşkın;
ince eleyip sık dokuyan bir tavrım ve çok hassas ellerim var(mış)!
6:37 PM
bık bık
o değil de aklıma ne geldi, demeden edemicem;
yazın bu saatlerde denize girmeyi çok seviyorum ben.
(şimdi bunu diyince de bi düşündüm, daha önce düşünmemişim belli ki, acaba neden seviyorum ki?! soğuk filan oluyo halbuki, neyse..)
hmm bu nerden aklıma geldi onu da söyliyeyim de ibreti alem olsun; beni doğurup bu günlere getiren muhterem anne tağızade sabah telefonda "öcü ben denize giricem" gibi bir cümle kurdu, kınadım kendisini hem de esefle ama olan oldu tabi, eşek, aklındaki karpuz kabuğuyla, kızgın kum ve serin suyun türlü kombinasyonlarını ihtiva eden hayallere gark oldu.. demek ki neymiş; "sen sen ol pastırma yazı olan bir şehirde yaşa!"
deniz de olsun!!!
12:59 AM
30.10.08
eres lo que tu vives
uyudum! haftalardan sonra ilk kez uyudum! gerçekten uyudum! ağır bir yarayla atlatılmış kaza ve kapalı yollar enkaz altında kalmış bir beden zihinden silinecek bir dizi şarkı, söz, ses, görüntü karar vermenin dayanılmaz hafifliği... bana çıkan yollar kapalı!
11:00 AM
28.10.08
şuur
kafanı içine soktuğun o kum tepesinden çıkarıp sağa sola bakacaksın sonra derin bir nefes alıp yaşamaya devam edeceksin -görerek- şairin seslendiği bayrağın ta kendisisin varlığının anlamsızlığı trajikomik bir manifestodur, bilakis varlığın varlıklarını anlamlı kılandır.. unutma özge, her şey geçer!
12:42 PM
22.10.08
sonra
güneş var sarı tonları inceden rüzgar hava serin içim sıcak mandalin kokuyor bir de yosun ellerim üşüyor elimde bir atlas atlasta zihuatanejo yanımda şarap şişesi üzerimde kırmızı kruvaze ceket umutluyum
5:29 PM
19.10.08
fena halde leman
"dinle böceğim, uzun bir seyahate çıkacağım, hareketimden evvel bazı şeyleri söylemek arzusundayım. Yokluğum fazla uzayabilir, zaman zaman, dediklerimi dinleyerek saptarsın ki: hayatta kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini tutamaz; aşk dediğimiz, ya vahim bir yanlış anlaşılmadır, ya kötü bir hayal kurma tarzı: iki kişinin ikisi de, öbürünün yerine hayal kurmaya kalkıştığından, sukut-u hayaller eksik olmaz! Sen dediğime kulak ver, kendimizden başkasını sevemiyoruz; sevdiğimiz, şahsiyetimizin dışlaştırılmış, bir başkasının üzerinde somutlaştırılmış hayali; o başkası da kendisini üçüncü bir şahıs üzerinde dışlaştırır, somutlaştırır: arada ahenk kurulamaz, nasıl kurulsun, sevdiğimizle sandığımız farklı! Muvaffak bir çift, yalnızlığa tahammülü yüksek iki insan manasını taşır: çift demek, yanyana iki yalnızlık demek, beraber bile olamamış, kesişmesi bile zor! Onun için böyle bir hayatı, içine girip kurbanı olmadan yaşayacaksın, yani uzaktan. Uzaktaki, soyut, hemen hemen yok bir şahsı sevmekten güzelini tasavvur edemiyorum. Yakında olmayan sevgili tahayyülde yaşatılır, hayalde yaşamak az evvel açıkladığım kaideye uygun olarak, onu kendine benzetmektir; yanında bulunmayacağından, o buna ne itiraz edebilir, ne müdehale: sevdiğini hayalinde değiştirdikçe, kendine benzettikçe daha çok seversin, böylece denge korunmuş olur. Sevmek! Sevmek esasında alıp başını gitmektir, sevgiliden uzaklaşan mutlak aşka yaklaşır, sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden yaratarak. . ."
*attîlâ ilhan, fena halde leman
8:08 PM
ebe kör
gözleri bağlanmış küçük bir kız çocuğuyum oyun diyorlar adına ben ebeymişim körmüşüm de üstelik korkuyorum karanlıktan diyorum dinlemiyorlar karanlığı sevmiyorum diyorum umursamıyorlar gözlerim bağlı yürüyorum ışık yok ses yok amacım gözümü bağlayanları eğlendirmek, başarıyorum sanırım ara ara gülüşmeler geliyor kulağıma o yöne gittiğimde kahkahaya dönüşüyor gülüşmeler -aksi istikamette-
küçük bir kız çocuğuyum karanlıktan korkuyorum körüm ve ebeyim elimden başka da bir şey gelmez
1:39 AM
6.10.08
sakın şaşırma
saat ne zaman bu kadar oldu ki, beni bekleyen onca iş varken bu kadar çabuk ilerlemesini anlamıyorum, hiç adil değil.. şimdi ben burda böylece durup saçma mı saçma şeyler düşünürken birden dedim ki kendime; hey ozge dedim bak dedim bunları böyle düşünüp durma sonu hayır değil dedim.. iyi demişim bence. velhasılıkelam kalktım sarı koltuğumdan tam işime gücüme dalıcaktım ki bir soluklanayım istedim tek bir sarki ile.. ortacgil, sakin sasirma..
oyle garip bir şey ki bu, yani ben şaşırıyorum, ona buna sana bana ötekine berikine.. tanıdığım tanık olduğum herşeye herkese şaşırıyorum en çok da kendime şaşırıyorum, şaşıp kalıyorum..
nasılsın derseniz; sıhhatim yerinde karnım tok sırtım pek, ama işte insan bir garip hayvan, az evvel de bahsi geçtiği gibi şaşıp kalınılası bir canlı türü. nedir? evin var huzurun yerinde açta açıkta değilsin daha ne olsun aslında ama olmuyor, öyle olmuyor. durup kilitlenebiliyorsun, olduğun yerde öylece kalakalıyorsun. nedeni muamma, bilsen çözüm üretebilirsin ama yok o da olmuyor.
iç acısı demişti bi abla ben daha küçükken, içim acıyor demişti sebebi yok içim acıyor. anlamamıştım o zamanlar, büyümek gerekiyormuş anlamak için. öyle büyük travmalar atlatmaktan bahsetmiyorum, biz bu saclari değirmende ağartmadık edebiyatından hazetmem zira. dediğim büyüyünce görüyormuş insan yağmurun bile iç acıtabileceğini.. "baştan aşağı anıların yorgunluğu, sakın şaşırma"
demem o ki astral seyahatler yapasım var, şu gezegenden kaçıp gidesim var, iki elimin parmaklarını geçmez özleyeceklerimin sayısı, beni özleyecek olanların sayısı daha da az. işte tam da bu demek istediğim, iç acısı dediğim bu. bildin mi?
icimden biseyler kopup gidiyor gun be gun an be an yorulmaktayim yaslanmaktayim canim yanmakta yavas yavas mum gibi e-r-i-y-o-r-u-m aradigim bir sey var ne oldugunu biliyorum onemli olan bu aradigimi biliyorum ama o yok o olmayacak. benim aradigim benim istedigim gerçek olmayacak -mı?-
12:38 PM
24.9.08
had
yalnızlıktan korkmak değil de bu, hani görmek istersem diyorum bir köşe başında, bir ağaç altında ya da kısacık bir "merhaba"yı duymak istersem sesinden, çaresizim, işte en çok ondan korkuyorum
2:33 PM
11.9.08
düş
benim için bir agaç düşün bir ev düşün denizi düşün güneşi düşün sevdiklerini düşün aşık olduğunu düşün
....ben seni düşünürken
6:20 PM
9.8.08
O
Kadın sevmiş onu Ama çok sevmiş.. O da sevmiş Öyle demiş kadına Kadın inanmış ona Ama çok inanmış Öyle inanmış ki Gözlerinde kaybolmuş O’nun Öyle bir kaybolmak ki Kendini kaybetmiş kadın Kendini onsuz bulamaz olmuş Kaybolmayı da seviyormuş kadın Onu sevdiği kadar çok seviyormuş Bir gün kaybolmak istemiş kadın Ondan geçince kaybolacak olduğunu bildiğinden geçmiş kadın O’ndan geçmiş Kadın geçmiş Zaman kalmış Oracıkta durmuş zaman Gözyaşı yanağında kalmış kadının O gün bu gündür yanağındaymış.. O’na sormuşlar Öldü demiş Çok oldu
2:51 PM
20.7.08
b
mutlu uyunan gecelerin sabahlarina bayiliyorum! erken kalkip leylayla oynadim, bi guzel taradim onu(iç ses:cok tüy döküyor veterinerle konusmaliyim) kumunu değiştirdim, öğle yemeğinde ıslak mama açıcam bir tane oh değmeyin keyfine.. sonra dışarı çıktım tunalıya kadar yürüdüm sabahın köründe, kuğulu parktan bir gevrek aldım hepberaber yedik, ördekler kuğular ve ben.. çok kalmadım eve döndüm hemen, pazartesi 2 tane sınavım var ama onlar bile canımı sıkmıyor.. hepsi battal sayesinde.. canım geliyor! 24 ağustosta turkiye'de olucak!! battal ben izmir istanbul.. plan yapmaya baslamam lazım, mutluyum :)
9:59 AM
19.7.08
so
so, how deep is your love?
6:40 PM
10.7.08
ne
ihaleme fesat karismis haberim yok!
3:32 PM
9.7.08
kaptanin seyir defteri
yaz okulu
day #1
-sabah 7 sularinda eve varildi, kapida eeenn cok sevilen arkadasin mektuplari bulundu, sevincten kapi zar zor acildi, mektuplar itinayla okunup yer yer gulme krizine girildi ancak gulmenin sebebi arkadasin espiri yapmasi degil arkadasin ta kendisiydi.
-okula gidilip derslere girildi, kurkcu dukkanina dönmüs olmanin dayanilmaz hafifligiyle cok sevgili arkadaslarla bulusuldu opusulup koklasildi bira icildi. aksam evde yalniz kalindi, henuz yalnizliga alisilamadi ancak o yorgunlugun uzerine misil misil uyundu.
day #2
okula gidildi, tum derslere girildi, kendi sectioninla ders alma zorunlulugu yuze vurdu, berbat bir hocaya denk dusuldugu ogrenilince aglamakli olundu ama yikilinmadi. havuza girilemedi ancak onumuzdeki gunlerde havuza gidilecek gun ve saatler belirlendi. aksam oldu abinin dogum gunu hediyesi ele gecti cook begenildi, akabinde pek sevilen arkadaslarin dogum gunune gidildi, sonunda sampanya patlatilabildi nefis haberler alindi. sabaha karsi salon yatakhaneye cevrilip masal esliginde uyundu.
day #3
derslere gidilmedi, arkadaslarin evinin toplanmasina yardim edildi, koliler dolduruldu, eski bir kontaga ulasma cabalari hayal kirikligiyla sonuclandi, eve gelindi bloga yazi yazilmaya baslandi, yazildi, yaziliyor.
----------------------
*bu formattan nefret ettim, ne ki bu yapıldı edildi falan. *aslinda daha dolu bir 3 gun gecirdim ama yazmak zor geldi
7:23 PM
7.7.08
tekzip
SAYIN OKUYUCU
ASAGIDAKI YAZI GIBI BLOGDA YER ALAN BAZI YAZILARIN OZNESI YOKTUR, TOPYEKUN HAYALIMIN URUNUDUR. SEBEP OLDUGUM KAFA KARISIKLIGI ICIN OZUR DILERIM.
8:11 PM
korku
bir gün seni sevmemekten korkuyorum varligim sen dolusun her kivrimimda senin kokun var bedenim dokunusunla anlamli sen bende olmayinca ben de olmayacakmisim gibi ben seni sevmedikçe kendimi sevemeyecekmisim gibi.. kaybolmaktan korkuyorum kendi içimde kendime varamamaktan.. kollarin olmadan kendimi kavrayamayacagimi hissediyorum ** seni sevmedigim anlar olmadi hiç sensiz olmak nedir bilmiyorum sen yokken sen kendiydeyken sen bende olmadigini sanarken sen hep bendeydin uykuya yalniz daldigini sandigin tüm o gecelerde yanibasimda beni varediyordun bilmeden odamdaki dört duvardan biri oluyordun bazen bazense kalbim.. ** sensiz olmak nedir bilmiyorum sensiz olursam ne olurum bilmiyorum ayak ucumdan basliyorsun göz kapaklarima kadar her yerimde sen varsin öyle bir doluluk ki bu çikarsan gidemeyip görememekten korkuyorum kalp atislarimizin karistigi o günden beri bende hangi kalbin attigini bilmedigim için korkuyorum en çok seni sevmezsem kalbim atar mi bilmiyorum tüm bu bilinmezliklerin arasinda seni sevdigimi bilmek güç veriyor bana kimileri aciyor bu halime olmayan birine bu denli bagli olmami anlayamiyorlar anlatamiyorum onlara fiziksel varligindan bagimsiz bendeki varligin senden bir sey beklemeyerek seviyorum seni hep öyle sevdim mutluluguma seni katmazsam mutlu olur muyum bilmiyorum ** aklimda ve kalbimde sana ait köseler var baslarda misafir edasiyla oturdugun simdiyse iyiden iyiye sahibi oldugun bilmesen de senin olan köseler gün boyu seyahat ediyorsun içimde gün isigiyla küçülen gözbebeklerim ilk duragin oluyor sonra cigerlerime doluyorsun kanima karisip kalbime ugruyorsun hergün avcumun içi sensin aksamüstleri gece oldu mu yine gözbebeklerime dönüyorsun, karanliktan kocaman olmus günün en çok sevdigim zamanlari geceleri kimse görmezken, sen bile, sana bakiyorum doyasiya kana kana içiyorum gün boyu özledigim siluetini istedigim an yüzünü gözümün önüne getirebiliyorum tüm çizgileriyle gözlerinin mat oldugu oluyor bazen degistiremiyorum iste onu bana nasil baktigin senin kararin oluyor bugün mutsuz diyorum sen öyle gelince üzülüyorum sadece öyle günlerde sana sarilma istegimi dizginlemekte zorlaniyorum sadece öyle günlerde içimde var olan sen gözümden akip gidiyorsun canim yaniyor. öglen 12 günesi nasil yakiyorsa öyle yaniyorum ** sen bende mutlulusun daha çok rüzgar sesiyle gelen huzursun kendimi iyi hissediyorum seni sevince bana bunlari bilmeden yaptigini düsündükçe daha da baglaniyorum bir gün rüzgar seni getirmezse ne yaparim bilmiyorum seni sevdikçe gelecek olman içimi rahatlatsa da konu senken kendime dahi güvenemiyorum seni sevmemekten korkuyorum tüm aliskanliklarim seninle sana dair seninle birlikte onlari da kaybetmekten korkuyorum halbuki hiç alisamam sanmistim sana simdi sirf sana degil seninle gelen her seye öyle bagliyim ki.. derinden bir baglilik bu verilip alinan sözlere dair degil biz hiç öyle olmadik seninle söz vermeden, söz almadan sevdik o yüzden belki bu kadar derin bende dügümün.. ** basucumda resmin duruyor bana sarildigin gözümün içine bakiyorsun orda sanki dün gibi, bir daha bana öyle sarilmayacak olman üzmüyor beni sensiz de seni sevebiliyorum, eskiden gözlerindi dalip gittigim simdi geceye daliyorum ay gözlerin oluyor. gözümü açiyorum ve kapatiyorum sonra yavasça, ordasin bende kaliyorsun, gitmiyorsun hiçbir yere aramama gerek kalmiyor seni bulmak için kaybolmuyorsun, istedigim an kokunu çekebiliyorum içime geceleri korktugum oluyor sariliyorsun hemen bana, simsiki.. kimsenin sarilmadigi gibi güçleniyorum seninle eksiksizim büsbütünüm seninleyim
30.06.08 ankara-izmir karayolu
9:06 AM
15.6.08
git
Gitmek doğru kelime mi bilmiyorum. Daha ziyade kaçıyorum sanırım. Kafamın içinde dönüp duran, susmayan, konuşan şeyden kaçıyorum. kendisiyle hesaplaşıp bi süreliğine çekip gitmesini salık vericem, dinler mi bilmiyorum 8 saatim ve çekinmeden kullanabileceğim kozlarım var işe yarar umarım.
6:54 PM
6.6.08
neden
ağlamaklıyım; neden deme, gözüme bişey kaçtı derim ağlamaklıyım; dokunma, elini ittiririm omzumdan ağlamaklıyım; içim acıyor, rüzgar ters döndü işte, içime işliyor ağlamaklıyım; kokun geldi burnuma neden deme, yok cevabım. ağlamaklıyım; seni gördüm, nerde deme, yoktun orda aslında, biliyorum... kapımı araladım, rüzgar girdi odama, ciğerlerime doldu şimdi oldu bu n-e-f-e-s aldım, senin s-o-l-u-ğ-u-n içime işledi şimdi oldu bu sen yokken nefesin benden uzaktayken ağlamaklıyım...
12:23 AM
2.6.08
acı
derin yaralar iz bırakır ize baktıkça için acır acıyor
9:04 PM
final#1
karar vermek başarmanın yarısıysa vazgeçmek kaybetmenin kaçta kaçıdır? karar versem mi daha karlı olur vazgeçsem mi? şimdi vazgeçsem bence %70 kaybederim bu durumda hiç bi şey yapmasam %30 başarıyorum üstüne bi de karar versem etti mi sana %80.. oldu bu iş sanırım... ben bu dersi geçerim arkadaşım!
12:06 PM
18.5.08
bir ben var bende benden iceri
disaridan nasil gorunuyorum bilmiyorum ama oyle degilim.. birinin beni oldugum gibi bildigini zannetmiyorum, tüm detaylarımla..
zaman zaman icimde bir diktatör tasidigimi dusunuyorum; baskıcı, ruhsuz.. kimsenin yakın olmak istemeyeceği türden. zaten o da kimseyle olmak istemiyor. istemediği bir şey olduğunda ağzından salyalarını akıtarak bağırmak istiyor karşısındakine. sevmiyor kimseyi, sevemiyor, kendini sevdiği gibi. odasından yönetmek istiyor dünyayı, kimseye danışmadan sormadan kafasına estiği gibi..
içimde başkaları da var. bir esnaf. orta yaşlı. her şey var dükkanında. çivi, klozet kapağı, mandal, askılık, mum, terlik, gramofon, çamaşır sepeti... dükkanının önüne 2 koltuk atmış. koyu yeşil. oturuyor orda tüm gün. dingin biri, konuşmayı pek sevmiyor. aklı almanyadaki oğlunda, mektup bekliyor ondan, torunu olucak yakında. daimi müşterileri var, bazen sadece sohbet etmeye geliyorlar, gelmişken muhakkak bir şeyler alıyorlar herşeyciden. iyi niyetli biri. kimseyle husumeti, munakaşa etmişliği yok. sayıyor, sayılıyor öyle yaşayıp gidiyor..
içimde başkaları var. bir çocuk. 3.5'tan 4 yaşında. yorucu, hareketli, zor bi çocuk. her şeyi merak ediyor, her şeye şaşırıyor. çok mutlu bir çocuk hep gülüyor kocaman gözleri. büyüyünce astreoid b-612'de baobap olmak istiyor. evet bir ağaç olucak çok kararlı. herkesi seviyor bu çocuk, ama herkesi. kim gel dese gidiyor, hem öyle çikolata alıcam sana demeye gerek kalmadan. annesi kaç defa tanımadıklarınla gitme demiş olsa da gidiyor çocuk, kimse kaçırmaya kalkmamış ki onu nerden bilsin neler olabileceğini. çocuk öyle büyüyor işte..
içimde başkaları var. bir adam. 58 yaşında. 2 çocuğu var. çok evhamlı, aklı sürekli çocuklarında, kendini düşünmüyor artık. yaşayabileceği her şeyi yaşadığını ve artık kendinden geçtiğini düşünüyor. ev işleriyle uğraşıyor, günler o sayede akıp gidiyor. her gün evi süpürüyor, 3 öğün yemek pişiriyor, ütü bulaşık derken öyle işte...
içimde başkaları var. bir kadın. olgun. kendine güvenen. dimdik bir kadın. çok güçlü. tek başına mutlu bir kadın. planları var geleceğe dair, yapabileceğini, o planları gerçekleştireceğini biliyor. sevmeyi bilmiyor pek, sevmenin gereklerini yerine getirmekte sıkıntı çekiyor. çok sevmiş olmamış yine sevmiş yine olmamış. artık vazgeçmiş. ama mutlu. arkadaşları var, gözünde burnunda tüten canları var bir de ucundan iliştikleri var, ilişik yaşadığı başkalarının hayatları var. yanında taşıyor hayatını, kocaman çantasının içinde.. yaşayıp gidiyor o da..
burda ates yakmiyorlar sokaklarda, alisamadim!! izmir'de sokaklarin ortasinda odunlar hazirdir bile, hava kararmaya yuz tutunca yakarlar.. su an izmirde olmayi cok isterdim! bir kilo cigdem alip atesin basinda yerdik, korka korka o kocaman atesin uzerinden atlardik sonra kagida cizip dileklerimizi gul agacinin dibine gomerdik (gerci o kismi yapicam ben bu gece, ankara izmir farketmez)dicegim o ki sayin okur; nerde o eski bayramlar...
7:26 PM
4.5.08
tirbuson
dun gece bir ruya gordum, nasil oldu bilmiyorum simdi birden aklima geldi. cok garip bi ruyaydi!
yemyesil bir yerdeyiz, 2 masa var, hani su piknik yerlerinde olan tahta masalardan. masalardan birinde ben ve o oturyoruz, diger masa kalabalik, masalar arkali onlu duruyo. onun ve benim sirtim digerlerine donuk, arada digerleriyle de konusuyoruz arkamiza bakip. bi tane garson var, aysel teyze, deli gibi, saclari daginik, uzun boylu, kivircik sari sacli, 45-50 yaslarinda, elinde isikli bir tirbuson var mavi kirmizi yanip sonuyo.. ruyada en net hatirladigim seyler aysel teyzenin yuzu, tirbuson, O'nun yuzu sesi mimikleri ve gozleri. O bira icmek istiyor acacak yok. aysel teyzeden tirbusonu istiyor, arka tarafiyla biranin kapagini acicak, yerlestiriyor tirbusonun arkasini biranin kapagina, sertce ittiriyor.. tirbusonun isigi kiriliyor, aysel teyze aglamaya basliyor, cok uzuluyoruz ikimiz de.. O da ben de.. aysel teyze gidiyor sonra.. iste ne olduysa aysel teyzenin gidisiyle oluyor, kulagina egiliyorum O'nun.. seni seviyorum diyorum!!! bana bakip SAKIN!! diyor O.. ve ruya bitiyor...
neden ki? bu ruya ne?
12:57 AM
2.5.08
limonata
cocuksun..
limonatan soguk mu sicak mi nerden bileceksin
11:11 AM
27.4.08
tarif
artik sinus egrisini de gecti hâletiruhiyem, sismogram kivamindayim!
içimdekiler;
yalnizlik - bir tutam pismanlik - goz karari mutluluk - bir yemek kasigi huzur - bir cay kasigi (silkme) guven - yarim cay bardagi guvensizlik - bir su bardagi ofke - bir dis sıkıntı - bir dal
4:16 PM
26.4.08
bugun
her gun bir yerden gocmek ne iyi.. her gun bir yere konmak ne guzel.. bulanmadan,donmadan akmak ne hos.. dunle beraber gitti cancagizim ne kadar soz varsa dune ait.. simdi yeni seyler soylemek lazim..
*mevlana celaleddin rumi
5:46 PM
kacak
ayaklarinin biraktigi izler oyle buyuk ki... takip ediyorlar beni kacamiyorum yoruldum yorgunum
12:11 PM
16.4.08
izmir
iste bunu hissetmeye bayiliyorum! evimi ozledim kokusunu ozledim denizi ozledim annemi babami odami ozledim! gidiyorum!
yasasin!
5:44 PM
9.4.08
konus
artik yorum da yapilabiliyor bloga :) bir sürü yorum vardi onlar gitti gibi gorunse de aslinda gitmedi, bi ara ekleyecegimdir..
bunun gibi bi isi yapabildigi icin bu kadar cok sevinen baska bi insan daha var midir acaba, ufacik bisey en nihayetinde ama nasiil mutlu oldum bilemezsiniz.. boyle seylerle mutlu olabilmeyi cok seviyorum :D
5:53 PM
8.4.08
bahar temizligi
cok begendim blogun bu halini ama comment link'i yok.. onu da basaricam hele su sinavlari bi atlatiyim..
9:14 PM
6.4.08
anatomy
oyle ki, herseyden vazgecmenin esigindeyken vazgecmekten korkan ama vazgecmeyi kafasina koymus, yine de kumdan kalesini yikamayan, duyduklarina kulak asamayan, asmayi deneyen ama basaramayan, bildiklerini kendince sekillendiren carpip bolen toplayip cikaran, dinlemeyen.. oyle ki vazgecme desen olmaz, vagec desen yapamaz.. arada kalmis, kisilmis, kistirilmis.. cokca korkak, biraz cesaretli, cesaret gerektirmeyen islerin ustasi, kolay yolu secmeye meyilli, kolay yolun gayri ahlaki olduguna inanmiyor, kolay zannettigi yol cogu zaman aslinda zor olan oluyor. degistirmek istedigi cok sey var kendinde, deniyor, beceremiyor, denemis yenilmis yine denemis yine yenilmis ama daha iyi yenilemiyor.. oyle ki, istekleri var kendi bile inanmiyor gercek olacagina, nefesini tutup havaya bakiyor, yorulmus, halbuki gencecik daha.. su gunler gecsin diye geciriyor aklindan gecmeyecegine inanarak, bu gunleri upuzun yasayacak biliyor. oyle ki... basa donse, en basa, ya da o gune, ne mutluydu, ufacikti, elleri kucuktu, hava serindi, o cok mutluydu..
4:37 PM
2.4.08
coz i got high
ayagin takiliyor bosluga, ya da cukurdan düsüyorsun, dusunsene, corak denizlere bakiyorsun ciğliklar yukseliyor issiz adandan kafani kaldirsan yildizlar gozunu aliyor gunesi goremiyorsun düsünsene, bu adada gececek yillarin ters duz nedir ogretmisler sana terstesin goruyorsun cabalasan degistirmek icin deger mi? ne icin? kim icin? neyi degistirmekten bahsediyorsun? godot'u yemissin, beklemiyorsun.. bile...
7:34 PM
25.3.08
MUTAVASSIT
gariptir, bir suredir dusunmeye ara verdim. ender rastlanan bir durum bu benim icin, bilenler bilir.
yatakta donup dolanilan bir gecenin sabaha baglandigi saatlerde, disarida ruzgar ilik ilik eserken pencereden disari sarkip avaz avaz sustum bir sure, sonra oturdum, yazdim uzunca kendime, sonra birine gonderdim, kim oldugunu bilmiyorum. icimden cikamayan, gozumde kalan ne varsa yazdim ve bombos dusuncesiz ici bos kaldim. konusurken bende olmuyorum, kendimi dinliyorum disaridan, bi yerlerdeyim, biraz sicak biraz soguk, sessiz bir gurultu var, huzurla huzursuzluk arasinda dolaniyorum. sebebini bilmiyorum, sebebiyle ilgilenmiyorum.. sonucu son derece iyi cunku; "hissizim"
hissizlik.. hic bir seyle mukayese edilmemeli.. hissizsin yani mutlusun, hissizsin yani huzurlusun, hissizsin yani...... degil, hic biri degil; hissizsim yani hissizim. anlatilamayacak bir sey bu, bir hayvana benzesem bukalemun olurum mesela, kendime ait bir rengim yok. ya da kaplumbagaya; herseyim bende, evim, hayatim.. hepsi sirtimda. sarki olsam bitter sweet symphony olurum, bir gunden digerine 1 milyon farkli insanim cunku.. kurk mantolu madonna olurum kitap olsam, raif efendini dedigi gibi "hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. insanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden herşeyi bırakıp kaçarlar".
yaz ile kis, kahkaha ile hickirik, varlik ile yokluk arasi 1 sarki uzunluktayken bir yere baglanmak mumkun mu?
4:47 PM
22.3.08
ben gittim manigim geldi
sundan eminim artik, benim evime gunes girmezse psikolog girer. Bugun o kadar guzel ki hava sesi bile farklı; yer yer saka yer yer serce yer yer kedi bazen de kopek.. mutlu olmak icin oyle cok sebebim yok ama mutlu olabilicegimi hissediyorum ve bununla mutlu oluyorum..
hepsi gunesin marifeti.
3:51 PM
17.3.08
kim
hafizami yitirdim sanirim, beni bu kadar iyi hatirlayan bi insani ben nasil olur da taniyamam, hazirligi atlamisim, cok zayiflamisim, bi ara spora gitmisim, surda karsilasmisiz, burda karsilasmisiz, 4 sene nasil da cabuk gecmis.. (bi yerleden isiriyo gozum ama imkani yok cikaramam.. yani burayi da biliyorsaniz sizden cok ozur dilerim ama gercekten hic hatirlayamadim) insanin yuz hafizasinin bu kadar az gelismis olmasi zor vessselam!
5:30 PM
14.3.08
tevakkuf
durdukca durur mu insan? durmaya meyletti mi bir kere donusu yok mudur? duragan olan hersey iyi midir? bozmamak mi gerekir? durdum iyi mi oldu? duruyorum iyi mi? duracak miyim hep? artik durmasam nasil olur? ilk durusum olmasaydi nasil olurdu? simdi ne yapmali? bilincli duruslara son vermeli mi? bilincli bir durus mu benimki? kirmizi isikta miyim? durusum ondan mi? yesil yanacak mi? yesili ben mi kaciriyorum? lambalar mi bozuldu? neden her yer karanlik?
10:14 PM
11.3.08
omzumda agla vol II
oyleyse ben oyuna devam ediyorum, buyrun burdan yakin..
"hayat vazgec ellerini gizlemekten ama cek onlari baskalarinin ceplerinden. korkuyosun sen biliyorum yanimdakilerin ceplerine ilistirip o yaptiklarin sonra balkonundan beni izliyosun. onlari bana karsi kullandigin anlarda kivraniyo muyum diye merakla bakip, sendelememi kar sayiyosun. barismak istiyosun sonra onu da biliyorum; fazla mesai yapiyorsun insanlar ekiyorsun yoluma, ve yaninda durduklarim olursa yeni cepler buluyorsun. iste bu yüzden yanima alamiyorum o insanlardan hala, cesur olamiyorum sen onlarin ceplerini kurcaladikca sen cesur olmadikca.."
7:31 PM
10.3.08
omzumda agla
"tedirginligin en belirgin noktasi, bilinmeze takilandir... emin olamamaktir. derdin ne oldugunu bilmeden uzulmek, cozumu uzakta tutandir, aglatandir. bazen sacmadir, mantigi uzakta tutandir. sevmek gibi... sebep aratmayandir. istiklal'de bir duvara dayanmis, sigaranin dumanini izlerken, arkadan gelen tininin, goruntuye donusmesidir. fizik kurallarini hice saymaktir... cok anlam yüklemeye calisip, hic beceremeden, gulumseyerek huznu paylasmaktir."bilmemekle beraber uzuluyorum" bunlara..yasamdan uzaklasmaya, bilinmeze bagli kalmaya, en cok da icimdeki yaraya.."
"hayat benden gizledigin ellerini hangi cebinde sakliyorsun?"
9:18 PM
6.3.08
love
"If you do not love me, I shall not be loved; if I do not love you, I shall not love"
Samuel Beckett
8:02 PM
15.2.08
gemi
Ah, kücücük gemi, sulara attin simdi kendini, delisin Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin
Ah, deniz olayim, tuzumu rüzgarda savurayim, deliyim Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayim, deliyim
Kime sorsam dönüsüm yok Nereye gitsem mavi Yelkenimde deli rüzgar Her yanim tuz, deliyim
Ah, pesimde rüzgâr, ne yagmurlar dost ne bir kiyi var, deliyim Ah, düslerim kaldi, yalnizim düşlerim kaldi, deliyim
Ah, yarali kalbin, sönüp gidecek yarali kalbin, delisin Ah, kücücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin
Kime sorsam dönüsüm yok Her gemi biraz deniz Her yanim mavi, her yanim yel Her yanim tuz
12:11 PM
4.2.08
zaragoza
ne biliyim iste.. oyle bisey ki bu, cok baska, anlatilamiyor.. simdi karsimda oturuyor oyle mutlu oyle guzel bakiyor ki gozleri.. mutluyum sadece bu.. canimin ici canim kardesim canim benim.. mutluluk yaninda huzunu getirir mi hep? yoksa sadece ben mi ikisini birlikte agirliyorum? bilmiyorum ama mutluyum ve huzunluyum.. nargile de basimi dondurdu zaten.. salak nargile salak ben..
11:56 PM
12.1.08
umut
telefonda sesini duymak en iyi arkadasin, uzulme demesi..
abinin sarilmasi bi kere, bosver demesi
ve annenin soyledikleri; "senden onemli bisey yok ki guzel kizim"
" Bu ne bitmez yolmuş deme
bitmedik yol yok
Bu ne aşılmaz dağmış,deme,
aşılmadık dağ yok.
Bu ne erişilmez ülkeymiş ,deme,
erişilmedik ülke yok.
Kendini kapıp koyverme. "
iyi ki varsiniz
9:08 PM
4.1.08
kar
Perdeleri sonuna kadar acmak lazim boyle gunlerde,
cam agaclarinin uzerinde biriken kar taneleri gozu alsin diye..
karla buyuyenler icin degilse de karla 20 yasinda tanisanlar icin bu bir mucize cunku..
gelmesini beklemediginiz birinin bir sabah kapinizi calmasi gibi bu da..
olur mu dersiniz?
12:37 PM
26.12.07
yok
yok o yok oda yok o da yok o odada yok odada o da yok odada oda da yok o da odada yok odada o yok oda da yok o oda yok o da yok o yok oda... boş.. o da boş.
12:12 PM
21.12.07
size
size soyluyorum duyuyor musunuz? kim bilir nerede kimlerlesiniz, hangi sokak kosesinde, hangi ev sicakliginda kacinci ickinizi yudumlamaktasiniz? hangi sarki calmakta kulaginiza, hangi habere takildi gozleriniz, hangi filme gulmekte hangi muhabbette kaybolmaktasiniz? size soruyorum duyuyor musunuz? bos kadehlerimde siz varsiniz, sönen izmaritlerde, vücuda sinsice carpan rüzgarda, dalga sesinde, arnavut kaldirimli bos sokaklardasiniz, sokak kavgasinda patlayan dudaklardan akan kansiniz, sarhosluksunuz, yokluksunuz, cokluksunuz, hicliksiniz, hicligimsiniz, eksikligim ve butunlugumsunuz.. siz oyle guclusunuz ki gucsuzlugumu yuzume vuransiniz... "sevmesem ölürdüm"ümsünüz, "sevdim ama öldügüm"sünüz ve hep ve yine ve yeniden öldügümsünüz... size iciyorum, sagliginiza..
1:50 AM
11.12.07
bir bacagini kaybeden kusun hikayesi
Artik yavrulari yumurtalarini kirmis, baslarini yuvadan uzatarak cigliklar atiyorlardi. Tenquita onlara yiyecek bulmak icin uctu. Colchagua'da kisti va kar bir ayagini dondurdu.
Tenquita duse kalka ilerlerken tanriyi bulmak icin soyledi sarkisini. Ve tanri onu dinledi, o zaman tenquita tanriya, bacagini donduran, kari eriten, gunesin onunu kapatan, bulututu surukleyen, ruzgarin onunu kesen, duvari delen, fareyi yiyen, kediyi kovalayan, kopegi doven, sopayi yakan, atesi sonduren, suyu icen, inegi kesen, bicagi bileyen, insani neden yarattigini sordu:
-Aman Tenquita, dedi tanri, beni yaratsin diye insani yaratmak zorundaydim...
Eduardo Galeano Konusan Kelimeler
2:10 PM
5.12.07
kardesim
tam olmak, busbutun olmak, eksiksiz olmak... sen geldin ya, bi kez guldun ya.. kokun icime sindi, icim doldu, gozum doldu.. canim benim, hosgeldin
8:37 PM
2.12.07
bir ömürlük misafir
ah efendim önemi yok halimin seyredem hayret ile şu alemi ne bilinir kıymet ne kıyamet allaha emanet ne gelir elden
ne sahibim bu yerde ne kiracı sadece bir ömürlük misafirim ben
8:58 PM
17.11.07
balik
unutuyorum anahtarimi unutuyorum cantami unutuyorum kitaplarimi unutuyorum unutmanin sinirlarini zorluyorum sinirlarini kim cizmis bilmiyorum bence ben yeniden ciziyorum.. hatta dun eve geldim bi baktim kendimi unutmusum kimbilir nerdeyim
8:38 PM
1.11.07
ankara
ankara soguk, ankara karanlik, ankara eksik, ankara dar.. ankara icin bombos artik, ankara seni sevmiyorum artik.. sokaklarini kose baslarini parklarini kugularini kuslarini calgicilarini kahve dukkanlarini pastanelerini donercilerini barlarini hicbiseyini sevmiyorum.. ankara dus yakamdan.. ankara birak beni..
12:22 AM
24.10.07
sanirim sehir uzakta kaliyor
"mutlu olamazsin ozge yapma..."
mutlu olamiyorum evet,
beni bu kadar iyi, kendimden bile daha iyi taniyan insanlarin varligi iyi mi kotu mu bilmiyorum.. zannediyorum iyi -idi-
simdi hepsi uzakta...
11:23 AM
22.10.07
yan fülüt
*flüt agir biseymis, kolum agridi *ses cikarmak cok zor *simdiye cikardigim sesler kulak tirmaliyici *blok flüt ne kadar kolaydi *bir sürü zamazingosu var bunun *nolur vazgecmiyim bundan da..
11:10 PM
20.10.07
dün gece
hüzün hayatimin daimi bir parcasi halini aldi, eskisi gibi eglenemiyorum artik buyumek boyle bisey sanirim. ortacgil sahnedeydi dün, ardindan ezginin gunlugu.. ben durdum oyle tek basima, gozumden hayatim akti.. cok da güldüm aslinda, dengesiz bi ruh haline sahibim, evet..
6:00 PM
16.10.07
hope there's someone
gunlerdir bu sarkiyi dinliyorum, defalarca, ustuste... izmir'den gelirken 8 saat boyunca caldi kulagima, uyurken beynimin kivrimlarinda yol aldi melodi, sozler zihnime kazindi.. bu his, adini koyamadigim -pasli bi otel odasinin sol tarafi bos cift kisilik yataginda yatan kadin- hissi.. uzerine sayfalar yazabilicegimi hissederken simdi fonda yine o sarki calarken bogazim dugumleniyor.. susuyorum
dun yanimda yoktu, ilk defa onsuz izledim bi konseri aya baktim selam gonderdim ayni ayin altindayiz diye, icim dolup tasti, ederlezi yankılanırken stadyumda aya baktim agladim, kolum kanadim dedim ona cunku o yoktu kolum kanadim eksikti, stadyumun soguk demirlerine yasladim sirtimi, sarki boyunca aya baktim, beni gotursun yanina diye, uzakta mi diye dusundum, uzaklik ne ki hangimiz uzakta, ben boyle hissederken nasil uzakta olabiliriz biz...
seni seviyorum seni ozluyorum
1:44 PM
25.9.07
yaraliyim
sizin hic amcaniz öldü mü?
nasildir bilir misiniz? bilemezsiniz ben ne dersem diyim bilemezsiniz, anlayamazsiniz.. anlamis gibi yaparsiniz ancak.. bi sarki caldiginda gozumun doldugunu gorursunuz sarkiyi kapatip sirtimi sivazlarsiniz, yanimda mezarlardan bahsetmemeye calisirsiniz, sarilirsiniz simsiki yanimda oldugunuzu hissettirirsiniz bana ama ne hissettigimi anlayamazsiniz.. icim aciyo desem, kalbim oyuluyo desem.. anlarmisiniz ki biraz, susturmaya calismayip daha cok aglayayim diye omzunuzu verir misiniz susmak istemedigimi anlar misiniz?
üsüyor musun?
10:20 PM
19.9.07
Tek Tabanca
Kimi gecelerin çıkıp geliverişinde kalbi yerinden oynatan bir tekinsizlik vardır. Yakalarını bin bir zahmet bir araya getirdiğin düzenine, parmağının ucunda durup kollarını oynatarak güç bela tutturduğun dengene meydan okuyan, yetinmeye karar verdiğin bir huzurlu hayatı tehdit eden tekinsiz bir gecedir bu. Başka bir yere değil, bir serüvene hiç değil; bu gece seni kendine çağırır. Bu gece, kalbinin Kasablanka’sında bitecektir! Seni, kendine, ta kendine çağıran şeylerde, hayatını yalanlayan, büyük bir yalanı ortaya çıkaracağı için seni müthiş korkutan bir şeyler vardır, tekinsiz şeyler... Çok sarhoşken, yalnızken aynaya bakıp yaşlandığını düşünmek gibi ürkütücü. *** Tekinsiz bir geceye icabet edersen eğer, senden geriye bir tek sen kalacaktır. Yanında yörende para gibi hesaplayarak biriktirdiğin ve "hayatım" diye adlandırdığın ne varsa bir nefeste süpürülecektir. Oysa sen zaten biliyordun: "Ben" dediğin, "benim hayatım" dediğin bütün o şeylerin kollarına, bacaklarına, ensene ince ipliklerle teyellendiğini, en zayıf yerlere çift dikiş atıldığını... Böyle gecelerde koşup eve kaçman gerektiğini... Yine de bir tekinsiz gecenin geleceğini, seni bıçaklı ve darbukalı bir kavgaya davet eder gibi kendine çağıracağını... Sen biliyordun zaten gideceğini, o tekinsiz gecelerden birinde güç bela tutturduğun bu dengeden, kanaat ettiğin bu düzeninden geçeceğini... Bir gece yine, yeniden, tek tabanca kalacağını... Sen biliyordun, bu işin bir yerde patlayacağını. *** Böyle tekinsiz gecelere dayanıklı bir hayat mümkün müdür? Dengeler bozulmasın diye içinde uyuşturup uyuttuğun tutkuya çağıran gecelere hazırlıklı bir hayat... Mümkün müdür? Hep yalnız olmak, yalnız kalmak gerekir herhalde. Tekinsiz gecelerde, karnının ta içinde istiyorsan bir şeyi, birini ensesinden tutup, çekmeyi, öpmeyi... Herhalde, böyle gecelerde birini öpebilmek için sırtında başkalarını taşımıyor olmak gerekirdi. Fakat o kadar yalnızlığa katlanamaz insan. Bu yüzden kurulur düzenler. Her biri bozulur sonra. Çünkü tekinsiz geceler... Doğru hayat mümkün değildir. Çünkü belalı bir gecenin bastırması her an mümkündür. *** Bilge bir adam söylemişti: "Her şey şahanedir. Karın vardır, çocukların vardır. Öyle mutlu, huzurlu, başarılı yaşıyorsundur. Sonra... Sonra kapıdan Vivien Leigh’a benzeyen bir kadın geçer!" Vivien’a benzeyen kadınlar hep geçerler. Anthony Quinn’e benzeyen adamlar, hiç kimseye değil sadece kendine benzeyenler, "Benzemez kimse sana"lar, "Hayran olayım tavrına"lar... Kapıdan aniden geçerler... İnsanı bütün bu kapılara, kapılardan aniden geçiverenlere kör edecek bir hayat mümkün müdür? Dünyanın en iyi, en ahlaklı insanı olsan bir hayat kaç tekinsiz geceden yırtar? *** Boş kadehleri çiğner gibi ağzında, yanağının içini keser gibi sözler, Müzeyyen Hanım, şarkılar söyler. Kıpırdamazsın yerinden, ama göğsünde bir eşkıyanın kör bıçağı bileğinden geçer. "En son sana vuruldum" der Müzeyyen Hanım, çünkü "Dalgalandım da duruldum." Kimileri, bir gece, tek başına içip, tek başına ölmek için severler. Onlar, bir gece bir düzen bozulup da birinin canı yanmasın diye tek tabanca gezerler...
Ece Temelkuran
10:10 PM
17.9.07
gönül
Ey benim başımı alıp duvarlara vuran gönülüm... Sen her böyle yaptığında bin parçaya bölündüm. Düşünmez mi kimse, kim kendini küçük düşürdü? Küçüğüm çünkü kalbim büyüdükçe beden küçüldü...!
4:23 PM
15.9.07
-
bahtiyarim...
4:55 PM
25.8.07
köy kinasi
yer: damat evi saat: 18.00 instructions: akrabalar, patlican, pilav, kofte, salata, davul, zurna, raki, sarap, bira, meze hepsi toplanir. insanlar catlayana kadar yemek yer. erkekler sarhos olana kadar icer.
yer: sokaklar saat: 21.00 instructions: erkek tarafi dugun evinden cikar, kinanin yapilacagi yere kadar davul zurna esliginde oynana oynana gidilir. elinde bayrak olan cocuk (~20 yasinda) zaman zaman yere oturup bana damadi cagirin diye bagirir, damat para vermedikce cocuk kalkmaz, 20ytl uygundur.
yer: kinanin yapildigi mekan saat: 21.30 instructions: kiz tarafi saat 20.00 sularinda mekana gelmis oynamaya baslamistir. erkek tarafi tabiri caizse mekani basar. mekan onunde halay cekilir, yavas yavas iceri girilir piyanist santor yerini davul ve zurnaciya birakir, 10 dakika kadar damat gelin ve aileler oynar, sonra orgunun basina gecen abimiz programa devam eder. oynamaktan ayaklara kara sular iner ama oturulmaz, oturulamaz.
saat: 22.30 instructions: gelin ortaya alinir basina kirmizi pullu bi esarp baglanir. bu esnada calinabilecek ne kadar hareketli sarki varsa calinir, gelinin etrafinda halay cekilir. her sarkinin hareketleri farlidir. rumca bosnakca sarkilar esliginde turlu turlu gocmen halayi cekilir. sira kina yakmaya gelir, yuksek yuksek tepelere ev kurmasinlar diye baslar sarki lakin yine sarkinin en hareketli versiyonu calinidigindan kimse aglamaz, aglamaya ne gerek var bu guzel gunde dusuncesi agir basar. gelinin kafasinin uzerinde tutulan tepsinin uzerinde bir kalip seker demir bir tokmakla kirilir, kirilan seker misafirlere dagitilir herkes bir parca agzina atar.
saat: 00.00 instructions: son sark calinir, evlere dagilinir.. ama bi dakka o da ne; 10. yil marsi, memleketimizin olmazsa olmazi ;)
yer: damat evi saat:02.00 instructions: kiz tarafi damadin evine baskina gelir. damat gelinin kinasini yikayacaktir. ancak kiz tarafi kizin ellerini acmasi icin herhangi bisey ister, horoz cilek dondurma erik seftali kayisi... herhangi bisey.. o saatte damat yollara koyulur istenen her neyse bulur getirir, kizimiz da ellerini damat beye uzatir. eller itinayla yikanir. kiz tarafi evine ugurlanir, erkek tarafi sabaha kadar oturur hikayeler anlatilir, oynanir vs.
coming up next; the wedding instructions
6:48 PM
22.8.07
biznis
ilk is deneyimim fiyaskoyla sonuclandi. hani o hep soylenen kliseler vardir ya aynen yasadim. sirince sarap fabrikasindaki 1 haftalik yogun is temposunun ardindan patron karsima gecip ozge burdan ayrilman hepimiz icin en dogrusu olucak dedi sebepse kuzenimin 1 sene once acmis oldugu sarap fabrikasi. "onlar bizim en buyuk rakibimiz" dedi adam. cok cirkin seyler soyledi kuzenim ve enistem hakkinda, aslinda benim en basta kalkip o fabrikaya gitmem hataydi ama bilmiyorduk boyle bi durum oldugunu. ahmet amca'ya cok kizdim bana sirince'yi ayarlayan oydu aralarindaki husumeti bile bile beni oyle bi yerin icine koymasi buyuk hata.. cok sinirlerim bozuldu basta ama simdi sadece guluyorum. simdi kuzenin fabrikasindayim cok yeni oldugu icin daha kucuk capli bi fabrika, hersey yolunda orda ogrenmek icin insanlarin agzindan kerpetenle laf almaya calisirken burda bana biseyler ogretmeye calisan insanlar var.
sirince'ye bir kez daha kustum bu arada artik oraya dair hic bir hissim yok. benim cocuklugumu gecirdigim, anilarimi emanet ettigim yer yanmis bitmis kul olmus..
burda cok uzun sure kalmicam ogrenebilicegim herseyi ogrenmem 3 5 gunden fazla surmez, sonra... ben kacar
12:57 PM
20.8.07
yeter
ne yapmali ne demeli nereye gitmeli sokaklari kalabaliktir simdi sehrimin kalabalik icinde yapayalniz olmali kaykaycilarin arasindan siyrilip coffee con baileys con lecce icmeli kaybolmali dar sokaklarinda bagira bagira sarki soylemeli "ask yeniden akdenizin tuzu gibi" bos sinemalarinda dublajli filmler izlemeli.. bir basarisizligin daha altina imzami attim bir kez daha yenildim bu yenilgiler beni buyutmuyor ama bu son dedigim hicbisey son olmuyor neyim kimim nerdeyim ne olucam boyle olmaz kaybetmekten yoruldum degismeyen seyler; ben ve degisimin kendisi 2 sene.. koskoca 2 sene daha.. aynı sokaklarda aynı evde yasanacak 2 sene daha...
1:40 PM
18.8.07
gel
yarin bize gel laflariz biraz sarap getiririm fabrikadan yeni bi seri cikicak cok seversin merlot fermirouge atmadik o renk kendinden gelince gorursun iste.. aksam cinar altinda eglence var patrigin oglunun sunneti olucak biraz orda kaliriz biraz burda biraz surda biliyo musun burda yildizlar daha parlak koy yolundan asagi inerken hele bir de ay yoksa o zifiri karanlikta oyle parliyo ki yildizlar domuz var ama cok sessiz olmamiz lazim sarki dersen buraya muzeyyen senar yakisir bi kulaklik sana bi kulaklik bana dinleriz..
"bir bahar akşamı rastladım size sevinçli bir telaş içindeydiniz derinden bakınca gözlerinize neden başınızı öne eğdiniz"
guzel olur gelsen
2:58 PM
16.8.07
zor zanaat
yorgunum. cok yorgunum. zihnen bedenen ruhen yorgunum. o ictiginiz saraplar varya daha dikkatli icin onlari, cok emek var, kukurt oranini ayarlamak icin kac test yapiliyo onlara, kac cesit maya konuyo, alkolu, ph'i, seker yuzdesi.. hepsi emek bunlarin. sarap canli bisey mecazen degil gercekten yasiyor, nefes alip veriyo.. saraba saygi, sozkonusu sarapsa geriye kalan teferruattir..
bunca yorgunlugun icinde hala dusunebiliyorum ya en cok ona hayret ediyorum, askolsun bana..
buyrun o vakit, tum sabah 7 aksam 8 calisanlara gelsin ;
Yıldızlar da kayar durmaz yerinde Solar güzelliğin kalmaz yüzünde
Şimdilik güzelsin herşey seninle..
8:25 PM
8.8.07
zirt pirt
-->aklima a takimi dustu ne guzel diziydi o, "10 yıl önce, 1972'de bir uzman komando timi askeri mahkemeyle işlemedikleri bir suç yüzünden hapse gönderildi. los angelas'ta çok sıkı güvenlik önlemleriyle korunan ceza evinden kaçtılar. bugün devlet tarafından hala aranan bu adamlar artık paranın askerleri. eğer bir sorununuz varsa, eğer yardım edebilecek kimse yoksa, ve eğer onları bulabilirseniz, belki a takimini kiralayabilirsiniz" diye baslardi.hannibal, murdock, face ve baracus gonullerimizde yeriniz apayri unuttuk sanmayiniz..
-->bi de macgyver vardi deli adam saatinden ucaksavar ayakkabisindan fuze yapardi.
-->kara simsek de guzeldi be, muzigi hala kulaklarimda
-->yarinki sinavdan 25 alsam geciyorum, dondum dolastim ayni yere geldim ya askolsun bana, artik kabul etmem lazim 'dd olsun benim olsun'culardanim ben
-->bir yaz okulunun daha sonuna gelmis bulunmaktayiz sayin seyirciler, sürçülisan ettikse affola.
-->yarin gidiyorum, teknolijiden uzak mi olurum yoksa is yerinde wireless var midir bunlar muamma, 5 dakika icinde gelmezsem polise haber vermeyin iyisimi siz.
-->2 haftada 5 dugun varmis, bbbrrsssttttt..
-->foca rocks!! raki-roka-balik.. aa bak simdi aklima geldi ben orda lise tayfasini gorur muyum ki?? gencken oralara giderdik 9-10 tanidik ev vardi hala orda midir acaba onlar, aman olmasinlar hic cekemem.
-->1 haftam var ama oyle dolu oyle dolu ki, icimi bosaltmak zorunda kalicam ki sigabileyim 7 gune
-->"i love you baby but face it she's madonna" demek istiyorum bi gun, ahahaha
-->evet evet atesim cikti, cok yazdim. orijinali soyle bu hikayenin; bizim ailede kimsenin atesi cikmaz oyle kolay kolay, ciktiysa vardir bi sorun hastaneye gidilir. benim atesimin cikmasinin en buyuk belirtisi de dilimin dusmesidir, cok konusunca annem hop koyar dudaklarini alnima, sonra hop hastaneye..oyle iste
-->durduramiyorum kendimi, ama soylicek bisey kalmadi..dur ben bulurum simdi..
-->siz farketmediniz ama yarim saat oldu bulamadim bisey, kismet diilmis..
kalin saglicakla
8:14 PM
7.8.07
yitirdiklerimiz elimizden kalbimizden akanlar, bir bir gidenler..
benim bi esra ablam vardi, biz kucukken 4 kardestik iste, esra emre eda ozge.. hep birlikteydik, ya onlarda ya bizde kalirdik, annemler gezmeye giderlerdi biz 4umuz kalirdik birlikte. ben daha kucuktum o zamanlar, saat 8de uyudugum zamanlardi. seyhan teyze necip amca annem babam italya'ya gitmislerdi karavanla biz yine birlikteydik.
sirinceye giderdik esra abla helikopter bocekleri toplardi biz korkardik edayla, sulama havuzuna girerdik, ceviz agaci vardi kocaman ona tirmanirdik, taze ceviz yerdik, suyun anasina giderdik buz gibi su icerdik, bayirda kalirdik geceleyin, sivrisinekler isirirdi her yanimizi, sarkilar soylerdik, seftali toplardik, patlayana kadar kiraz yerdik...
bu yaz aksami esra ablam karsima cikti birden, bogazimi dugumledi, gozumden akti.. 4sene oldu esra ablam gideli, yine boyle bir yaz aksami gitmisti o.. yakama taktigim resmi hala cuzdanimda.. o gun hala aklimda..
hayatimdan ilk giden sendin, 4 sene olmus, ben buyudum sen nerdesin??
9:19 PM
terelelli
nolur bitsin artik, gidiyim, iskence gibi, daraldim.. haftasonu foca, pazartesi sali anneyle seferihisar, carsambadan sonra cesme.. mavi tur, sole mare, alacati, kumru, dari, sakizli dondurma.. sonra staj.. gunduz yaptigim saraplari gece eski bi rum evinde kitabimin sayfalarini basucumdaki luks aydinlatirken yudumluyor olucam.
daha ne kadar icimi desebilirim bilmiyorum, oyum oyum oyuldum..
derin bi ic cekisin ardindan sozu beatles'a birakiyorum.
2:42 PM
6.8.07
kiss me
sixpence none the richer - kiss me.. dinledikce hissediyorum, ne hissettigimi bilemeden, anlayamadan hissediyorum, kelimelere dokulcek gibi degil, peceteye cizdigim gibi hissediyorum. parca parca boluk porcuk, filmlerden kesilen kareler gibi hissettiklerim.. mutedil dalgali denizler gibi, sallana sallana yurumek gibi, bi yudum seftali sarabi, derine cekilen sigara, yuze vuran ruzgar, yosun kokusu, dalga sesi, sallanan sandalye gibi, kaybolunan sokaklar gibi iste.. uykuya dalmadan onceki son an gibi..
6:43 PM
gece uzun
saat 2'ye yaklasiyor, korkuyorum yine, ayaklarim buz kesti, uzerimi ortmek istemiyorum, 1 saattir ayni sarkiyi dinliyorum, huzunluyum, uyuyamicam gibi duruyo, ben kucukken saat 8'de uyurdum, battal dedi ya gecen sene bu zamanlar amsterdam'daydik, guzeldi, seneye bu zamanlar nerde olucam acaba, peki ya sonra???, büyüyorum, cok uykum var, sarki nerdeyse 20 defadir dönüyo, su an olmak istedigim bi yer var..
1:39 AM
5.8.07
bla bla
sabah kalktığımda 46,6 kiloydum simdi 46.8 oldum, annem beni boyle gorurse delirir, kilo almaliyim, yemek yiyesim yok, cocuklasma da tik sunlari agzina hadiiii!! 1 haftam var eve en az 49 gitmeliyim. cok da gucsuz hissediyorum koca yaz okulu boyunca yattim, hatta gecen gun abim "kebap gibi bi o yanini bi bu yanini donuyosun git spor yap" dedi, boyle olmaz, hasta olcam sonunda, kendine gel kadin kendine geeel!!! duzel artik
1:56 PM
4.8.07
sanci
anlamiyorum, gercekten anlamiyorum, neydi ki o... ben duzluge ciktim, yeteri kadar acittim kendimi ve sonunda ciktim, tek basima dogru duzgun sessiz sakin yasiyorum. nasil biseydir karsindaki yaptigi zirvaligin farkindayken ve bunun icin canini hayli yakmisken uc bes tekme daha atma arzusu.. bilmiyorum ki yapmam gereken belki de ilk anda basip gitmekti.. cok ayip diil miydi o ya, hala midem agriyo
11:06 AM
3.8.07
cok sey degil
19 agustos itibari ile sirince'de sarap fabrikasında olucam, cok yogun olucak gibi duruyo, helmut bildigin alman cok calistirir bence beni, calistirsin tabi isim ne.. bu hayat cok acayip bi de, yani o kadar olur diyim sadece. şu an o adini bilmedigim cikmaz sokagin sonundaki cafede coffee con baileys con lecce icmek icin neler vermezdim.. battalla yesillerin ofisinde oturdugumuz o gun gibi iste.. pazardan cilekle erik alip denize gitmistik, onun gibi.. cok sey degil benim istedigim, bi gece arkadaslar toplansa yine o geceki gibi.. bacaklarimiz titrese yorgunluktan
4:18 PM
1.8.07
kimin var ki
kimi bekliyorsun hala, evinden kitaplarindan uzakta misin arada bir telefon et kendine kendine mektuplar yaz yanit beklemeden kartlar gonder kendine her gittigin uzaklardan sevgilim diye baslayip operim diye biten senin senden baska kimin var ki arasin
inince trenden ya da ucaktan yalnizligin sevincle karsila yanlizligini garlarda hava alanlarinda ayrilislarda sarilip opus yalnizliginla ugurla kendi kendini dönüssüz yolculuklara bekle kendini uzak yolculuklardan donersin diye
icki masasinda bir basina misin kendinleysen yetmelisin kendine cogaltip yalnizligini konus bir çok kendinle kaldir icki bardagini kendi serefine aglasarak guluserek tartisarak kendinle senin senden baska kimin var ki bulasin
dusmalarin saldirilarindan yuvarlandikca yerlere tutup kendi saclarından kaldır kendini seni sana bildirecek kimsen yok baska kendinden olünce senin bile haberin olmayacak oldugunden haber ver kendine ki öldügünü bilesin kimin var ki senin sana oldugunu söylesin
kendi kendinin hem konugu hem ev sahibisin zamanın varken agirla kendini sarilip öperek biliyorsun nasil olsa yakın o gelecek kimileri "yaa öyle mii ne zaman vah vah" diyecek daha simdiden sev kendini sev kendini sev kimin var ki seni senden başka sevecek
aziz nesin
9:01 PM
31.7.07
ari
ah ari salak ari bula bula beni mi buldun bak sen öldün benim canim yaniyo neden yaptin bunu, tabagimin yanina senin icin koydugum yiyecekler yetmedi mi, gozun doysun, cussenin 30 kati yiyecek vardi, neden elimdekine goz diktin, bak öldün iste. simdi kizma bana ari ben de actim herseyi sana veremezdim, ittirmek zorundaydim seni, sen de batirdin igneni, neden be ari benim canim yaniyo sen öldün. ari cok aciyo yaa sen öldün kurtuldun bi yerde, nasil gecicek bu, aman ari ya aman yaaa..
12:38 PM
30.7.07
mojito
bu mojito nasıl bişey, super super oh iciyorum alkol tadi almiyorum sonra bi bakiyorum sinirleri alinmis sut kuzu olmusum. eda'ya yaptim o da bayildi, tam bizlik, ceren'in yanina gittigimde bol bol yapariz:) bu gitme meselesi de apayri bi mevzu, taa oralardan kimle nasil ne konusuyosa tum surpriz girisimlerimi ogreniyo kac defa plan degistirdim yok ogreniyo deli. son planimi kimse bilmiyo, ben bile :D. soylemicem, ev adresi var bi gun gitcem kapiyi calcam (panik olma ceren evde olup olmadigini ogrenirim gelmeden merak etme sen) ilk defa sarhosken blog yaziyorum bu arada onu farkettim, viva la mojito the 4th.. ozledim kardesimi, bugun edayla cilli'de eda'ya icimi acmisken aklima geldi biz ucumuz ne guzeldik diye.. hala guzeliz de iste.. amaaaann duygu sarmasi oldum.. iyi ki varsiniz. seviyorum uleeyynnn
8:53 PM
29.7.07
pazar
pazar gunlerinin bu huzurunu seviyorum, cuma ve cumartesi gunlerinin o yogun hali olmuyo pazarlari, halbuki zamanin faraziligini dusununce pazari diger 6 gunden ayiran bisey yok, donem icinde pazartesi sendromu tabir edilen hadise son tatil gunu olan pazari guzel kiliyo olabilir ama pazartesin de bossa pazarin ayricaligi ne?neden hala farkli ve guzel oluyolar? misal bugun, yalniz gecen bi gecenin ardindan yalniz uyanilan bi gun neden guzel? sanirim bu benle ilgili bisey, verdigim kararlarin arkasinda durabilmenin dayanilmaz hafifligi.. yarin da boyle hissedicem, boyle huzurlu. amin.
12:27 PM
28.7.07
Sevgili Blog
Yelda geldi de su depresif yalniz bezgin triplerinden kurtulabildim, oh, sinavim da iyi gecti zaten ama gecen seferki hezimetten sonra ben daha bisey demiyorum, sinavdan en az 80 alicam diye cikan bi insan nasil 38 aliyo hic kafam basmiyo, nese kagidima baktim gordum hatalari, sacmalamisim, bu sefer oyle olmaz umarim.. gezdik tozduk muhabbet ettik kugulu parkta turk sanat musikisi icra ettik efendime soyliyim nefeste oynastik, gereksiz yasam formlariyla karsilastik, benim alip veremedigim bisey yok kimseyle niye boyle sacma tepkiler verir ki insanlar bunu da kafam hic basmiyo, yine "ne gelir elimizden insan olmaktan baska" diyor ve susuyorum. Ozlemini duydugum seyler var, durup durup beni gulumseten anilar var, anlamamazliktan gelen arkadaslar var ama olsun guzel boyle, hayat cok guzel... simdi de gul'le sinemaya gidiyoruz, yok mok dediydim ama saktanber cilgin bi kadinmis, bravo, alkis.
2:12 PM
25.7.07
boyle buyuruyorum
deli bunlar valla deli, manyak manyak geziniyolar ortalikta bana daral geldi ikisi de birbirinden mantiksiz, neyi paylasamiyolarsa... hayret bisi of be barisin artik.. biri aglar durur biri alkolik olucak yakinda.. gozunuzu seviyim bi konusun insan gibi opusun barisin hadi canim hadi bak zaman geciyo simdi bahcede raki balik yapmak vardi di mi.. ne yani sorun ne? 7/24 birlikte diil miydiniz dune kadar -evet- , bi gece ayri kaldiniz mi bilmem kac aydir -hayir- , su an ikiniz de birlikte olmak istiyosunuz di mi -evet- eeee ne duruyorsun helva yapsana be bakkal abi! 3 saattir telefonda dir dir dir, telefonda olmaz o is git kizin evine ne isin var burda! kelin merhemi falan diye baslama bakim sen de ordan munasebetsiz ic ses!
8:38 PM
23.7.07
postscript
iste bu da boyle biseymis, ne dogru demissin aslinda sen bana, insan evladi hayatina bakmak istiyo bi an once, iki gunu bes ayi on yili yok bunun, hemen aninda o saniyede.. eski defterler aciliyo telefon rehberleri kurcalaniyo, oyle oluyo heralde, olsun varsin.. buyuk laflar etmemek lazim su hayatta...
10:59 PM
antoloji I
*hepsi gecicek, buna olan inancim hic biseye olmadigi kadar keskin ama simdi huznumu yasama hakkina sahibim, dokunman
*ölümle tanisik olmak cok feci, teker teker...
*beni gormek istememene sevindim ne yalan soyliyim, uzaktan rast geldim halbuki ben sana gordum yani beyaz tenini, yere yigildim, gormemen iyi oldu
*bu kadar ustuste nasil olabiliyo bu, oyun mu saka mi, hala dusunuyorum
*tum bunlari yalniz yasamaya calisiyorum, yalnizim, hayatimda ilk defa, gercek yalnizliktan bahsediyorum, ailem sevdiklerim kimse yok yanimda, yanimdalar daha cok yanimda olmak istiyolar ama almiyorum daha fazla icime..
*mevlana okudum gunler boyu geceler boyu
*cok dusundum, buldum, islah oldum
8:59 AM
18.7.07
deep deep breathe
3-4 hafta once kadeh tokusturdugun, vodkana visne suyu yerine kola koyan, sana zorla bira icirmeye kalkan, mezuniyet balosu icin zorla buldugu elbisesinin ayrintilarini dinledigin, rahatsiz yatakta ben yaticam kavgasi ettigin, cildirip iki eliyle cigdeme dalip 3 saat boyunca kafasini kaldiramayan, guzel mi guzel, dunya iyisi insanlar olmemeli... bi doktor her an hersey olabilir dememeli.. oyle bi gerceklik yok.. 23 yasindaki bi insan fenalasmissa onceki gece cok ictiginden olmasi lazim ne beyni ne kani ne pihtisi ne felci noluyo durun
10:52 PM
icteki kiri su degil, ancak gozyasi temizler
Yepyeni bi gun bugun, kisi kendini sevmedikce hayati da sevemez, ki nefes almayi ne kadar da cok sevdigimi iste tam da boyle zamanlarda anliyorum, yoksa yiten ben miyim derken kendimi yitirmedigimi, kat be kat buyudugumu, cok sey ogrendigimi biliyorum. ben ayni benim, yillarca kendimde buyuttugum hersey hala yerli yerinde, daha da saglam duruyorlar.. izmir'e gidiyorum donusumde o sakin kendinden emin dimdik durusumu da yanimda getirmeyi umarak.. babam hep "hatalarindan ders cikarmayi ogren" der "bak bunlar bedava hayat dersi, biz hep senin yanindayiz her hatanda her basarinda seninleyiz ama kendi mutlulugun icin yasa ve ogren kizim.."
Hani Celaleddin Rumi der ya "icteki kiri su degil, ancak gozyasi temizler" diye,
Bugun guzel bi gun..
11:09 AM
17.7.07
tefekkur
insanliktan ciktigimi hissediyorum.. kendime saygimi tamamen yitirdim, bana benden hicbisey kalmadi, ben kalmadim, kendime yediremiyorum.. kendi coplugumde bogulup gittim simdi ne yapilir, ne gelir elden, ne denir ki?? "ozur dilerim" anlamini ancak bu kadar yitirebilirdi kelimelerin kifayetsiz kaldigi an bu, tum pisligimi doktum herkese, susuyorum defol git demelerini bekliyorum, beklemiyorum defolup gidiyorum, ben ben olana dek yokum buralarda
9:54 PM
16.7.07
b.o.k
zincirleme kufur tamlamalari ususuyor beynime cok yaratici olamiyorum ama kafi.. simdi buraya yazamiyorum taniyan var tanimayan var, halbuki ben ne kadar da kibar duzgun hanim hanimcik bi insanim diii mi.. lanet olasi bi bokum ben aslinda bilmeyenleriniz vardir belki, benden duyun, bokun icine saplanmis kendi deger yargilari dogrulari oldugunu iddia eden bi bokum ustelik. simdi neden diye sormasin kimse, hadii caniim biz seni biliyoruz diye de zirvalamasin, kim tanir ki beni benden iyi, kimse, evet ben de oyle diyorum.. zarar verdigim insan sayisi almis basini giderken esas zarari kendime veriyorum... yani efendiler oyle durduguma bakmayiniz, bilen bilir bokum ben..
4:45 PM
11.7.07
diferansiyel denklemlerin kitabi bastan yaziliyor
simdi bak;
elimizde neler var ortaya dokelim;
1-first order linear equations... burda 3 senecegimiz var denklem seperable olabilir ki bu en kolayi, seperable hale getirilebilir ki bunun iki yolu var ya integrating factor kullanicaz ya da substitution yapicaz.. integrating factoru bulmayi biliyoruz coefficient constant veya x'e bagli olabilir hic farketmez. ha bi de coefficientimizin hem x'e hem y'ye bagli olma durumu var iste o noktada araya equation'in exact olup olmadigi giriyo. hemen kontrol ediyoruz exactse buldugumuz F'i c'ye esitliyoruz. eger degilse yeni bir integrating factor buluyoruz ama nasil.. hih tamam hatirladim. bu konu tamam...
(haydaaa abim aradi evde yalnizim yine amaaaannn) neyse devam edelim
2-Modeling... bu gercekten zor once bi yemek siparis ediyim.. tamam devam ediyoruz.. madelleme yapmanin aslinda formulize edilcek bi yani yok kendime bu konuda guveniyorum, degiskenlere isim veriyoruz her degisken icin rate of change'i yaziyoruz cozuyoruz..
3-Second order linear equations... cok farkli yontemler kullanilabilir, exp(rt) en kolayi ama tabi hepsinde kullanilamiyo mesela denklemimizin homojen olmama durumu bunlardan biri (aslinda baska da bi durum yok di mi? evet yok) homojen diilse general solution icin once deklemi homojen kabul edip cozum kumemizi buluyoruz sonra da particular solution'imizla topluyoruz yp nasil bulunuyodu.. bi dakkaaaa..hmmm... hih tamam o da bi nevi integrating factor yardimiyla.. Y(t)=Aexp(t) diyoruz ya da Y(t)=Acost+Bsint diyoruz cevaba gore birini ikisini artik birlerstire ayira yapiyoruz bu konuyu cuz anlatmisti biliyorum.
tamam bunlar disinda direction fieldlerimiz var onlari burda cizemem zaten sikildim basim agridi mola veriyim ben hadi bakalim...
7:50 PM
7.7.07
sen
Hep seninle hep yanibasinda kalicak sandiklarina uzaktan el sallamak kalbin yerinden cikmasina bogazin kor dugum olmasina ellerin titremesine gozun yanmasina basin donmesine bacaklarin tutmamasina sebep oluyomus... bugun ogrendim, sen gidince...
mutluluguna canim kardesim, mutluluguna...
9:05 PM
1.7.07
KIRINTI
Bu kacinci izleyisim bilmiyorum, daha ne kadar aglayabilirim bilmiyorum, soylenecek milyonlarca sey varken neden sadece susabiliyorum bilmiyorum... izleyin, sonra susup birbirimize bakalim
11:47 AM
30.6.07
ordinary day, just an ordinary day
Alabildigine siradan ama guzel bi gun... Hava serince, uzerimde uzun kollu biseyler var, ayaklarim her zamanki gibi buz gibi, ellerim ilginctir ki ilik, midem rahatsiz ki bu da son derece normal dun gece Mehmet'in Almanya'dan gelisini kutladik 1 sise chardonnay bolca raki ve sigarayla hemen akabindeyse Burcu'nun Prof. Dr. olma yolundaki ilk adimini... Velhasili kelam cok icmisim midem isyanlarda. Bu sabah kisliklarimi topladim, camasir odasina kaldirdim, renklileri makineye attim, dun geceden kalan bulasiklari bulasik makinesine yerlestirdim, kazim koyuncu dinledim gazete okurken, abim ton balikli sandwich yapti onu yedim sonra karpuz yedik pardon duzeltiyorum "buz gibi karpuz", abim bunun uzerine epeyce vurgu yapti yoksa yemicektim. Annemlerle konustuk yazliktalarmis, adem amcayla hulya teyze de bizdeymis, sesleri cok iyi geliyodu. Gunlerdir Battali bekliyorum meraktayim cuma gunu yola cikti tam 8 gun oldu ama ortalikta yok telefonu kapali endiseleniyorum, Battalin Strasbourg'dan arkadasi Gulin beni aradi o da cok endiseli en kisa zamanda bi haber cikar umarim, Battali cok ozledim... Bugun Ceren ve Taylan Hollywood filmleri gecesi yapicaklar, 3 film birden-topgun, rocky4, holiday- suphesiz cok eglenicez.
Ve iste tum bu siradanliklar beni bi yerimden cekistirirken;
Pazar gecesi Istanbula gitmeye karar verdik...
2 Temmuz pazartesi gunu gelecege utanmadan bakabilmak icin Hrant Dink'in durusmasina gidicez... Unutmadik, unutmayacagiz diyebilmek icin...
2:12 PM
24.6.07
Benim Kardesim...
elimde degil ki kardes, ciger yarisi kardes, gonul agrisi kardes, benim kardesim, kalbimin yarisi kardesim, gozumun isigi kardesim, bogazimin dugumusun simdi, elimde degil ki kardes, sensiz yapamam ki, sensiz tam olamam ki, sensiz kalamam ki bu sehirde, evini evim yapan kardesim sensiz hicbiyere evim diyemem ki, gozumden akanlari durduramam ki, canim kardesim, guzel kardesim, benim kardesim...
10:46 AM
10.6.07
not
nasilsin?
ben izmire gidiyorum otobus 12de, cok uykum var, dun geceden kalma bi mahmurluk var uzerimde kendime gelemedim hala, uyumamaya calisiyorum ki otobuste uyuyabileyim, gerci biliyosun ya ben her kosulda uyuyabiliyorum, olsun yine de cok uykum olsun ki ikramlarda bile uyanmiyim, hatta afyonda da uyanmiyim...39 numarada gidicem en arkanin bi onu cam kenari, sanirim yanim bos yani saat 4te hala bostu insallah dolmaz cok rahat oluyo o zaman..ipodumda yolculuk icin bi dosya yaptim, 3saatlik, butun gece o calicak, uyurken de calmasini seviyorum ruyalarimi sekillendiriyo sarkilar... oyle iste... iyi geceler
10:31 PM
8.6.07
gitme
neden yuksek yuksek tepelere ev kurarlar ki kardesim niye uzaga gider ki ben naparim o gidince bogazim aciyo icim agliyo agliyorum
9:57 PM
28.5.07
nektarin
cok mutlu bi cocuktum ben ne istedigimi bilirdim hep kafam hic karismazdi komsunun ciceklerini koparmak istiyosam koparirdim yakalanma riski umrumda bile olmazdi degerdi cunku o cicege sirinceye gittigimizde canim seftali agacina tirmanmak istiyosa tirmanirdim bilenler bilir seftali agaci mahveder insani heryeri kasinir kasiyim derken yolar kendi kendini sonra kanar durur her yani bunlari bile bile tirmanirdim ben seftali agacina kafam karismazdi acaba tirmanmasam mi diye zaten agactan koparinca da sicak olur bu meret diye bahaneler bulmazdim kendime dogrudan dupeduz ne istiyosam o cunku degerdi... cilek mi topladim, canim hemen yemek mi istiyo, yerdim ilaclar zehirliymis de amanmis da... ben yerdim hatta zehirlenmistim de bi, ama kime ne bi gece atesim cikti sonra iyilestim cilekler sahaneydi... simdi bakiyorum da buyumus muyum ne buyumek istemedim ki ben hic anneme kucukken "noooolluurrr buyumiyiiimm" dermisim iste bu yuzdendi... hesap yapar olmusum canim yanmasin diye pazarlik yapiyorum hayatla ve evet cok hakli "garanticiyim" bugunlerde, buyudum buyuyeli en zoru da bu sanirim ne halt ettigini bilip aynen devam etmek degisememek cabalayip yapamamak seftali agacina sirt cevirip nektarin agaci aramak...
2:19 PM
24.5.07
ben dururum tende can seyrüseferde
3:05 PM
23.5.07
whether or not
Aklıma ususuyor gecmis, aynaya baktigimda gordugum yuz benim degil gibi, taniyamiyorum, gozlerim kapaniyor disaridan acik gorunurken. Cocuklugum ergenligim dunum hepsi uzakta kaldi...Kucuk Prens ne demisti “When you've finished getting yourself ready in the morning, you must go get the planet ready.” Sabah kalktim hazirlandim, dunyayi degistirmek icin yola koyuldum, kolay olmadi, vazgectim. Nelerden vazgectim simdiye dek yasim 23’ken daha, bu kadar gencken daha... ilerde nelerden vazgecicegimi dusunmeye basladim, serbest cagrisim basa bela.Hayat iste boyle olmasi gerekiyordu oldu diyebiliyorum sadece, olmasini istedigim sey oldu, eksikleri var elbet, daha once de olmustu hepsi bir arada olmuyor. Degismesini istediklerin degismiyor ne yaparsan yap olmuyor, uzgunum simdi sadece, evet dogru kelime bu, uzgunum. Ortasina kendimi koydugum evren hizla donuyor, kucucuk oldugunu bildigim sorunlarim var gecicegini de biliyorum.
7:44 PM
16.5.07
le petit prince
"it is the time you have wasted for your rose that makes your rose so important."
"you are not at all like my rose,as yet you are nothing. No one has tamed you, and you have tamed no one."
On ne voit bien qu'avec le cœur, l'essentiel est invisible pour les yeux
7:27 PM
4.5.07
Kim inanirdi ki buna?
Siradan bir yalnizligin duvar kenarina sikistirilmisim; ya da ben tersmisim, tersimmis yuzlerini aydinlatan
Belki de tek bir sansi vardir herkesin.
Gerisi parlakligiyla avundugumuz yildizlarmis
Tek ruyaliktir belki hayat, ki bulutlar coktan alip goturmustur gunesi.
Simdiyse seni bekliyorum;
okudugum romandaki o kahraman gibi,
cik karsima haykir ne varsa,
sonra, sonrasinda, ben sonumuza uc nokta koyarim…
Sonra, bitecegini hep bildigin bitmeyen ask hikayeleri gibi ; zor durumda siyriklarini pansuman edecegin gune kadar sabirla sakladigin ecza dolabin sirtindaymis gibi ,kopuklu ellerinle calan kapiyi acmak gibi siradandi her sey, her sey olaganustu baslarken, bulasik suyuna karisan duslerin kadar baskalarinindi da hayat...
ve hayat burun farkiyla akti gitti.
8:01 PM
1.5.07
amcam
Amca gitmeseydin... Amca keske hic gitmeseydin uzakta olsaydin da varligini bilseydim, ama gitmeseydin... Benim amcam iyi bir adamdi, cocuk ruhluydu... Dudaginda sigara izmaritini senin gibi tasiyan kac kisi vardir ki? keske hic tasimasaydin diyesim gelse de...
Benim amcam baska bi adamdi...
2:57 PM
25.4.07
-------------
artik yazmiyorum, belki yazarim bi gun ama sonra simdi diil uzunca bi sure yazmicam
12:07 PM
22.4.07
urbanization
anlamadigim sey kentsellesmek istemeyen hindistan halkina karsi takinilan bu tutum...hayir kentsellesme olmak zorunda olan bisey degildir hayatlarini bu sekilde idame ettirmek istiyolarsa ettirsinler, sen neden oturup bunun uzerine kafa patlatiyosun ki, valla anlamadim...
6:43 PM
15.4.07
.
Hayal kirikligi her derde deva
10:35 PM
11.4.07
gelgit
gidip gelmeler... gelip gitmeler... git'ler, gel'ler... gel'ler, git'ler... hayat bundan ibaret sanki...
8:40 PM
9.4.07
cocuk
ancak parmakla gösterilemeyenler değil midir zaten hep çocuk kalanlar? değildir belkide...
10:42 AM
ben boyle miyim gercekten?
craves attention, messy, open, rash, irritable, likes large parties, low self control, weird, fragile, does not like to be alone, emotionally sensitive, worrying, depressed, heart over mind, does not respect authority, dependent, not rule conscious, not good at saving money, likes to fit in, very social, frequently second guesses self, phobic, suspicious, not careful, outgoing, vain, compassionate, aggressive, likes to make fun, hates to lose
kaynakca:
bi yorum yapin ya
10:01 AM
8.4.07
...
11:12 PM
7.4.07
entusiasmo
Bugun kaza yaptim, odtu yuzyil kapisindan ciktim naz gidayi gectim, saga dondum arkadan kocaman bi tane minivan paaat diye vurdu. sol arka iceri goctu epey ama bana bisey olmadi neyse ki yavas gidiyodum istek uzerine. Bu da ilk kazam olmus oldu nazar boncugu diyelim, sey gibi bu da hani kucuk depremler fay hattinin gerilimini aliyo ya ben de arabanin sinirini bosalttim bi. Kaza yaptigim kosedeki evde 2 kiz kardes vardi cok sevdiler bizi, cicek verdiler (aslinda ot verdiler ama onemli olan niyet) moralimin bozuk olmasi icap ederken ben cok guzel bi gun geciriyorum suratimda gevrek bi gulumseme var, dun gecenin etkisi sanirim, metin ve edayla cok eglendim, iranliyla tanistim akillara ziyan bi adam, baris vardi, en nihayetinde mehmetle tanistim (evet evet mickey mouse) sonra secinle de karsilastik biraz sarhostu ama olsun cok keyif aldim...velhasil-i kelam bugun cok mutluyum
5:03 PM
26.3.07
SEN
1- SEN Sen Sen 2- Sen SEN Sen 3- Sen Sen SEN
MESAJ Olebilirim genc yasimda, En guzel siirlerimi soylemeden goturebilirim. Simdi kavak yelleri esiyorken basimda, Sevgilim, Seni bir aksamüstü düsündürebilirim.
DUVARA ASTIGIM olunceye kadar seni bekleyecekmis , Sersem. Ben seni beklerken olmem ki.. Beklersem.
360 DERECE Dunyanin nufusu ikiye bolunuyor, Yarisi sen oluyorsun, yarisi ben.. Sonra ikimiz bir butun oluyoruz. Kimseye sezdirmeden.
1- Onceleri hep Sen vardin 2- Simdi de hep Sen varsin 3- Hep Sen olacaksin
4:48 PM
23.3.07
beni bu efe sevin mahvetti
Evet dogru fizik cimleri seftali sarabi hos seyler bunlar ama haftaya istikbalimin belli olacagi gercegi de unutulmamasi gereken bir nokta kanisindayim. Burdan Sir Efe Sevin'e sesleniyorum hocam bole olmaz 4.0'lik ortalamana mutesekkil arsizliginin benim gibi kendi yaginda kavrulan ogrenci tayfasi uzerindeki etkilerini bi dur bi dusun bre!Simdiden gelen bahar havasina bole etkili bi bicimde girersek sonumuz hayir olmaz. Bu baglamda Efe Sevin'e saygilarimi sunar gozlerinden operim. Akli selim arkadaslar edinmeyi kendime bir gorev bilip bu bilincle yoluma devam etmeyi dilerim.Saygilar
6:17 PM
20.3.07
gozlerimi de al
Bir kaç satır istiyosun benden şimdi, sana sayfalarca yazabilecekken, içim öylesine sen doluyken, gece rüyamda bile seni görürken, her köşe başında bize ait bişeyler varken, kardeşim olmuşken, ailene girmişken, kavga bile etmişken sana satırlar veremiyorum kızma bana, al gözyaşım senindir hıçkırığım, kalbim senindir ama bana “gidiyorum bana bizi yaz, okudukça hatırlıyım” deme, dayanamam. Beni burdan hatırlama beni pilarda gezerken hatırla malibu içerken çikolata yerken hatırla kurduğumuz hayaller gerçek oldukça hatırla beni. Sana bir kaç satır veremiyorum kızma bana nolur, sana kendimi veriyorum al götür, bu şehrin her yerinde biz varız, şimdi oraya götür beni, evinin karşısındaki çiçekçide buluşalım bundan sonra, endonezya kahvesi içelim, pazara gidelim, pazarın karşısındaki musluktan su içelim, beni yanında götür Ceren kalamam ben artık bu şehirde. “Orda” yemek yiyemem artık, “Orda” kahve içemem, “Orda” cheesecake yiyemem, Ceren ben artık “Öyle” konuşamam... Bir kaç satırı çok görmüş deme nolur, yazamıyorum elim varmıyor, gidişin hızlanıyor sanki her tuşa basışımda, avcumdan kayıp gidiyosun, korkuyorum gidişinden, o günden çok korkuyorum. Sabahları rüyalarını duyamayacağım için korkuyorum, gecenin bir yarısı arabaya atlayıp kapında dikilemiyeceğim için korkuyorum, istediğinde yanında olamayacağım için korkuyorum. Bana ömrünü açan canım kardeşim sana bir kaç satır veremiyorum, gözlerim senin olsun... Seni çok seviyorum
11:04 AM
18.3.07
sortie
tum yanlislarim tum gozden ve elden kacirdiklarim, tutabildiklerim ve benim kildiklarimla bir hayat yasadim ve ben olmaktan, iyi kotu, boyle olmaktan en sonunda hosnutluk duymaktayim garip bir gucluluk yikilmazlik bilgelik duygusu var icimde, en sonunda ele gecirmeyi basardigim bir ozguven..- oyle ya daha onemlisi var mi hayatta, ben boyle mutluyum, oylece oldugum gibi. Hep cok neseli degilim hep huzunlu de degilim hep asik hep umutlu hep emin degilim, kararsizim cogu zaman, birak olsun oldugu gibi demiyorum yazmak kanimda var... Boyleyim iste göl degil deniz, en dalgalisi... “gelebildin mi?” dedi bana bi sevdigim ben gelemem ben yoldayim boyleyim memleketi gurbet gurbeti memleket yapanlardan, uzaktan bekledigi uzakta bekleyeni olanlardan.
12:31 AM
6.3.07
susuyorum... kizginken konusmak hic yakismiyor bana
2:12 PM
2.3.07
berlin...
hala berlin’de bir bavulum var bu yüzden en kısa zamanda yine oraya gitmem gerekiyor geçmiş zamanların mutlulukları hala o küçük bavulumun içinde saklı
hala berlin’de bir bavulum var o bavul orada kalacak, ve bunun bir anlamı var böylece ziyaretin nedeni olacak çünkü özlediğim zaman yine oraya gideceğim.
paris’te rue madeleine cok güzel mayıs’ta roma’da gezmek ya da viyana’da şarap eşliğinde bir yaz gecesi hepsi çok güzel ama bana gülseniz de benim aklım hala berlin’de.
hala berlin’de bir bavulum var bu yüzden en kısa zamanda yine oraya gitmem gerekiyor geçmiş zamanların mutlulukları hala o küçük bavulumun içinde saklı
hala berlin’de bir bavulum var o bavul orada kalacak, ve bunun bir anlamı var böylece ziyaretin nedeni olacak, çünkü özlediğim zaman yine oraya gideceğim.
çünkü berlin’de hala bir bavulum var…
*cok mesafeli bir iliskimiz var berlinle, oyle cok icli disli degiliz lakin ben kendisini ziyadesiyle seviyorum, bavulum yok malesef orda dedim ya bavulumu birakicak kadar samimi diiliz. bi arkadasin bavulu vardi bahanesiyle gitsem diyorum...
2:25 PM
evet aynen oyle...
agliyorum, kalbim burkuluyo, bogazim dugumleniyo...gitme dicem elimde olsa, hatta nikah memuru sordugunda hayiiiiiiiiiiirrr diye bagirmayi bile dusunur oldum ama o mutlu olucak ya elimi kolumu bagliyo iste. Evimden ayrildim, bu soguk sehirde bana yeni ev verdi o, kardesim oldu canim bitanecigim kalbim oldu. hayatini acti, icini acti, sabahlari operek uyandirdi, televizyon izlerken gozumu kapatti kavga ettik kardes gibi, cikolatasini paylasti, adnan amcam babam gibi oldu gulcan teyzem annem gibi sarildi, o'na kizar gibi bana da kizdilar yaramazlik yaptigimizda...Kardesim benden cok sey goturuyosun yaninda, icimi acitiyosun, ama iyi ki gidiyosun...seni cok seviyorum
11:07 AM
28.2.07
no comment
beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın öylesine yıktın ki bütün inançlarımı beni bensiz bıraktın, beni sensiz bıraktın...
12:04 AM
20.2.07
fuzuli'den
Şeb-i yelda-i müneccimle muvakkit ne bilir Müptela-i gam’a sor geceler kaç saattir
(en uzun geceyi muneccimle muvakkit* ne bilir aciya muptela olana sor geceler kac saattir) *gunese bakarak namaz vakitlerini bildiren kisi Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge Ne açar kimse kapum bad-ı sabadan gayrı
(ne yanar kimse bana gonul atesinden baska ne acar kimse kapimi sabah ruzgarindan baska)
beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
(beni canimdan usandirdi eziyetten, yar usanmaz mi gokler yandi ahimdan dilegimin mumu yanmaz mi tum hastalara bu sevgili derman oluyor da nicin kilmaz bana derman beni hastadan saymaz mi)
4:13 PM
13.2.07
no promises given and/or taken
just this...
You've got to get yourself together
You've got stuck in a moment
And now you can't get out of it
Don't say that later will be better
Now you're stuck in a moment
And you can't get out of it..
thanks for anything
11:56 AM
2.2.07
yolcu yolunda gerek
Gidiyorum... Prag’a 4-12 şubat Dönesim yok geri Ama dönmek üzere... Az kaldı dönmemecesine gitmeme Az kaldı biliyorum Bağcıklarını bağlamış küçük çocuklar gibi Kapının dışında annesini bekleyen, Gitmeyi bekliyorum Dört gözle... Kaçtığım bişeyler var Umarım kendim değilimdir...
12:59 PM
31.1.07
bayramlık
Koyunlar keçiler ve koçlar için Ne kadar bayramsa kurban bayramı Bu barış var ya, bu barış Cephedekiler için o kadar barış
Kan uykusu’nun yapımcılarına armağan olsun Can Baba’dan...
11:34 PM
17.1.07
Abraham nerdesin...
Öncelikle sunu belirtmek istiyorum bu yazi sadece iki kisinin anlayabilecegi bir yazi olacaktir o iki kisi kendini biliyor eger acaba ben miyim ki diyorsaniz biliniz ki degilsiniz...neyse ben abraham'i ariyorum aklima o gelince agzim kulaklarima variyo dun butun gece ruyamda o vardi L.A'den londraya gittim jetlag oldum, sofia&olivia var bi de ki onlari hic sormayin...Neden boyle sizce yani abraham diyorum, aklima bi de ne geldi biliyo musunuz hani dedin ya abraham'i sen yaratabilirsin ancak icinde diye, ben kendimi bu olaya hic yatkin gormuyorum. Demek istedigimi anlatabildim mi bilmiyorum ama kisaca ben genel olarak olmasa da abraham soz konusu olunca bardagin bos kismini gormeye megilliyim. yani ben senin gibi ardahana gitmeyi goze alamam ankaradan ete kemige burunmus abraham olabilir mi ki? Neyse neticeden bahsediyim ruh halimi en iyi tabir eden hayvan "kelebek" renk "kirmizi" mevsim "yaz" sarki "truly madly deeply" yemek "zeytinyagli bezelye"... hala agzim kulaklarimda seftali sarabinin tadi da damagimda... 16 Ocak bizim gunumuz abraham'i tutup kolundan getiricem size, yilbasinda miles amanda abraham siz biz bi cute meeting ayarlayalim diyorum siz alt alin ben ust...ben hala guluyorum...
3:24 PM
16.1.07
bakterilerim, ben, hersey
finaller officially olmasa da benim gozumde bitmis bulunmakta...rahatladim mi "hayir" peki niye? "bilmiyorum" öyle iste hala icim daraliyo...siz yesil çayla siyah çay arasindaki farki biliyo musunuz et pisince neden kararir caya limon attik mi neden rengi degisir etle yogurt yemek iyi midir kotu mu benzopyrene nedir aflatoxin nedir JECFA napar E-number ne ise yarar?sevmedigimi hoşuma gitmedigini dusunmeyin guzel tabi bunlari bilmek ogrenmek falan hem kolay da hatta en kolayi ama sorsalar bunlarla ugrasmayi zerre kadar istemem.. velhasil-i kelam donem boyunca buyuttugum bakterilerim öldü bugün, hepsini kaldırıp çöpe attım. önümüzdeki dönem bi dizi daha yetiştiricem büyütüp çöpe atıcam size de haber veririm...son olarak inci aral'in dedigi gibi ; "Bütün yanlışlarım, gözden ve elden kaçırdıklarım, tutabildiklerim ve benim kıldıklarımla bir hayat yaşadım ve ben olmaktan, iyi kötü ama böyle olmaktan en sonunda hoşnutluk duymaktayım. Garip bir bilgelik, güçlülük, yıkılmazlık duygusu var içimde. En sonunda ele geçirmeyi başardığım bir özgüven. Bu yüzden de çırılçıplak kalmaktan ve bir kadın, bir insan ve hâlâ temiz olduğumu herkese göstermek için soyunmaktan kesinlikle korkmuyorum"
11:10 AM
15.1.07
müsvette
ne biliyim iste ben de anlamadim ki, spinoza'ya uzagim herkese uzagim, salincagim bos yanim bos icim bos, bombos, sıkıntıdayım sıkılıyorum inanir misin blogcum bak bu da oldu iste, hos gidisler ola...
2:34 PM
8.1.07
en iyi arkadasim evleniyor!
evet dogru duydunuz evleniyo hatta evleniyolar benim en iyi arkadaslarim evleniyolar!!!birbirleriyle degil biri davidle biri aysegulle...aysegulu tanimiyorum ama benim en iyi arkadasimla evleniyo hatta aysegul benim mustakbel kocamla evleniyo,ben evlenicektim caglarla!ceren de ispanyaya gidiyo evleri bile hazir, haziran sonunda evleniyo iste basbaya...ya biz daha kucuguz bi durun yapmayin etmeyin diyesim geliyo ama gencler anlasmislar sevmisler birbirlerini diyip susuyorum...
1:46 PM
yas 22 yolun %56si
You've Experienced 56% of Life
You have a good deal of life experience, about as much as someone in their late 20s. You've seen and done enough to be quite wise, but you still have a lot of life to look forward to.
ging es mit hängenden Armen, wollte der Bach sei ein Fluß, der Fluß sei ein Strom, und diese Pfütze das Meer.
Als das Kind Kind war, wußte es nicht, daß es Kind war, alles war ihm beseelt, und alle Seelen waren eins.
Als das Kind Kind war, hatte es von nichts eine Meinung, hatte keine Gewohnheit, saß oft im Schneidersitz, lief aus dem Stand, hatte einen Wirbel im Haar und machte kein Gesicht beim fotografieren.
Als das Kind Kind war, war es die Zeit der folgenden Fragen: Warum bin ich ich und warum nicht du? Warum bin ich hier und warum nicht dort? Wann begann die Zeit und wo endet der Raum? Ist das Leben unter der Sonne nicht bloß ein Traum? Ist was ich sehe und höre und rieche nicht bloß der Schein einer Welt vor der Welt? Gibt es tatsächlich das Böse und Leute, die wirklich die Bösen sind? Wie kann es sein, daß ich, der ich bin, bevor ich wurde, nicht war, und daß einmal ich, der ich bin, nicht mehr der ich bin, sein werde?
Als das Kind Kind war, würgte es am Spinat, an den Erbsen, am Milchreis, und am gedünsteten Blumenkohl. und ißt jetzt das alles und nicht nur zur Not.
Als das Kind Kind war, erwachte es einmal in einem fremden Bett und jetzt immer wieder, erschienen ihm viele Menschen schön und jetzt nur noch im Glücksfall, stellte es sich klar ein Paradies vor und kann es jetzt höchstens ahnen, konnte es sich Nichts nicht denken und schaudert heute davor.
Als das Kind Kind war, spielte es mit Begeisterung und jetzt, so ganz bei der Sache wie damals, nur noch, wenn diese Sache seine Arbeit ist.
Als das Kind Kind war, genügten ihm als Nahrung Apfel, Brot, und so ist es immer noch.
Als das Kind Kind war, fielen ihm die Beeren wie nur Beeren in die Hand und jetzt immer noch, machten ihm die frischen Walnüsse eine rauhe Zunge und jetzt immer noch, hatte es auf jedem Berg die Sehnsucht nach dem immer höheren Berg, und in jeden Stadt die Sehnsucht nach der noch größeren Stadt, und das ist immer noch so, griff im Wipfel eines Baums nach dem Kirschen in einemHochgefühl wie auch heute noch, eine Scheu vor jedem Fremden und hat sie immer noch, wartete es auf den ersten Schnee, und wartet so immer noch.
Als das Kind Kind war, warf es einen Stock als Lanze gegen den Baum, und sie zittert da heute noch.
2:47 PM
25.12.06
olmak ya da olmamak
Guvende hissetme cabalari... “Guvende olmak icin canini bile verebilecek olmak Mutluluk icinse en ufak riskleri dahi al(a)mamak” Tek oldugunu kafandan at(a)madan iki kisicilik oynamak Bir hayalin gercek olma ihtimaline duyulan inancsizlik Hayalin gerceklesmesine izin ver(e)memek Acik denizler gibi dalgalanmak Göl ol(a)mamak Zaman zaman durulmaya ozenmek Durgunlara ozenmek... Icgudusel degil, isteyerek inanmak, inanmayi istemek -guven(e)memek- Hangisini yegleyecegini bil(e)memek Bilincli yapilan mi kendiliginden olan mi Askla sevgi gibi Nedenini bilmeden oylece asik oluvermek mi Bilerek isteyerek –onu- sevmeye karar vermek mi... Ozerk bolge yarat(a)mamak -gecmisini sokmamak yeniligine- Yeni bir hikkaye yazdigina inan(a)mamak -tarih tekerrurden ibaret “degildir” diyememek- Beklemek Beklememeyi becerememek Bildigin ogrendigin yollardan gecmeyi istemek -Aciysa aci mutluluksa mutluluk...- Dondurmayi bile sade severken karisik olmak Tatlarin ayirdina varamamak
ISTE BUTUN MESELE BU
12:49 PM
22.12.06
film...
Sonunu bildigimiz bi filmi israrla izlemeye devam etmemiz nedendir hic dusundunuz mu? Adam kizi sevmektedir besbelli, kadin da adami ona bakarken saclariyla da oynamaktadir zaten, hersey ortada hersey acik filmin ortalarina dogru kadinin midesi de bulanir oley ask ucgeni kari koca ve cocuklari iste mutluluk... simdi kimseyi zan altinda birakmak da istemem tabi siz izlememis olabilirsiniz ama ben bole abuk sabuk bin tane film izledim itiraf ediyorum yine olsa yine izlerim. Hadi diyelim ben bu filmlerin farkli bitebilme ihtimalini seviyorum peki ya ayni filmin onuncu defa izlenmesine ne diyosunuz? -Peki yine tekil yapalim ozneyi- ayni filmi (hepsini diil elbet bikac ozel filmi, isim vermicem unuttuklarim gucenmesin) on defa izlememe ne demeli? -ne var yani film guzel izliyorum iste alla allaaaa- tamam tabi bu da bi cevap kabulumdur ama daha tatminkar bir cevap ariyorum bilesiniz. Simdi ben deniz sadece filmleri degil hayatta pek cok olayi defalarca ayni giris gelisme sonuc siralamasiyla pek cok defa yasiyorum ustelik bikmadan hatta usanmadan buna ne dersiniz ben yine bisey diyemiyorum...Tum sevenlerimin nezdinde kendime acil sifalar diliyorum
1:23 PM
20.12.06
snuffleupagus
Madem gittin Artik benim snuffleupagus'umsun Ben konusurum burdan sana Mektup yazarim Bi gun ikamet adresin olursa gonderirim Bakarsin yine sariliriz biz de Gozyaslarindan gercek oldugunu anlarim
2:56 PM
14.12.06
gitme...
1:27 PM
6.12.06
Tango
Benden ote senden ziyade... rivayeti bol bu arjantin tangosunun herkes baska sey soyluyor, ortak noktalari var elbet; "tango ask dansidir, ask yapmaktir"Evet ask var, icine dokunuyor insanin nefes alisverisin degisiyor izlerken bile, dans edenlerin kalp ritimleri degisiyor goruyorsun apacik sahnede flort ediyorlar. Basliyorum... Yine... Birakmamak uzere
11:24 AM
21.11.06
hareket vakti
Çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerde Bana ait bir şeyler var hep o sert gülüşlerde Sen yine olduğun gibi kal benim için sakın değişme Giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince Sen yine olduğun gibi kal misafirim bu şehirde Bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince...
2:40 PM
16.11.06
aman petrol canim petrol
Ugrunda mucadele edilebilicek seyler vardir hayyatta evet, savasirsak su veya bu sekilde sonucu degistirebilcegimiz seyler... peki degistiremiceklerimiz? Ne yapmali degistiremicegimizi anladiklarimizin karsisinda? İki secenek sunuyorum; 1-arkana bakamadan git kendi huznunu yasa 2-unut hic olmamis gibi davran neselen Saat 9u biraz gecmis annemin otobusu hala ankaradadadir diye geciyor aklimdan, ev sessiz, gidisleri hic sevmiyorum, buyuk icad su internet, bakalim neler olmus... boyle basladi iste, aradan gecen yarim saatin ardindan bilgisayar basinda bunlari yazarken buldum kendimi... baglantiyi kuramadiniz mi? tabi ya onemli kismi atladim an itibari ile irakta olenlerin sayisi 700,000i gecmis bulunmakta peki bu yeni bisey mi ne bu heyecan derseniz o naktada size yazinin basinda bahsi gecen iki durumu hatirlatmak isterim... elden gelmeyen karsisinda insanoglu unutmaya megilli yeni meselelere dalip gidiliyor iste, cani polismis, ters evrim bebegiymis, i. Melih Gokcekmis(anladiniz siz)... cok degil sadece 1000km kadar ötede bugun haber niteligi dahi tasimayan acip bakmadigimiz surece karsimiza cikmayan bir dram yasanmakta 700bini askin ÖLÜ!!! Ne icin öldü bu insanlar? Duyar gibiyim sizi “petrol” mu dediniz? Sabah soyle bi baktim da trafik agir mi agir akarken, arabalar da tek kisilik olmus tek kisilik hayatlarimiz gibi, park yeri mevzuu hanimla beyin kavga konulari arasinda ipi goguslemekte. Yaa evet size dedim babacim lafim meclisin tam da orta yerine, gobek tasina. Ha bi de sera etkisiyle kuresel isinma gibi yan etkileri de vardir ki bu kanli meretin oralara hiic girmiyorum size birakiyorum buyrun burdan yakin...kahvenizin yanina thom yorke’dan “harrowdown hill”i siddetle tavsiye ederim.
9:18 PM
14.11.06
ne gelir elimizden insan olmaktan baska
Ne çıkar siz bizi anlamasanız daEvet, siz bizi anlamasanız da ne çıkarEh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da.Hiçbir şey ! Kadınlar geçtiği o kadın kokusu anlarındaYıkanmış, mayhoş ve taranmış duygularıylaDönüşür içimizde az menekşe, bir sarmaşıkMenekşe, hadi neyse, mor deriz sarmaşıklaraMor deriz, mor bilinir çünkü, bir yandan güneşler kururHer yandan güneşler kurur, sanki yaz günüyledirBir adam kayboluyordur bir taşra sıkıntısıyla Deriz ki, "şuram ağrıyor" bir de, "başım dönüyor", "yanıyor avuçlarım"Belki de bir çığlık mı bu, bu seziş, bu yakınmaBir çığlık, hem de nasıl, katılmış, donmuş,yaşıyorcasınaUzansak ellerimizde uzansak avuçlarımızda, bir çığlıkNedir mi ellerimiz-korkunçtur bir elin bir köşesinde insanolmalarıyla-Korkunçtur insan olmalarıyla kıyısında bir yüreğinKıyısında gibi yangından, çok karanlıktan geçilmez caddelerinVe korkunç anlamsız gözlerinde ha dünya ha bir park bekçisininKorkunçtur insan olmaları, bir ceset, suda bir şapka gibi sallanaraktanBitmeyen bir selam gibi, hastayken, inceyken, yalnızlıklarda arananKorkunçtur-bunu anlıyoruz-bir yüzün en çoğul beyazındaKorkunctur insan olmaları güz ortalarında, eriyen türbe ışıklarındaVe korkunçtur eriyip kaybolmaların bir köşesinde insan olmalarıylaKorkunçtur korkunç!Diyerek: ben kimim, kime anlatıyorum, neyi anlatıyorum ayrıcaNeyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir tüketen isteklerimiTüketen kim. Hani görmeden daha, sezmeden herşeyin bittiğini Ama ne zaman saçları kurularken çok eski bir alışkanlıklaÇökerken üstümüze bir sözün, bir gümüş kupanın o sebepsiz inceliğiAnsızın bir ürperişte: bitti mi herşey bitti miYoo, hayır! öyleyse kimdir tüketen isteklerimiBir rüzgar, duyulup binlercesi birden bir rüzgarBirakıp giden beni bir kenara, bir uzağı, yada bir boşluğu bırakır gibi Ve ben ki hazırımdır bir süre unutulmayaAma hep sorulur gibidir benden: ben şimdi ne yapsam acaba.Ben şimdi ne yapsam, ben şimdi ne yapsam kaç kere yalnızHem bunu kaç kere söylemek, ne türlü söylemek adınaEskimiş fırçalarda, kırılmış şişelerde, tozlanmış ilaç kutularındaOkunmaz kitaplarda, uzaksı giyişlerde çocuksuz avlulardaAnlamsız kahvelerde, bir yolun çok ucunda, asılmış koyun butlarındaBen şimdi ne yapsam, ben işte ne yapsam kaç kere yalnızKaç kere yalnız, ama kaç kere yalnız, gene kaç kere insan olmalarımla Kapansam, evlere kapansam, yıkanmış bir deniz bulacaksam oradaAnılar bulacaksam- anılar mi dediniz ? ne sesli bir vuruşmaOdalar bulacaksam, odalarda kadınlar, çiçekler, çok aynalarRakılar, gene rakılar, kırıklar sonsuz yaralarBulacaksam orada, bir koltuğu bir koltuğa doğruBir yüzü bir yüze, bir eli bir ele doğru yaklaştıran çocuklarSinekler bulacaksam, kaskatı yapan boşluğu, sineklerZorlanmış bir gülüşten-iğrenip birden-kusmalar, bulantılarBulacaksam belki de: susanlar, bilmem ki niye susanlarÖlüler bulacaksam-ölü gözleri onlar, cesetler, giderek dışa vurmalarNe dedik, dışa vurmalar mı, yani ilk aydınlığı mı ölümünÖlümün ilk aydınlığı mı, ne dedik, sahi biz ne deseydik bu konudaNe deseydik bilmiyorum, ama var bu kadarcık birşey insanın sonsuzundaBu kadarcık bir şey-İyi ya, peki, şimdi kim var sıradaSakın haaaa!. biz yoğuz, bizi unutun, yok deyin adımızaYok deyin çünkü biz..biz işte korkuyoruz ne güzel korkumuzlaNe güzel ellerimizle.. Başlayın, hadi başlasanızaÖrneğin bir kahve falı ? Az müzik ? Diyorum biraz İskambil!..Ama hiç seslenmeyelim-seslenmeyelim-içimizden oynayalım ayrıca- Dört kişiyiz!- Hayır on!.- Bin kişiyiz!- Bana kalırsa..Ne kadarcık bir fark var bizimle bütün insanlar arasındaÖyleyse başlayalım: Koz kupa! Ah şu sinek onlusu bire bir unutulmayaÇayınız soğuyacak! Çayınız mı dediniz ? Ne tuhaf biraz anlıyorum- Üç karo!- Pas diyorum!- Susalım baylar, dört kupa!Ah şu sinek onlusu! Koz kupa! Çayınız mı dediniz ? Susalım!Susalım-Niye susalım-Anılar mı dediniz ? Ne sesli bir vuruşma!Ya sonra ? Bırakın şu sonrayı, bilmem ki nedir o sonraGene mi, başladınız mı ? peki şimdi kim var sırada Sakın haaaa!. biz yoğuz, bizi unutun, yok deyin adımızaYok deyin çünkü biz..biz işte korkuyoruz ne güzel korkumuzlaNe güzel ağzımızla.. Yok canım, ben var ya, istiyorum sırada olmayı istiyorum-Sahi mi- ama isterseniz siz olunSiz olun, biz olalım kim olacak ? -Hep böyle oyalansanızaYani "Şu sinek onlusu, susalım baylar, koz kupa."Gibi oyalansanızaBiraz oyalansanıza.Bir oyun başka olamaz oyundan gibiBir söz başka olamaz sözden gibiBir şey başka olamaz şeyden gibiTam öyle gibi, varıyor gibi bir mutluluğa Ne gelir elimizden insan olmaktan başka Ne gelir elimizden insan olmaktan başka Ne çıkar siz bizi anlamasanız daEvet, siz bizi anlamasanız da ne çıkarEh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da.Hiçbir şey ! Kimse bir gün gözlerimi sevmeyecek korkuyorumBir yaşlı kadın en erkek boyutundaKendisiyle çiftleşecek kaç kere yalnızKaç kere yalnız, kaç kere şaşırmış, bitkin kaç kereBir ölgün ses bulacak sesinden çok uzaklardaVardır ya, hani bir yer, uzakta çok uzakta Ölüm mü- yok canım, çok sesli bir evrende çok erken dahaÜstelik bilmiyoruz da, doğrusu bilmiyoruz, ölüm mü, bunu hiç bilmiyoruzDiyoruz: yaşasak çıkmazları, sevişsek olmayanlarlaTavşansı sıçramalarla bitirsek şu ormanıBöylece, niye olmasın, işte bir orman dahaSanki bir gölgeye geldik; yorulduk, acıktık, susadık birazVe doyduk, ve içtik, ayıldık bir anlamdaAyıldık ve sorduk, baktık ki hep ormandayızKaç kere ölmemişiz, kaç kere sormamışız, bu kaçıncı dalgınlığımızYani kaç sesli bir evrende kaç kere yalnızNe ölmek, ne ansımak! sadece yaşamaklaTam öyle gibi.. Demeyin: eh, biraz yorulsak daDemeyin, sakın haa, yok şu kadar bir şey insanın sonsuzundaBiz şimdi ne yapsak, biz şimdi ne yapsak, biz işte birazbilmiyoruz ya Diyoruz: yaşasak çıkmazları, sevişsek olmayanlarla.(edip cansever 1961)
3:34 PM
8.11.06
sandiktaki inciler
Boyle olur iste tepetaklak olursun kirip doktugun parcalari binbirinci defa toparlamaya calisirken eksiksiz olsun diye yerlerde surunurken buluverirsin kendini, buldum kendimi...beter olayim da dersin bi yandan ama insanin ozune aykiri ya bu beter olmayi dileyemezsin gercekten. Kendine ettiklerine bi bak hele. ufacik tefecik ici dolu tursucukken yazdigin yazmayi sevdigini anladigin o donemlerde ettigin beylik laflar ususuverir beynine, olmak istedigin kisiyi yeni yeni belirlemis kendi dogrularini kabul ettirmeye calistigin o donemler; sene 1998 orta ikinci sinif asigim ulen adi da emrah cirkin mi cirkin bi cocuk ona yazicam diye oturdum aldim kagidi kalemi elime yok olmuyo yazamiyorum yazmak aska yakismiyo, yazma eylemi oyle basit seylere alet edilmemeli, yazamadim ya boyle bi cikarim yaptim zamaninda neyse kismet degilmis soylemedim emrah’a onu sevdigimi ama o gun yazdigim sey aklimin kose yerinde durur hala;
Her caldigin kapi kapaniyorsa yuzune Calamadiklarinin arkasindakiler de bakiyorsa sana pervasizca, oylesine Hayatindaki tum bosluklar buyuyorsa gitgide Artik seni bile aliyorlarsa iclerine Aynada izle kendini bir kere Bak gozlerinin icine Ve sor aynadaki kendine “dunya mi boktan yoksa ben mi” diye...
Guzel demisim, bak sene oldu 2006 nerdeyse 10 yil olucak kocaman oldum, hala sorasim var su aynadaki kendime dunya mi boktan yoksa ben mi diye.
Her insanin hayatinda gerek yeter kosullari vardir ya onlari ezerken buldum kendimi, kendi kosullarimi, benligimin baslangicini... mumkun olsa ctrl-alt-dlt end task ardindan da restart... ama yok olmuyo...
Bu aksamki yazimizi da yine sandiktan cikan sarimtrak ceyizliklerle bitirelim.
Deniz ne karanlikti geldiginde ne ay sevincten kizarmis yuzunu denizin kucagina acmaya baslamisti. Gunduzdu daha egri isikli bi aksamustu...
what the fuck am i going to do with these fucking equations! why am i learning these stupid crowd of signs and numbers and letters!! what are computers for??????
-all cliches are bad except for the ones including math
3:34 PM
1.11.06
bir su yili denilebilirdi
gir otur disardan bakma oyle yabanci gibi o kadar gelmissin bi kahveyi cok gorucek diilim sana hem baksana islanmissin, cok hafif yagiyo halbuki yagmur uzun zamandir bekliyosun belli ki, gerci ne konusuyorum ki ben iceri giriceginden emin olarak gelmedin mi zaten taniyorum seni. neyse iste hadi buyur de bakalim ama once dur bi kahve yapiyim sana sekeri bol olsun, oyleydi di mi? pek azi aklimda kalmis da sana ait hatiralarin halbuki hic gitmicekler sanirdim benden, neyse iste buyur kahven... simdi baslayabilirsin ya da bi saniye bekle bi muzik koyiyim,ne dinlesek ne dinlesek tamam su cd vardi hani sen yapmistin onu acalim, tamam oldu evet dinliyorum seni. offf yanlis sarkiyla basladik tracy chapman time after time... duraksamadan dumduz konus durma duyma konus devam et ya da bi dakika ne dicegini biliyorum soylemesen de olur... istiyosan dinlerim bi kez daha ama sen de biliyosun ya uzer ikimizi de, inanmadin sanki bu bakislar ne boyle uzulmem mi saniyosun ya da uzulmedim mi hic? titriyosun soguktan mi yoksa cumlelerim mi acitti? oh icim rahatladi dur o zaman bekle uzerine kalin biseyler getiriyim cikar sunlari sen, islak islak niye onceden akil edemedim ki... iste getirdim giy guzelce sicak sicak, evet nerde kalmistik konusucak misin? ............................................................................................... bu sefer daha iyi anladim, biraz da kendime benzettim o yuzden de olabilir ama anladim. ne garip di mi gitmen gerekiyo geldigin gibi... iyi bak kendine diyorum hic sevmem o lafi bilirsin ama bu sefer tam demek istedigim sey bu, kendine iyi bak ben yokum... "bir su yili denebilirdi geldi gecti"
1:32 PM
27.10.06
affet beni
Ve iste kim ne derse desin geceyi sabah yapmak, uyumadan- uyuyamadan, garip bi bag kuruyo onunla aramda. Oysa ne kadar da emindim ona ait olmadigimdan. Evet yillarim hayatim cocuklugum ergenligim yaninda onunla onu severek onu hayran hayran izleyerek gecti kabulum. Ama simdi, artik, aylar oncesinden beridir, ben baska geceleri baska kokulari onun kadar cok sevdigimden suphesiz, yasar giderken, sabah edilen tek bir geceyle ona ne kadar da ait oldugumu bir kez daha anliyorum. Senelerce tekrarladigim “unuttum gitti zaten hic sevmemisim oyle sanmisim” zirvaliklari simdi intikam alir gibiler, kiminle boy olcustugumu gostermeye calisiyorlar hissine kapiliyorum. Boy olcusemeyecegim kadar buyuk bu sehir... Uzun zaman gecti cok kirdim seni belli ki, affet nolur, bir sehri sevmek nedir sende ogrendim inkar ettigime bakma. Sirf o da degil cok sey ogrettin sen bana. Iskele babalarin baba sefkatiyle sivazladi sirtimi geceleri cok defa, hani o tehlikeli sokaklarin var ya, ikicesmelikle konagi baglayan, o sokaklarda gordum ben “digerlerini”, korkmamayi ogrettin onlardan, 7 sene korfezinin kokusunu cektim icime midem bulandi ama yine ogrendim, nefesimi 2 dakika tutabiliyorum artik... Demem o ki ey sehr-i izmir yollarimiz ayrildi evet ama sana her gelisimde gel bi geceyi sabah edelim birlikte, gunesin korfezin uzerinden dogmasini bekleyelim bi kez olsun batidan yukselir belki kim bilir? Ha bi de baska geceler baska kokular seviyorum artik dedigime bakma onunla iliskimizin sonu gorundu bile..
11:35 AM
17.10.06
sen baskasin ben baska
daha once tecrube edilmemis bir durum - kim oldugunu baskasindan ogrenme- cok hos bi his oldugu soylenemez. isin ozu su; birileri tarafindan yapistirilan yaftalar sinir bozucu... "Bunu yaptiysan sen busun" kaliplara sokmaya calisma cabalari manasiz geliyor, kendimi "kalipsiz" gormemden ziyade kimseyi kaliplara sokmaya calismamamdan saniyorum.
9:42 AM
13.10.06
son
Tek basina kalir ya insan…Kalabalik icinde bi basina, gulerken aglamak gibi, kosmaktan yorulur gibi, susmak gibi, susamak gibi…Çölün ortasinda kalir da insan hani hasrettir ya suya... Bi sarkisi varmi tarifi guzergahi tadi tuzu kokusu var mi?Yalnizlik dedigin 9 harf sonra?Sonrasi bos bi basina geldigin gibi bi basina zevale ereceksin.Yalan mi var mi baska yolu Bak bi sensin o gun o saatte orada gozunu acan, yine sen o gun o saatte orada olamayan gec bunlari yolcu bi sensin iste aglayip sizlanma teksin geldigin gibi… oyle gider iste ne bi eksik ne bi fazla sen yaninda sen yine sen hep sen…
3:23 PM
ev..
Yoldayim, yer sari gok mavi, yesil bi agac gectik simdi sasirdim...izmir ankara yolu, az onceki tabelaya gore 192km var ankaraya...ankara dedim de; ilk ayimi hatirliyorum yurdumu arkadaslarimi arkadassizligimi zordu cok zor.iste simdi bir kez daha yillarca evim dedigim yeri arkamda birakarak gidiyorum kim bilir bi daha ne zaman ben yine oraya donucem, gercekten donmekten bahsediyorum, kordonda sirtimi yasladigim zaman iskele babasina kendi babama yaslanir gibi hissedermiyim ki bi daha, koca koca kartonlara gece yarilari “atesle yaklasma” yazarmiyim onlari elime alip gezer miyim, bok kokan denize ayaklarimi sokar miyim, alman konsoloslugunun onunde almanyaya gitmek isteyen sefil ogrenci numaralariyla gece yarilari vize sirasina giren almancilarla geyik yapar miyim...yapmam da buyumekten diil yollardan... sabaha karsi boynum belim bukuk uyandim bogazim dugumlu oldu annem dedim babam aslim canlarim sevdiklerim geldi aklima defalarca, bi daha oyle yaparmiyiz ki dedim, o gun nasildi ama diye geldi aklima uzuldum cok defa ama en guzeli yaptiklarimi burda birilerine anlatmaya basladim anlatirken onlarin da benim kadar heyecanlandiklarini gordum, burda, ankarada, kendi sehrimden uzakta ben gibileri buldum yeni dostlarim yeniyeni hikayelerim oldu, buraliyim artik hani bir sehri ev yapan yasanmisliklardir ya, ankarada yasiyorum...
8:48 AM
11.10.06
hani
Sokak uzak, sokak dar, sokak korkunc.. uzerime coken duman icimde yer ediyor, cigerlerimde, en derinimde. Buyu bitti mi ne hani asik olmustum, hani unutmustum varligimi, artik dusunmek yoktu dusunmeye burda yer yoktu aglamak uzulmek yoktu burasi oyle degildi burda yasamak vardi sadece, burda umut vardi, dunya boyle olmaliydi, burasi baskaydi, herkes ayniydi, renkler daha canliydi, mutluluk parayla degildi.. oyle gorunuyodu oyle olmaliydi..
Daracik sokak cepecevre sararken o karanlik yikintiyi, yikinti diyorum ya bakmayin ev orasi, kucuk koyu tenli guzel kizlarin evi, oyle guzel ki kizlar, gozleri oyle guzel ki karanlikta, mutlu ediyorlar insani donup tekrar tekrar baktiriyorlar kendilerine ama dedim ya oyle guzeller ki ‘karanlikta’... Bir sokak lambasi var o daracik sokagin ortasinda, vizirdiyor hafif hafif de pek duyuldugu yok, sokagi dinleyenlerin isitecegi kadar sadece, tam da o lambanin altinda, isigin verdigi huzurla gozlerindeki guzelligi gormeye calisanlara koyu tenli guzel kizlar gozlerini vuruyorlar birden, oyle sert oyle aci verici bakiyorlar ki, kisa bir sureligine de olsa inandigim ‘mutlulugun burda bedava oldugu zirvaligi’ yuregime oturuyor. Allahin cezasi bir ulkede allahin cezasi bir sehirde allahin cezasi bir mahallede kendim gibilere alismis, ben gibilerle sohbetlerime konu ettigim bu koyu tenli guzel kiz simdi su daracik sokakta gozleriyle olduruyor beni, uyan diyor sen hicsin, seni sansli orospu cocugu... Agir yuk, kalbimin kaldirabileceginden daha agir, bakiyorum bir iki ne yapabilirim ki gozlerindeki nefrete karsi ne gelir elimden hakli cunku koyu tenli kucuk kiz, beni sansli orospu cocugu...
Odama, yalniz ciktigim yolculugumun en mahrem yerine, ev belledigim sokaktan bozma tek kisilik dunyama donerken -baska baska sehirlerde baska baska sokaklarda olsa da, yolda olmaktan midir bilmiyorum, tum odalar ayni tum odalar ev burda- hickira hickira agliyorum, ruyanin en guzel yerinde uyandirilmis gibi
17.08.06
carrer del carme-barcelona
4:27 PM
Reach my prismic soul.
yalnizlligi sevmem, sevmemek de degil yalnizliktan korkarim, kahvalti yapmayi sevmem, sabah kalktigimda fado dinlerim, ankarayi pek coklarinin aksine seviyorum, sut tatlilarini tercih ederim, cesme'de methan dondurmacisinin sakizli dondurmasindan 1 kilo olsa yerim keske olsa, yolda olmayi hicbirseye degismem kaybolmayi seviyorum, barcelona'da yasamayi planliyorum, saraplara ilgim yuksek, en sevdigim chardonney, asansore binemiyorum, cok cabuk sıkılırım, yan flute basladim, daha once tangoya gitara italyancaya fransizcaya baslamistim sıkılıp biraktim, ani kararlar veririm pisman olurum yeni bi ani kararla sectigim yoldan donerim yine pisman olurum, kararsizim, arabayi hizli surerim duz vites tercihimdir, acikta yuzerim..